Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
 

BAKIŞ AÇISI 1

Bir Bakış: “İnsanoğlunun maddi ve manevi yönü vardır, manevi yönünü inancı ne ise o inancıyla tatmin eder. Maddi yönünü eğitim öğretim (aile,çevre,okul) yoluyla elde eder. Kendisinin geleceğine olan inancı, güveni, ülkesine olan borcunu ödemek gibi değerler insanı idealist ve huzurlu bir kişi yapar.” Bir Analiz: Evet bugün bilimsel olarakta kabul ettiğimiz bir husus var. O da insanın maddi ve manevi yönünün varoluşudur. Maddi yönü yani cesedi; bizim bildiğimiz görünen görme, işitme, tat alma, koklama, dokunma gibi beş temel duyunun yanında görünmeyen sayamayacağımız duyulardan meydana gelmektedir. Bu duyularımıza santral görevi yapan ve idare eden beynimiz dünyaya gelişimizden itibaren başlayıp, ölünceye kadar sürekli bilim ve ilim ile gelişmekte, kemal bulmaktadır. Maddi organlarımız 60-70 yıllık dünya hayatında kullanılmaktadır. Bu duyular ana rahminde kullanılmadığı gibi, ölünce de görevleri bitmekte ve kabirde kullanılmamaktadır. Manevi yönü ise kalbi ruhu ve bilemediğimiz bir çok latifeleridir. Bu manevi duygular maddi duygularımızla beraber kullanıldığı gibi, ana rahminde de kullanılmakta ve hatta ruh baki yani ölümsüz olduğu için kabirde de varlığı devam etmekte, ebedi hayatta da kullanılmaktadır. Aklın müspet ilimlerle fen ilimleriyle teçhiz edilmesi donatılması gerekir. Ancak öyle tatmin olur. Aksi taktirde aklı ihmal etmek insanı taassuba götürür. Ruh, vicdan ve manevi kalp ise din ilimleri ile manevi ilimlerle tatmin olur ve gelişir. Dünya hayatında kullanmış olduğumuz maddi duygularımızın tatmini için dünyaya gelişimizden üniversiteyi bitirene kadar, bu duygularımızı doğru kullanmak için eğitim almaktayız. İyi eğitimi değerli öğretmenler ve uzmanlaşmış akademisyenlerden alabiliriz. Eğitimin kalitesine göre maddi duygularımızın gelişimi farklı olmaktadır. İhmal etmeye gelmez ehil olmayanlar tarafından eğitilemezler. Mühendislik eğitimi verenlerin eksikliği, insanları nasıl ölüme götürürse, tıp eğitimi verenlerin eksikliği de insanları o şekilde ölüme götürür. Onun için eğitimciler ehil olmalılar ve mesleğinde en son bilimsel gelişimi takip eden seviyede bulunmalıdırlar. Şimdi bir görüşte insanın manevi yönünü inancı ne ise o inancıyla tatmin edecek olması tahlil edilirse; görünür ki bu insanın manevi yönü, maddi yönünü geliştirmesinden daha önemlidir. Çünkü bu yön hem dünyaya bakıyor hem de ebedi hayatını ilgilendiriyor. Yani manevi yön; maddi yönünün geliştirilmesine, eğitilmesine ve duyguların istikametle kullanılmasına rehberlik yaparken, aldığı eğitimin toplumun faydasına kullanılmasına da bir ölçüdür. Kendi sahasında idealizmin gelişmesini de sağlamaktadır. Bu süreç ihmal edildiği taktirde,doğru kaynaklarla teçhiz edilmediği takdirde eksik ve yanlış inançlı, bilmeden sorumluluk taşımadan fetva veren, umumu ilgilendiren konularda yalnız kendini ilgilendiriyormuş gibi karara varan sorumsuz insanların ortaya çıkmasına yol açacaktır. Eksik din adamlarının yetişmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla böyle insanların vermiş olduğu eğitimle, nasıl bir toplum meydana geleceğini tasavvur etmek gerekir. Eksik din eğitimci ve akademisyeninin vermiş olduğu eğitim insanları dinden etmekte, dalalete götürmekte, dünyayı da öldükten sonraki hayatı da riske atmaktadır. O halde hem dünya ve hem de ebedi hayatı kazanmayla karşı karşıya olan insanın manevi yönünü geliştirmesi, inancını elde etmesi kendi kendine olmamakta, ancak eğitimle mümkün olmaktadır. Peygamberler bu noktada en önemli eğitimcilerdir. Şayet bir insanın ebedi hayatına yönelik eğitimi yoksa; niye idealist olsun ve dünya adına neden fedakarlık göstersin. Ben tok olayım başkası açlıktan ölürse ölsün bana ne düşüncesini taşıyacak. Bana değmeyen yılan bin yaşasın diyecek. Onun için memleket, vatan, insanlık bir anlam taşımayacaktır. Ancak akıl, fen ilimleriyle; kalp, ruh ve vicdan da din ilimleri ile tatmin edilen bir insan idealist olur. O insan, ben ölürsem vatanım ve milletim sağ olsun düşüncesiyle, memleketine geleceğine ve insanlığa hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşacaktır. Aksi taktirde çalışmanın ahirete bakan yönü olmazsa bir anlamı olmaz.  Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Ekleme Tarihi: 14 Şubat 2019 - Perşembe

BAKIŞ AÇISI 1


Bir Bakış:
“İnsanoğlunun maddi ve manevi yönü vardır, manevi yönünü inancı ne ise o inancıyla tatmin eder.
Maddi yönünü eğitim öğretim (aile,çevre,okul) yoluyla elde eder.
Kendisinin geleceğine olan inancı, güveni, ülkesine olan borcunu ödemek gibi değerler insanı idealist ve huzurlu bir kişi yapar.”

