Serpil Güleçyüz
Köşe Yazarı
Serpil Güleçyüz
 

DİNMEYEN SIZI, MADIMAK OTELİ

2Temmuz 1993, bu toprakların vicdanında açılmış ve asla kapanmayacak en derin, en sızılı yaralardan biridir. Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yükselen o kara duman, sadece orada bulunan canları değil; insanlığımızı, hoşgörüyü, adaleti ve bir arada yaşama umudumuzu da yakmıştır. ​Bugün, o kara günün 33. yılında, acı ilk günkü gibi taze, utanç ilk günkü gibi ağırdır. ​ Madımak’ta Yanan Sadece Canlar Değildi ​Bundan tam 33  yıl önce Sivas’ta, bilime, sanata, felsefeye ve bu toprakların kadim ozanlık kültürüne kulak vermek için bir araya gelen aydınlarımız, sanatçılarımız, gencecik evlatlarımız kör bir cehaletin ve organize bir nefretin ortasında bırakıldı. ​Orada yanan sadece bir otel binası değil; adalet, hukuk,ve vicdanlarda yanmıştı. Orada, "İnsanım" diyen herkesin yüreğini hayata kapatacak bir acı sergilendi.  33 can, dumana ve ateşe teslim edildi..   Oysa türküler susturulmaz, şiirler yakılmaz, özgür düşünce küle çevrilemez.  Nesimi Çimen’in nefesi, Hasret Gültekin’in bağlamasının avazı, Asım Bezirci’nin kalemi, Metin Altıok’un şiirleri ve gencecik canların saflığı o ateşin içinden süzülüp bugüne kadar ulaştı. ​Bugün Madımak’ı hatırlamak  geleceğe karşı adaleti ve toplumsal barışı savunma borcumuzdur.  İnsanın insana borcudur. Bu gün tek İhtiyacımız: Dinlemek, Anlamak,Yüzleşmek ve birbirimizin kültürü ile ön yargısız uzlaşmak. Hesaplaşabilmenin yolu, toplum olarak birbirimizi gerçekten dinlemekten, anlamaktan ve empati kurmaktan geçer. Cehaletin panzehiri nefret değil; nitelikli bir eğitim, köklü bir kültür bilinci ve insanı insan olduğu için kutsal sayan bir ahlak anlayışıdır. ​Adaletin tam anlamıyla tecelli etmediği, vicdanların rahatlamadığı her yıl, o otelden yükselen duman insanlığımızın üzerine çökmeye devam edecek. Bir acıyı hissetmek için,  adaletin yanında durmak için,o inançtan,o kimlikten veya o kökenden olmak gerekmez. Sadece insan olmak yeterlidir. O gün yanan bu ülkenin çok sesliliği,aydınlığı bir arada yaşama iradesi ve insanlık onuruydu. Zülfü Livaneli nin dediği gibi"Dünyanın bütün meşru acıları birbiriyle akrabadır" İnsan kalabilen o sızıyı yüreğinde duyan herkes o acının akrabasıdır. Yüreğimiz deki duru,samimi insan sevgisi hiç eksilmesin. ​ ​Bugün 2 Temmuz. Madımak Oteli'nde yitirdiğimiz tüm canlarımızı saygıyla, hiç eksilmeyen bir mahcubiyetle  bir kez daha anıyoruz.
Ekleme Tarihi: 03 Temmuz 2026 -Cuma

DİNMEYEN SIZI, MADIMAK OTELİ

2Temmuz

1993, bu toprakların vicdanında açılmış ve asla kapanmayacak en derin, en sızılı yaralardan biridir. Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yükselen o kara duman, sadece orada bulunan canları değil; insanlığımızı, hoşgörüyü, adaleti ve bir arada yaşama umudumuzu da yakmıştır.

​Bugün, o kara günün 33. yılında, acı ilk günkü gibi taze, utanç ilk günkü gibi ağırdır.

​ Madımak’ta Yanan Sadece Canlar Değildi
​Bundan tam 33  yıl önce Sivas’ta, bilime, sanata, felsefeye ve bu toprakların kadim ozanlık kültürüne kulak vermek için bir araya gelen aydınlarımız, sanatçılarımız, gencecik evlatlarımız kör bir cehaletin ve organize bir nefretin ortasında bırakıldı.
​Orada yanan sadece bir otel binası değil; adalet, hukuk,ve vicdanlarda yanmıştı.

Orada, "İnsanım" diyen herkesin yüreğini hayata kapatacak bir acı sergilendi. 

33 can, dumana ve ateşe teslim edildi..
 
Oysa türküler susturulmaz, şiirler yakılmaz, özgür düşünce küle çevrilemez.

 Nesimi Çimen’in nefesi, Hasret Gültekin’in bağlamasının avazı, Asım Bezirci’nin kalemi, Metin Altıok’un şiirleri ve gencecik canların saflığı o ateşin içinden süzülüp bugüne kadar ulaştı.

​Bugün Madımak’ı hatırlamak  geleceğe karşı adaleti ve toplumsal barışı savunma borcumuzdur. 
İnsanın insana borcudur.

Bu gün tek
İhtiyacımız: Dinlemek, Anlamak,Yüzleşmek ve birbirimizin kültürü ile ön yargısız uzlaşmak.

Hesaplaşabilmenin yolu, toplum olarak birbirimizi gerçekten dinlemekten, anlamaktan ve empati kurmaktan geçer.

Cehaletin panzehiri nefret değil; nitelikli bir eğitim, köklü bir kültür bilinci ve insanı insan olduğu için kutsal sayan bir ahlak anlayışıdır.

​Adaletin tam anlamıyla tecelli etmediği, vicdanların rahatlamadığı her yıl, o otelden yükselen duman insanlığımızın üzerine çökmeye devam edecek.

Bir acıyı hissetmek için,  adaletin yanında durmak için,o inançtan,o kimlikten veya o kökenden olmak gerekmez.
Sadece insan olmak yeterlidir.

O gün yanan bu ülkenin çok sesliliği,aydınlığı bir arada yaşama iradesi ve insanlık onuruydu.

Zülfü Livaneli nin dediği gibi"Dünyanın bütün meşru acıları birbiriyle akrabadır"
İnsan kalabilen o sızıyı yüreğinde duyan herkes o acının akrabasıdır.

Yüreğimiz deki duru,samimi insan sevgisi hiç eksilmesin.

​Bugün 2 Temmuz. Madımak Oteli'nde yitirdiğimiz tüm canlarımızı saygıyla, hiç eksilmeyen bir mahcubiyetle  bir kez daha anıyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Yeni Slow Radyo