Bazen bir haber düşer önümüze, satırları arasında kaybolurken adalet duygumuz sarsılır.
Vicdanlarımıza yük biner.
Sayın Hulusi Akar, Washington’da çok anlamlı bir ziyaret gerçekleştiriyor. Afganistan’da el yapımı patlayıcı (EYP) saldırısında iki bacağını kaybetmiş olan ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Gazi Brian Mast’ı makamında ziyaret ediyor.
Etsin elbette…
Protokolün, diplomasinin ve en önemlisi insanlığın gereğidir bu.
Bir askerin, başka bir ülkenin de olsa, cephede ödediği bedele saygı duymak erdemdir.
Ancak tam da Ankara’nın kalbinde, Güvenpark’ta bambaşka bir manzara yürekleri dağlıyor.
Bu vatan topraklarında terörle mücadele ederken kolunu, bacağını, gözünü feda etmiş gazilerimiz ve canından aziz bildiği evlatlarını toprağa vermiş şehit ailelerimiz seslerini duyurmaya çalışıyor.
Onların derdi ne diplomasi ne de protokol; onların derdi, en temel insani ve hukuki hakları..
Duyabiliyor musunuz o çığlığı?
Bu ülkenin öz evlatları, terörle göğüs göğse çarpışırken bedenlerinden bir parçayı bu toprağa bırakmış gazilerimiz seslerini duyurmak istiyorlar.
Bacak protezi bedelini ödeyemediği için, yürümekten ve insanca hayata tutunmaktan mahrum bırakılan gazilerimizin sitemi göğe yükseliyor.
Şimdi sormak gerekmiyormu,
Sayın Hulusi Akar, bu gazilerimiz sizin ve sizin gibi değerli komutanlarının bir emri ile gözünü kırpmadan vatanı savunmak için o ağır bedelleri ödeyenler değil midir?
Sınır ötesinde, dağda, bayırda, can pazarında "vatan sağ olsun" diyerek ileri atılan bu kahramanların bugün haklı taleplerini dinlemek, seslerini duymak bu kadar zor mudur?
Onların elini sıkmak,
Dertlerini dinlemek,
"Devlet sizi unutmadı, yanınızdayız"demek bu kadar mı zor.
Okyanus ötesindeki bir gazinin acısına ortak olmak ne kadar insani ise, kendi bağrından çıkan, sizin ve sizin gibi değerli komutanların, komutanlığı altında uzuvlarını kaybetmiş kendi gazilerinin feryadını duymamak bir çelişki değil midir?
Benim vicdanım bu çelişkiyi kabul etmiyor.
Bir yanda parıltılı salonlarda yapılan diplomatik geçmiş olsun ziyaretleri, diğer yanda Ankara’nın ortasında hakkı taleplerini duyurmak isteyen gazilerimiz.
Okyanus ötesi bir gaziye gösterilen vefa,kendi gazilerimize de gösterildiği zaman gerçek anlamını bulacaktır.
Bu yazı birilerini incitmek,ya da eleştirmek için değil, gazilerimizin ve şehit ailelerinin sesi olmak,vicdanlara bir soru işareti bırakmak içindir.
Bu sessizlik,görev emri geldiğinde evini,ailesini ve canını ikinci plana koyarak anında emri uygulamak için gökyüzüne yükselen bir pilotun eşi olarak benim vicdanımı derinden yaralıyor..
