Mehmet Emin Sofuoğlu
Köşe Yazarı
Mehmet Emin Sofuoğlu
 

Buğdayımız kendimize yetiyor mu?

Sayısal verilere göre, ülke olarak, kendi ürettiğimiz buğday, kendimize yetiyor.   2000-2020 arasını kapsayan son 20 yılda toplam kullanılabilir üretim, 384,49 milyon ton olurken, yurtiçi toplam kullanım ise 377,15 milyon ton oldu. Bu da son 20 yılda kullanılabilir üretimin yurtiçi kullanıma yettiğini gösteriyor.   Rakamlar böyle..   Ancak, işin arka planını, detaylıca inceleyelim, görelim.   2019 yılında, 9.8 milyon ton buğday ithalatı yapmışız. Buğdaydan işlediğimiz un ve makarna ihracatımız ise, 7.5 milyon tonda kalmış. Yine 2020’nin 11 aylık döneminde. 8.7 milyon tonluk buğday ithalatına karşılık, 6.8 milyon tonluk bir ihracatımız var.   Yani iki yıldır Türkiye, yaklaşık 2 milyon ton daha fazla ithalat yapmış görünüyor.   İthal ettiğimiz yaklaşık 9 milyon ton buğdayın, 7 milyon tonunu, un, nakarna ve mamüller olarak ihraç ettiğimize göre, geriye kalan 2 milyon ton ithal buğdaya ne oldu?   İşte bu buğday, sektörün temsilcileri tarafından belirtildiğine göre, sayısal verilerde yer almayan ama gerçekte var olan, iç piyasadaki görünmeyen açığımızı kapatmak için kullanıldı.   Demek ki, iç piyasadaki buğday açığımız, TÜİK'in verilerinde belirtilen sayılardan daha fazla sanki.   Buğday açığımızın tam olarak ne kadar olduğunu  bilerek, daha çok buğday üretecek, örneğin yıllık buğday üretimimizi 20 milyon tondan, 30 milyon tona çıkaracak yeni destekler, projeler ve  düzenlemeler getirmemiz gerekiyor.   2022 yılında buğday üretim alanları yaklaşık %10-15 arasında azalmış, başka ürün ekimine doğru kaymış durumda.   Yani, bu yıl rekolte daha da düşecek gibi görünüyor. Allah korusun, iklim koşulları, geçen seneki gibi kötü giderse, buğday açığı, bu yıl çok daha fazla yaşanabilir.   Ayrıca, buğdayda destek yetmediği için, çiftçiler, bankalara borçlanmış durumdalar. Çiftçilerin bir kısmının tarlası da, traktörü de, bankalar tarafından haczedilmiş durumda.   Tarım politikalarımızı belirleyenler, bunu gözden kaçırmamalılar!..     * * *   Türkiye'de buğday, mısır, arpa, fasulye, mercimek gibi hububat ürünlerinin, arz ve talep dengesini, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) düzenler. TMO, Serbest piyasadaki hububat fiyatlarına doğrudan müdahale edebilen, alım ve satımla pazarın dengesini kuran bir kurumdur.   Ülkemizin buğday açığını, işte bu TMO ve TMO'nun izniyle özel şirketler, ithalat yaparak kapatıyor.   TMO, buğday ithal ederken zarar etme pahasına, buğdayı pahalıya alıp, iç pazara ucuza satıyor. Yoksa, bugün ekmeği daha pahalıya yemek zorunda kalabilirdik.   TMO, bu zararını, Hazine’den karşılıyor.   Bu yıl, TMO’nun bu açığı görmesine rağmen, yeterli derece ithalat yapmadığından dolayı, fiyatların artmasına neden olduğu konuşuluyor.   Zamanında yeterli buğday almadığı, sonraki zamanlarda da yeniden ithalat yapmak zorunda kaldığı ve bu kez de çok yüksek fiyatlardan buğday alarak zararını daha da büyüttüğü söyleniyor.   Bu yazımızdaki asıl amacımız, bu hususlarla ilgili bir günah keçisi bulmak veya belaltı vurmak değil asla! Buğday açığımızı kapatıp, bu en temel besin maddesinde kendine gerçekten yeten bir ülke pozisyonuna geçmek.   Çünkü, yakın gelecekteki en mühim güç dayanaklarımızdan biri, buğday üretimimizin kendimize yetmesi olacak!   Bir de, GDO’lu hibrit buğday değil de, eski tohum yerli buğdayın üretimini yaygınlaştırabilirsek, ne âlâ!..    
Ekleme Tarihi: 29 Mart 2022 - Salı

Buğdayımız kendimize yetiyor mu?

