Hepimizin istediği aslında ayni ve oldukça basit şeyler değil mi?
Özgürce yaşayabilmek..
Yoksulluğun olmadığı, kimsenin açlıkla sınanmadığı, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam…
Nitelikli bir eğitime ulaşabilmek..
Cinsiyet eşitliği..
insan onuruna yakışır bir yaşam..
Adaletin ve barışın hüküm sürdüğü bir ülke..
Güçlü kurumlar…
Kağıt üzerinde ve resmi söylemlerde her şey çok güzel. Raporlarda, kalkınma planlarında sürekli başarılardan söz ediliyor.
Ekonomik göstergeler sıralanıyor, rakamlar açıklanıyor,tablolar hazırlanıyor.
Peki, her şey bu kadar güzel ve yolunda ise, biz neden bunu hissedemiyoruz?
Neden sokakta etkilerini göremiyoruz?
Sosyal bilimlerin "makro göstergeler ile mikro gerçeklik arasındaki uçurum" dediği tam da bu olsa gerek…
Rakamlar olumlu bir şekilde yükselirken cüzdanda ki para git gide niye eriyor.
Eğer her şey yolunda ise;
İnsanlar denetimsizlik yüzünden yediği yemekten, içtiği sudan neden zehirlenip ölüyor?
"Düzenli kontrolden", "rekor cezalardan" bahsedilirken; bizler saatlerce trafikte çile çekip, bitmek bilmeyen altyapı çalışmaları yüzünden evimize binbir zorlukla ulaşırken, hatta bazen bir çukura düşerek neden ölüyoruz.?
Adaletten bahsedilirken; bir gece vakti müşterisi tarafından gasp edilen,canından olan taksici için adalet niye geç ve eksik işliyor?
Faili meçhul cinayetler niye hâlâ bu kadar var..?
Cinsiyet eşitliğini hedefliyorsak; "Özgecan"lar okullarına güvenle gitmeli, "Narin"ler parklarda koşup oynamalı, güvenle büyümeliydiler.
Çocuğuna nitelikli bir eğitim aldırmak isteyen bir ebeveyn, neredeyse milyonlara varan okul ücretini karşılayabilmek için neden insan onuruna yakışmayan koşullarda çalışmak zorunda kalabiliyor?
Hâlâ bu temel ve insani hedeflere ulaşamıyorsak asıl sorun nedir?
İnanç, Umut Huzur, Neşe Adalet, Güven hepimiz için,eşit bir şekilde yoksa; kalkınma dediğimiz şey sadece bir avuç insanın refahına hizmet ediyorsa ve hâlâ en insanî hedeflerimize ulaşamıyorsak asıl sorun nedir?
Şimdi, kağıt üzerindeki başarıları bir kenara bırakıp bu soruya dürüstçe yanıt arama ve cevap verme zamanı…
