Aile ve evlilik danışmanlığı yaparken en çok karşılaştığım ama en az tanımlanan figürlerden biri “el âlem”dir. Herkes ondan bahseder, herkes ondan çekinir; ama kimse onu tam olarak tarif edemez. Yüzü yoktur, adı yoktur, sorumluluğu yoktur. Buna rağmen birçok evlilikte karar verici koltuğunda oturur.
“El âlem ne der?” sorusu, çoğu zaman masum bir temkin gibi sunulur. Oysa bu soru, bireyin kendi sesini geri plana ittiği anda başlar. İnsan, ne hissettiğini değil; nasıl göründüğünü düşünmeye başladığında evlilik, iki kişi arasında kurulan bir bağ olmaktan çıkar. Topluma sunulan bir vitrin haline gelir.
Danışmanlık odasında sıkça şuna tanık olurum: İnsanlar yaşadıkları sorunları anlatırken bile önce kendilerini savunur. “Aslında o kadar da kötü değil”, “Herkes böyle yaşıyor”, “Millet daha neler çekiyor.” Bu cümleler çözüm değildir; bastırmanın kibar hâlidir. Zamanla kişi kendi duygularına bile yabancılaşır. Çünkü el âlem rahatsız olmasın diye gerçekler sürekli törpülenir.
Evlilikte bu baskı sessizliği doğurur. Konuşmak risklidir; çünkü konuşulursa düzen bozulabilir. Sorun dile getirilirse, “abartılıyor” denebilir. Bu yüzden birçok çift, anlaşılmamayı kabullenir. Aynı evde yaşanır ama aynı yerde durulmaz. Duygusal temas azalır, merak biter, paylaşım zorunlu cümlelere sıkışır.
Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır. Aile ziyaretlerinde uyumlu bir çift, sosyal medyada mutlu kareler, “örnek” bir evlilik… Ama evin içinde yorgunluk vardır. Çünkü insan, kendisi olamadığı bir ilişkide uzun süre güçlü kalamaz. El âleme gösterilen sabır, eşe gösterilmez hale gelir.
En acı olan şudur: El âlem için sürdürülen evlilikler, çoğu zaman yine el âlem tarafından konuşularak biter. İnsan yıllarca başkalarının ağzını kapatmak için susar; ama bir gün kendi iç sesi dayanamaz. Ve o noktada herkes şaşırır: “Bir anda mı oldu?” Hayır. Yıllarca konuşulmayanlar birikti.
Danışman olarak şunu net söylemek gerekir:
Toplumun fikri olabilir, ama evliliğin sorumluluğu iki kişiye aittir. Mutluluk onayla kurulmaz. Sorunlar gizlenerek küçülmez. Görmezden gelinen her ihtiyaç, ilişkiyi biraz daha yorar.
Belki de artık şu soruyu gerçekten sormanın zamanı gelmiştir:
El âlem kimdir ve neden bu kadar söz sahibidir?
Çünkü hayat, kalabalıkların değil; yaşayanın omuzlarındadır.
Anasayfa
Yazarlar
Tolga Turan
Yazı Detayı
Bu yazı 41+ kez okundu.
El Âlem Kimdir ve Neden Bu Kadar Söz Sahibidir?
Aile ve evlilik danışmanlığı yaparken en çok karşılaştığım ama en az tanımlanan figürlerden biri “el âlem”dir. Herkes ondan bahseder, herkes ondan çekinir; ama kimse onu tam olarak tarif edemez. Yüzü yoktur, adı yoktur, sorumluluğu yoktur. Buna rağmen birçok evlilikte karar verici koltuğunda oturur.
“El âlem ne der?” sorusu, çoğu zaman masum bir temkin gibi sunulur. Oysa bu soru, bireyin kendi sesini geri plana ittiği anda başlar. İnsan, ne hissettiğini değil; nasıl göründüğünü düşünmeye başladığında evlilik, iki kişi arasında kurulan bir bağ olmaktan çıkar. Topluma sunulan bir vitrin haline gelir.
Danışmanlık odasında sıkça şuna tanık olurum: İnsanlar yaşadıkları sorunları anlatırken bile önce kendilerini savunur. “Aslında o kadar da kötü değil”, “Herkes böyle yaşıyor”, “Millet daha neler çekiyor.” Bu cümleler çözüm değildir; bastırmanın kibar hâlidir. Zamanla kişi kendi duygularına bile yabancılaşır. Çünkü el âlem rahatsız olmasın diye gerçekler sürekli törpülenir.
Evlilikte bu baskı sessizliği doğurur. Konuşmak risklidir; çünkü konuşulursa düzen bozulabilir. Sorun dile getirilirse, “abartılıyor” denebilir. Bu yüzden birçok çift, anlaşılmamayı kabullenir. Aynı evde yaşanır ama aynı yerde durulmaz. Duygusal temas azalır, merak biter, paylaşım zorunlu cümlelere sıkışır.
Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır. Aile ziyaretlerinde uyumlu bir çift, sosyal medyada mutlu kareler, “örnek” bir evlilik… Ama evin içinde yorgunluk vardır. Çünkü insan, kendisi olamadığı bir ilişkide uzun süre güçlü kalamaz. El âleme gösterilen sabır, eşe gösterilmez hale gelir.
En acı olan şudur: El âlem için sürdürülen evlilikler, çoğu zaman yine el âlem tarafından konuşularak biter. İnsan yıllarca başkalarının ağzını kapatmak için susar; ama bir gün kendi iç sesi dayanamaz. Ve o noktada herkes şaşırır: “Bir anda mı oldu?” Hayır. Yıllarca konuşulmayanlar birikti.
Danışman olarak şunu net söylemek gerekir:
Toplumun fikri olabilir, ama evliliğin sorumluluğu iki kişiye aittir. Mutluluk onayla kurulmaz. Sorunlar gizlenerek küçülmez. Görmezden gelinen her ihtiyaç, ilişkiyi biraz daha yorar.
Belki de artık şu soruyu gerçekten sormanın zamanı gelmiştir:
El âlem kimdir ve neden bu kadar söz sahibidir?
Çünkü hayat, kalabalıkların değil; yaşayanın omuzlarındadır.
Ekleme
Tarihi: 30 Aralık 2025 -Salı
El Âlem Kimdir ve Neden Bu Kadar Söz Sahibidir?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

