Bugün 3 Aralık. Dünya Engelliler Günü. Ve ben, Eylem Koç olarak bu günü sadece bir hatırlatma günü olarak görmüyorum. Her yıl olduğu gibi, bugün de bize engellerin fiziksel olabileceğini ama esas engelin zihinsel ve farkındalıksız yaklaşımlardan kaynaklandığını hatırlatıyor.
Ben yıllardır çeşitli kurumlarda gözlem yaparken fark ettim ki, engelli bireyler sadece fiziksel engellerle değil, çoğu zaman toplumun önyargılarıyla, “yapamaz” yaklaşımıyla mücadele ediyor. İş yerinde gördüğüm bir olay hâlâ aklımdan çıkmaz: Bir arkadaşım, tekerlekli sandalyeyle toplantıya katılmak isterken, odadaki koltuk düzeni ve dar koridorlar yüzünden sürekli engelleniyordu. Bu, sadece fiziksel bir engel değildi; çevresindekilerin farkındalık eksikliğinin ve dikkatsizliğinin yarattığı bir engeldi.
Empati ve Eşitlik
Engelli bireyleri anlamak için sadece onları gözlemlemek yetmez; kendimizi onların yerine koymak, onların deneyimlerini anlamaya çalışmak gerekir. Eğitimde, iş hayatında, sokakta, sosyal yaşamda eşitliği sağlamak hepimizin görevidir. Bazen küçük bir yardım, bir gülümseme, bir kapıyı açık tutmak büyük fark yaratabilir. Ben bunu gözlemledim: Küçük bir destek, motivasyonu ve özgüveni katbekat artırabiliyor.
Küçük Adımlar, Büyük Farklar
Ben, birey olarak ne yapabileceğimizi düşündüğümde hep şunu söylüyorum: Başkalarına güven verin, başarılarını görün ve kutlayın. İş yerinde erişilebilirliği artırmak, sosyal yaşamda engelleri azaltmak sadece engelli bireyler için değil, toplumun tamamı için bir kazançtır. Bazen basit bir rampanın eklenmesi, bir web sitesinin erişilebilir hâle getirilmesi veya eğitim materyallerinin uyarlanması, hayatları değiştirebilir.
Engeller hayatın bir parçası. Ama biz toplum olarak empati ve eşitlik konusunda adım attığımız sürece, bu engeller küçülür. 3 Aralık, farkındalıkla başlamak ve her gün daha kapsayıcı bir dünya için adım atmak adına hatırlamamız gereken bir gün.
Unutmayın: Engel, sadece fiziksel değildir. İnsan zihnindeki önyargılardır asıl engel. Ve bunu yıkmak, hepimizin görevi.

