Tolga Turan
Köşe Yazarı
Tolga Turan
 

Sofra Uzun, Sabır Kısa

Ramazan geldiğinde evler değişir. Saatler değişir. Mutfaklar daha çok çalışır, sofralar daha çok kurulur. Aynı masanın etrafında daha sık toplanılır. Ama şu soruyu kimse yüksek sesle sormaz: Aynı sofrada oturmak, gerçekten aynı kalpte buluşmak mıdır? Ramazan ayı sadece aç kalmak değildir. Açlık zaten kolaydır; insan birkaç gün sonra alışır. Zor olan nefsin açlığıdır. Sabırsızlığın, tahammülsüzlüğün, kırıcı dilin açlığıdır. İftar saatine doğru herkes daha hassas olur. En küçük söz büyür. En ufak gecikme gerilim olur. Çay soğur, yüzler gerilir. Oysa bu ayın ruhu, gerilimi azaltmak için vardır. Ama biz çoğu zaman orucu midemizle tutar, dilimizi serbest bırakırız. Ramazan, evliliğin aynası gibidir. Gün içinde biriken yorgunluk, akşam sofrada ortaya çıkar. Kim sabırlı, kim kırıcı, kim fedakâr, kim hesapçı… Hepsi görünür olur. Çünkü açlık insanın içini dışına çıkarır. Ve insan en çok evinde kendisi olur. Bu ayda bazı evlerde huzur artar. Çünkü insanlar bilinçlidir. Birbirine daha dikkatli davranır. “Oruçluyum” bahanesine sığınmak yerine “oruçluyum, o yüzden daha dikkatli olmalıyım” der. Bazı evlerde ise tam tersi olur. Sinir daha çabuk yükselir, sesler daha kolay sertleşir. İftar sofrası nimetin değil, gerilimin masasına dönüşür. Ramazan’ın en çok sınadığı şey tahammüldür. Eşine tahammül. Çocuğuna tahammül. Yorgunluğa tahammül. Çünkü bu ay, insanın iç disiplinini ölçer. Sadece dışarıdan değil, içeriden. Bir de şu gerçek var: Ramazan’da insanlar dışarıya karşı daha yumuşaktır. Sokakta daha anlayışlı, iş yerinde daha kontrollü… Ama evine geldiğinde rahatlar. Maskesini çıkarır. Oysa en çok nezaketi hak eden evdeki insanlardır. Gün boyu sabrettiğin dili, en çok eşine karşı koruman gerekmez mi? Ramazan, ibadet kadar ahlâk ayıdır. Ve ahlâk en çok yakın ilişkilerde belli olur. Paylaşmak sadece yemeği bölüşmek değildir. Yorgunluğu paylaşmak, sorumluluğu paylaşmak, yükü paylaşmaktır. Sofrayı birlikte kurmak, birlikte kaldırmak, birlikte susmak ve gerektiğinde birlikte konuşmaktır. Bu ayda çocuklar da izler. Baba sabırsız mı? Anne kırıcı mı? Yoksa herkes birbirine daha mı dikkatli? Ramazan evin atmosferini şekillendirir. Ve çocuk, orucun ne olduğunu en çok anne babasının birbirine davranışından öğrenir. Ramazan geçer. Bayram gelir. Sonra hayat eski hızına döner. Ama şu soru kalır: Bu ay bizi gerçekten dönüştürdü mü? Yoksa sadece takvim yaprağı mı değişti? Aç kalmak kolay. Ama kırmadan konuşmak zor. Gece sahura kalkmak kolay. Ama egoyu susturmak zor. Ramazan, insanın kendini terbiye etme ayıdır. Ve en büyük terbiye, en yakınındakine gösterdiğin sabırdır. Sofra uzun olabilir. Ama sabır kısa kalıyorsa, orada düşünmek gerekir.
Ekleme Tarihi: 28 Şubat 2026 -Cumartesi

Sofra Uzun, Sabır Kısa

Ramazan geldiğinde evler değişir. Saatler değişir. Mutfaklar daha çok çalışır, sofralar daha çok kurulur. Aynı masanın etrafında daha sık toplanılır. Ama şu soruyu kimse yüksek sesle sormaz: Aynı sofrada oturmak, gerçekten aynı kalpte buluşmak mıdır?

Ramazan ayı sadece aç kalmak değildir. Açlık zaten kolaydır; insan birkaç gün sonra alışır. Zor olan nefsin açlığıdır. Sabırsızlığın, tahammülsüzlüğün, kırıcı dilin açlığıdır.
İftar saatine doğru herkes daha hassas olur. En küçük söz büyür. En ufak gecikme gerilim olur. Çay soğur, yüzler gerilir. Oysa bu ayın ruhu, gerilimi azaltmak için vardır. Ama biz çoğu zaman orucu midemizle tutar, dilimizi serbest bırakırız.
Ramazan, evliliğin aynası gibidir. Gün içinde biriken yorgunluk, akşam sofrada ortaya çıkar. Kim sabırlı, kim kırıcı, kim fedakâr, kim hesapçı… Hepsi görünür olur. Çünkü açlık insanın içini dışına çıkarır. Ve insan en çok evinde kendisi olur.
Bu ayda bazı evlerde huzur artar. Çünkü insanlar bilinçlidir. Birbirine daha dikkatli davranır. “Oruçluyum” bahanesine sığınmak yerine “oruçluyum, o yüzden daha dikkatli olmalıyım” der. Bazı evlerde ise tam tersi olur. Sinir daha çabuk yükselir, sesler daha kolay sertleşir. İftar sofrası nimetin değil, gerilimin masasına dönüşür.
Ramazan’ın en çok sınadığı şey tahammüldür. Eşine tahammül. Çocuğuna tahammül. Yorgunluğa tahammül. Çünkü bu ay, insanın iç disiplinini ölçer. Sadece dışarıdan değil, içeriden.
Bir de şu gerçek var: Ramazan’da insanlar dışarıya karşı daha yumuşaktır. Sokakta daha anlayışlı, iş yerinde daha kontrollü… Ama evine geldiğinde rahatlar. Maskesini çıkarır. Oysa en çok nezaketi hak eden evdeki insanlardır. Gün boyu sabrettiğin dili, en çok eşine karşı koruman gerekmez mi?
Ramazan, ibadet kadar ahlâk ayıdır. Ve ahlâk en çok yakın ilişkilerde belli olur. Paylaşmak sadece yemeği bölüşmek değildir. Yorgunluğu paylaşmak, sorumluluğu paylaşmak, yükü paylaşmaktır. Sofrayı birlikte kurmak, birlikte kaldırmak, birlikte susmak ve gerektiğinde birlikte konuşmaktır.
Bu ayda çocuklar da izler. Baba sabırsız mı? Anne kırıcı mı? Yoksa herkes birbirine daha mı dikkatli? Ramazan evin atmosferini şekillendirir. Ve çocuk, orucun ne olduğunu en çok anne babasının birbirine davranışından öğrenir.
Ramazan geçer. Bayram gelir. Sonra hayat eski hızına döner. Ama şu soru kalır: Bu ay bizi gerçekten dönüştürdü mü? Yoksa sadece takvim yaprağı mı değişti?
Aç kalmak kolay.
Ama kırmadan konuşmak zor.
Gece sahura kalkmak kolay.
Ama egoyu susturmak zor.
Ramazan, insanın kendini terbiye etme ayıdır. Ve en büyük terbiye, en yakınındakine gösterdiğin sabırdır.
Sofra uzun olabilir.
Ama sabır kısa kalıyorsa, orada düşünmek gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.