Sayısal verilere göre, ülke olarak, kendi ürettiğimiz buğday, kendimize yetiyor.

 

2000-2020 arasını kapsayan son 20 yılda toplam kullanılabilir üretim, 384,49 milyon ton olurken, yurtiçi toplam kullanım ise 377,15 milyon ton oldu. Bu da son 20 yılda kullanılabilir üretimin yurtiçi kullanıma yettiğini gösteriyor.

 

Rakamlar böyle..

 

Ancak, işin arka planını, detaylıca inceleyelim, görelim.

 

2019 yılında, 9.8 milyon ton buğday ithalatı yapmışız. Buğdaydan işlediğimiz un ve makarna ihracatımız ise, 7.5 milyon tonda kalmış. Yine 2020’nin 11 aylık döneminde. 8.7 milyon tonluk buğday ithalatına karşılık, 6.8 milyon tonluk bir ihracatımız var.

 

Yani iki yıldır Türkiye, yaklaşık 2 milyon ton daha fazla ithalat yapmış görünüyor.

 

İthal ettiğimiz yaklaşık 9 milyon ton buğdayın, 7 milyon tonunu, un, nakarna ve mamüller olarak ihraç ettiğimize göre, geriye kalan 2 milyon ton ithal buğdaya ne oldu?

 

İşte bu buğday, sektörün temsilcileri tarafından belirtildiğine göre, sayısal verilerde yer almayan ama gerçekte var olan, iç piyasadaki görünmeyen açığımızı kapatmak için kullanıldı.

 

Demek ki, iç piyasadaki buğday açığımız, TÜİK'in verilerinde belirtilen sayılardan daha fazla sanki.

 

Buğday açığımızın tam olarak ne kadar olduğunu  bilerek, daha çok buğday üretecek, örneğin yıllık buğday üretimimizi 20 milyon tondan, 30 milyon tona çıkaracak yeni destekler, projeler ve  düzenlemeler getirmemiz gerekiyor.

 

2022 yılında buğday üretim alanları yaklaşık %10-15 arasında azalmış, başka ürün ekimine doğru kaymış durumda.

 

Yani, bu yıl rekolte daha da düşecek gibi görünüyor. Allah korusun, iklim koşulları, geçen seneki gibi kötü giderse, buğday açığı, bu yıl çok daha fazla yaşanabilir.

 

Ayrıca, buğdayda destek yetmediği için, çiftçiler, bankalara borçlanmış durumdalar. Çiftçilerin bir kısmının tarlası da, traktörü de, bankalar tarafından haczedilmiş durumda.

 

Tarım politikalarımızı belirleyenler, bunu gözden kaçırmamalılar!..

 

 

* * *

 

Türkiye'de buğday, mısır, arpa, fasulye, mercimek gibi hububat ürünlerinin, arz ve talep dengesini, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) düzenler. TMO, Serbest piyasadaki hububat fiyatlarına doğrudan müdahale edebilen, alım ve satımla pazarın dengesini kuran bir kurumdur.

 

Ülkemizin buğday açığını, işte bu TMO ve TMO'nun izniyle özel şirketler, ithalat yaparak kapatıyor.

 

TMO, buğday ithal ederken zarar etme pahasına, buğdayı pahalıya alıp, iç pazara ucuza satıyor. Yoksa, bugün ekmeği daha pahalıya yemek zorunda kalabilirdik.

 

TMO, bu zararını, Hazine’den karşılıyor.

 

Bu yıl, TMO’nun bu açığı görmesine rağmen, yeterli derece ithalat yapmadığından dolayı, fiyatların artmasına neden olduğu konuşuluyor.

 

Zamanında yeterli buğday almadığı, sonraki zamanlarda da yeniden ithalat yapmak zorunda kaldığı ve bu kez de çok yüksek fiyatlardan buğday alarak zararını daha da büyüttüğü söyleniyor.

 

Bu yazımızdaki asıl amacımız, bu hususlarla ilgili bir günah keçisi bulmak veya belaltı vurmak değil asla! Buğday açığımızı kapatıp, bu en temel besin maddesinde kendine gerçekten yeten bir ülke pozisyonuna geçmek.

 

Çünkü, yakın gelecekteki en mühim güç dayanaklarımızdan biri, buğday üretimimizin kendimize yetmesi olacak!

 

Bir de, GDO’lu hibrit buğday değil de, eski tohum yerli buğdayın üretimini yaygınlaştırabilirsek, ne âlâ!..

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.