Fatih YILMAZ
Köşe Yazarı
Fatih YILMAZ
 

Yine yeniden

Okuyan, araştıran, düşünen ve aynı zamanda yaşadığı dönemden nefret etmeyen pek az insan olsa gerek. İnsan, hayatın anlamının peşine düştüğünde aynı zamanda daha iyinin ve hatta mükemmel olanın da peşine düşmüş oluyor. Peşinde olduğumuz, aradığımız hayat ile yaşadığımız hayatın gerçekleri birbirinden ayrıldıkça işler daha da karmaşık bir hal alıyor. Daha iyinin peşinde olanlar için toplumun tüm kesimlerinden beklenti artıyor. Bu beklenti karşılık bulmadığında da yalnızlığa doğru giden bir yola giriliyor. Mecburi istikamet gibi. Aslında düşünürler yalnızlığı tercih etmiyor, hayat ve içinde yaşadıkları toplum onları yalnızlığa itiyor. Daha önceleri bir bardak su içeceği zaman bile eş, dost, arkadaş veya yoldaş arayan insanların bir süre sonra yalnız kalacakları yer aramalarının birçok sebebi var. Meğer düşünen insanları yalnızlığa iten, içinde yaşadıkları toplumun hayata verdikleri anlamla ne kadar da bağlantılıymış. Durmak bilmeyen bir toplumda elbette durup düşünmek isteyenlere yer yoktur. Nereye koşturduğunun farkında olmayan kalabalıklara “durun kalabalıklar” diye haykırmak, elbette kutsal bir görevi yerine getirmekten öteye geçemez. Hız ve hazza teslim olmuş bir toplum içerisinde hangi fikri konuşabilirsiniz ki? Anlamak için dinlemeyi değil, baskın olmak için konuşmayı tercih eden bir topluma neyi, ne kadar anlatabilirsiniz ki? Kalabalığın konforuna, kitlelerin güvenine, çok olanla bir olmanın keyfine düşkün bir topluma yalnızlığın değerini anlatmak elbette mümkün değildir. İnsanın düşünmemesi için gereken her türlü düzenin tasarlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Öyle bir düzenin içerisindeyiz ki, boşlukta kaldığınız her an kendinizi büyük bir girdabın içinde bulmanız mümkün. En ufak bir hatanızda kendinizi, gittiğiniz yolun tam tersi bir istikamette bulabilirsiniz. Zaman ilerledikçe, teknoloji geliştikçe, bu dünyaya ve içindekilere doyamayanların oyunları, şeytanı bile şaşırtacak seviyelere ulaşıyor. Kötülüğe rağmen iyilik, yanlışa rağmen doğruluk, zorluğa rağmen gayret, korkuya rağmen cesaret, sinsi tuzaklara rağmen ümit, cehalete rağmen bilgi, kalabalıklara rağmen nitelik vazgeçilmezimiz olmalı. Kitlelerin psikolojisini, yalnızlığın değerini bilerek yavaş yavaş da olsa yürümek, düşünmek için durmak, durdukça düşünmek ve ilerlemeye devam etmek gerekli. Hayat denilen zor sınavı kazanmak için, içinde yaşadığımız korkuya değil sahip olduğumuz değerlere teslim olmalıyız. Değerlere ulaşmak için kulaktan kulağa değil kitaptan kitaba dolmalıyız. Yeniden iman etmek, yeniden başlamak, yeniden düşünmek, yeniden ayağa kalkmak ve yeniden yola koyulmak şart. Her defasında, her şeye rağmen yine yeniden.
Ekleme Tarihi: 12 Haziran 2022 - Pazar

Yine yeniden

Okuyan, araştıran, düşünen ve aynı zamanda yaşadığı dönemden nefret etmeyen pek az insan olsa gerek. İnsan, hayatın anlamının peşine düştüğünde aynı zamanda daha iyinin ve hatta mükemmel olanın da peşine düşmüş oluyor. Peşinde olduğumuz, aradığımız hayat ile yaşadığımız hayatın gerçekleri birbirinden ayrıldıkça işler daha da karmaşık bir hal alıyor. Daha iyinin peşinde olanlar için toplumun tüm kesimlerinden beklenti artıyor. Bu beklenti karşılık bulmadığında da yalnızlığa doğru giden bir yola giriliyor. Mecburi istikamet gibi. Aslında düşünürler yalnızlığı tercih etmiyor, hayat ve içinde yaşadıkları toplum onları yalnızlığa itiyor.

Daha önceleri bir bardak su içeceği zaman bile eş, dost, arkadaş veya yoldaş arayan insanların bir süre sonra yalnız kalacakları yer aramalarının birçok sebebi var. Meğer düşünen insanları yalnızlığa iten, içinde yaşadıkları toplumun hayata verdikleri anlamla ne kadar da bağlantılıymış. Durmak bilmeyen bir toplumda elbette durup düşünmek isteyenlere yer yoktur. Nereye koşturduğunun farkında olmayan kalabalıklara “durun kalabalıklar” diye haykırmak, elbette kutsal bir görevi yerine getirmekten öteye geçemez. Hız ve hazza teslim olmuş bir toplum içerisinde hangi fikri konuşabilirsiniz ki? Anlamak için dinlemeyi değil, baskın olmak için konuşmayı tercih eden bir topluma neyi, ne kadar anlatabilirsiniz ki? Kalabalığın konforuna, kitlelerin güvenine, çok olanla bir olmanın keyfine düşkün bir topluma yalnızlığın değerini anlatmak elbette mümkün değildir.

İnsanın düşünmemesi için gereken her türlü düzenin tasarlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Öyle bir düzenin içerisindeyiz ki, boşlukta kaldığınız her an kendinizi büyük bir girdabın içinde bulmanız mümkün. En ufak bir hatanızda kendinizi, gittiğiniz yolun tam tersi bir istikamette bulabilirsiniz. Zaman ilerledikçe, teknoloji geliştikçe, bu dünyaya ve içindekilere doyamayanların oyunları, şeytanı bile şaşırtacak seviyelere ulaşıyor. Kötülüğe rağmen iyilik, yanlışa rağmen doğruluk, zorluğa rağmen gayret, korkuya rağmen cesaret, sinsi tuzaklara rağmen ümit, cehalete rağmen bilgi, kalabalıklara rağmen nitelik vazgeçilmezimiz olmalı. Kitlelerin psikolojisini, yalnızlığın değerini bilerek yavaş yavaş da olsa yürümek, düşünmek için durmak, durdukça düşünmek ve ilerlemeye devam etmek gerekli. Hayat denilen zor sınavı kazanmak için, içinde yaşadığımız korkuya değil sahip olduğumuz değerlere teslim olmalıyız. Değerlere ulaşmak için kulaktan kulağa değil kitaptan kitaba dolmalıyız. Yeniden iman etmek, yeniden başlamak, yeniden düşünmek, yeniden ayağa kalkmak ve yeniden yola koyulmak şart. Her defasında, her şeye rağmen yine yeniden.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.