Bir Analiz:
Evet bugün bilimsel olarakta kabul ettiğimiz bir husus var. O da insanın maddi ve manevi yönünün varoluşudur.
Maddi yönü yani cesedi; bizim bildiğimiz görünen görme, işitme, tat alma, koklama, dokunma gibi beş temel duyunun yanında görünmeyen sayamayacağımız duyulardan meydana gelmektedir.
Bu duyularımıza santral görevi yapan ve idare eden beynimiz dünyaya gelişimizden itibaren başlayıp, ölünceye kadar sürekli bilim ve ilim ile gelişmekte, kemal bulmaktadır.
Maddi organlarımız 60-70 yıllık dünya hayatında kullanılmaktadır. Bu duyular ana rahminde kullanılmadığı gibi, ölünce de görevleri bitmekte ve kabirde kullanılmamaktadır.
Manevi yönü ise kalbi ruhu ve bilemediğimiz bir çok latifeleridir.
Bu manevi duygular maddi duygularımızla beraber kullanıldığı gibi, ana rahminde de kullanılmakta ve hatta ruh baki yani ölümsüz olduğu için kabirde de varlığı devam etmekte, ebedi hayatta da kullanılmaktadır.
Aklın müspet ilimlerle fen ilimleriyle teçhiz edilmesi donatılması gerekir. Ancak öyle tatmin olur. Aksi taktirde aklı ihmal etmek insanı taassuba götürür.
Ruh, vicdan ve manevi kalp ise din ilimleri ile manevi ilimlerle tatmin olur ve gelişir.
Dünya hayatında kullanmış olduğumuz maddi duygularımızın tatmini için dünyaya gelişimizden üniversiteyi bitirene kadar, bu duygularımızı doğru kullanmak için eğitim almaktayız.
İyi eğitimi değerli öğretmenler ve uzmanlaşmış akademisyenlerden alabiliriz. Eğitimin kalitesine göre maddi duygularımızın gelişimi farklı olmaktadır. İhmal etmeye gelmez ehil olmayanlar tarafından eğitilemezler.
Mühendislik eğitimi verenlerin eksikliği, insanları nasıl ölüme götürürse, tıp eğitimi verenlerin eksikliği de insanları o şekilde ölüme götürür. Onun için eğitimciler ehil olmalılar ve mesleğinde en son bilimsel gelişimi takip eden seviyede bulunmalıdırlar.
Şimdi bir görüşte insanın manevi yönünü inancı ne ise o inancıyla tatmin edecek olması tahlil edilirse; görünür ki bu insanın manevi yönü, maddi yönünü geliştirmesinden daha önemlidir.
Çünkü bu yön hem dünyaya bakıyor hem de ebedi hayatını ilgilendiriyor. Yani manevi yön; maddi yönünün geliştirilmesine, eğitilmesine ve duyguların istikametle kullanılmasına rehberlik yaparken, aldığı eğitimin toplumun faydasına kullanılmasına da bir ölçüdür. Kendi sahasında idealizmin gelişmesini de sağlamaktadır.
Bu süreç ihmal edildiği taktirde,doğru kaynaklarla teçhiz edilmediği takdirde eksik ve yanlış inançlı, bilmeden sorumluluk taşımadan fetva veren, umumu ilgilendiren konularda yalnız kendini ilgilendiriyormuş gibi karara varan sorumsuz insanların ortaya çıkmasına yol açacaktır.
Eksik din adamlarının yetişmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla böyle insanların vermiş olduğu eğitimle, nasıl bir toplum meydana geleceğini tasavvur etmek gerekir.
Eksik din eğitimci ve akademisyeninin vermiş olduğu eğitim insanları dinden etmekte, dalalete götürmekte, dünyayı da öldükten sonraki hayatı da riske atmaktadır.
O halde hem dünya ve hem de ebedi hayatı kazanmayla karşı karşıya olan insanın manevi yönünü geliştirmesi, inancını elde etmesi kendi kendine olmamakta, ancak eğitimle mümkün olmaktadır. Peygamberler bu noktada en önemli eğitimcilerdir.
Şayet bir insanın ebedi hayatına yönelik eğitimi yoksa; niye idealist olsun ve dünya adına neden fedakarlık göstersin.
Ben tok olayım başkası açlıktan ölürse ölsün bana ne düşüncesini taşıyacak. Bana değmeyen yılan bin yaşasın diyecek. Onun için memleket, vatan, insanlık bir anlam taşımayacaktır.
Ancak akıl, fen ilimleriyle; kalp, ruh ve vicdan da din ilimleri ile tatmin edilen bir insan idealist olur. O insan, ben ölürsem vatanım ve milletim sağ olsun düşüncesiyle, memleketine geleceğine ve insanlığa hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşacaktır. Aksi taktirde çalışmanın ahirete bakan yönü olmazsa bir anlamı olmaz. 

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.