Türkiye, son bir haftada alışılmadık bir felaket furyasıyla karşı karşıya kaldı.
624 yangın…
Hatay’dan İzmir’e, Sakarya’dan Bilecik’e, Bursa’dan İstanbul’a kadar onlarca noktada yangınlar eş zamanlı olarak patlak verdi.
Bu, sadece “kuraklık” değil; uzun yılların ihmali ve muhtemel organize bir senaryonun gölgesidir.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın aktardığı verilere göre, yılın ilk altı ayında toplam 3.044 yangın meydana gelmiş; bunun 624’ü yalnızca son bir haftada yaşanmıştır.
Ekipler 27 uçak, 105 helikopter, 14 İHA ve 25 bin personelle sahadaydı. Yangınların %99,5’i kontrol altına alınmış olsa da, bu ölçekte bir yangın dalgası yalnızca tesadüf olabilir mi?
“Organize mi bu yangınlar?”
Bu soru artık sadece bir kuşku değil, araştırılması gereken bir zorunluluk.
Zamanlamalar düşündürücü.
Aynı gün, aynı saat aralığında İzmir, Sakarya, Hatay, Bilecik, Manisa, İstanbul ve Bursa’da yangın çıkıyor.
Üstelik yangınların başlangıç noktaları incelendiğinde, lokasyonların stratejik dağılımı da dikkat çekici.
Bu kadar eşzamanlılık, bu kadar yoğunluk — sıradan bir yaz mevsimiyle açıklanamaz.
Mantıklı soru şu:
Yangınlar doğal mı, yoksa bilerek çıkarılmış bir mesaj mı?
Dezenformasyonun Ötesi
Eskişehir’deki yangında bir arama kurtarma görevlisinin "yangını çıkaran kişi" olduğu iddiası sosyal medyada yayıldı. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu kişinin aslında karşı ateş taktiğiyle müdahale eden bir itfaiyeci olduğunu açıkladı.
Ancak bu yalnızca görünen yüz.
Gizli seyreden, organize senaryoların da mercek altına alınması şarttır.
Şehitlerimiz Var, Vicdanlar Uyanmalı
İzmir ve Sakarya’daki yangınlarda yüzlerce hektar alan kül oldu.
En acısı, Eskişehir’de 10 orman işçisi ve AKUT gönüllüsü yaşamını yitirdi.
Bu gözyaşı yalnızca doğal değil; aynı zamanda siyasi ve kurumsal ihmallerle yüklü bir ölümdür.
25 bin personelin koordineli çalışmasına rağmen, rüzgarın aniden yön değiştirmesi, felaketi büyüttü.
Bu olaylar, sadece yangınla değil; sistem eksikliği, koordinasyon zayıflığı ve hazırlıksızlıkla da ilgilidir.
Sessizlik, İhmali Savunmaz; Sorgular!
Yetkililer, valilikler, orman teşkilatları; bu kadar yangının içinde olayların okuması yapabiliyor mu?
Neden bütün yangınlar aynı anda başladı?
Yangınların çıkış noktalarında bir isabetlilik var mı?
Aynı bölgede, farklı alanlar nasıl aynı anda tutuştu?
Bu sorular, “suçlama” değil; vatandaşlık bilinciyle sorulmalı.
İhmal değilse, organize eylemse… O zaman daha büyük bir güvenlik zafiyeti var demektir.
Olağandışıysa, Olağanlaşamaz
Evet, 621 yangın kontrol altına alındı.
Ama 624 yangının neden çıktığını açıklamak, söndürmek kadar önemlidir.
Bu yangınlar ardı ardına sürerken, "organize hatlar mı var, kasıtlı yapılar mı devrede?" diye sormak bir suç değil, görevdir.
Devletin görevi yalnızca yangını söndürmek değil; yangının çıkmasını engellemektir.
Ve bir gün bu ülkenin bacalarından duman değil, vicdan ateşi yükselecekse o gün bu ihmallerin de hesabı sorulacaktır.

