Mehmet Emin Sofuoğlu
Köşe Yazarı
Mehmet Emin Sofuoğlu
 

Bu Krizin Girdabında Boğulmamak İçin..

Dünya çapında gıda ve enerji krizinin, bizim ülkemizi de vurması elbette kaçınılmazdı! Hammadde, enerji ve ürün fiyatlarındaki artış, sosyo-ekonomik düzeyi alt seviyede olan vatandaşları, cidden zora soktu. İspanya'da, Kanada'da, Sri Lanka'da, çeşitli sektörlerin çalışanları, ana şehirlerin meydanlarında, ekonomik kriz sebebiyle, hükümetlere karşı eylemlere başladılar. Önümüzdeki aylarda, gıda ve enerjide ekonomik krizin ve buna bağlı hayat pahalılığının daha derin hissedilmesiyle, öncelikle Avrupa ülkeleri olmak üzere, birçok ülkenin halkı, sokaklara dökülerek, kitlesel eylemler gerçekleştirecekler! Bunların tetiklenmesi için, bilinçli ve kontrollü enerji ve gıda krizine yol açan küresel elitler, mevcut dünya ekonomik sistemini sıkıntıya sokup, 'bu sistem çökmüştür' algısı ile, yeni dünya düzeni adı altında, kendi hegamonyalarını kurarak modern firavunlar olarak hüküm sürmek istemekteler. Kurmak istedikleri tek dünya devletinin altyapısı olarak da 'Great Reset' / 'Büyük Sıfırlama' projelerini hayata geçirdiler. Bu sosyal patlamaların ülkemizi de vurmaması için, hükümetimiz bir an önce tedbirler olmalıdır. Öreneğin; Şu an doğal gaz ve elektrik faturaları ile akaryakıt fiyatlarının çok yüksek olması, vatandaşlarımızda, iktidara karşı aleyhte bir duygusal kopuşa sebep oldu. Hatta, bu ekonomik canhıraş sıkıntılardan ötürü, iktidara karşı da ayaklanmalara sebebiyet verebilecek bir yoksulluk krizi, artık yavaş yavaş ülkemizde kol gezmeye başladı. Bu durumdan siyasi rant devşirmeye çakışan bazı kendini bilmezler, muhalefet adı altında, halkı galeyana getirmek için çaba göstermeye başladılar bile. Bazı barkodlu beslemeler de, küresel efendilerinin hedefleri doğrultusunda kin ve nefret pompalayarak halkı isyana teşvik etmeye çalışıyorlar.. Ne yazık! Halbuki, bunun sonu, topyekün hüsrana çıkar! Evet, ülkemiz, hem ekonomik, hem de siyasi nüfuz olarak büyümeye, güçlenmeye ve önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın en büyük iki süper gücünden biri olmaya doğru hızla gidiyor, doğru, ama, vatandaş da yoksullaşmaya ve evini geçindirememeye doğru sürükleniyor. Zengin, daha da zenginleşip, vahşi kapitalizm, acımasızca sömürmeye devam ettikçe, hayat pahalılığı can acıtıcı olmaya ve bu pahalılık içinden çıkılmaz bir kısır sürece doğru sürüklendikçe, aidiyet duygusu zedeleniyor ve duygusal kopuş süreci gittikçe hızlanarak derinleşiyor! Bu sebeplerle, siyasi iktidarın, yaklaşmakta olan sosyal patlamaları derhal görüp, buna mahal bırakmadan, vatandaşa, ekonomik anlamda desteğini arttırması gerekiyor. Evet, bugün, devlet sübvanse ettiği için, ekmeği 2,5 - 3tl den alıyoruz. Biliyoruz ki, devlet, fırıncılara, unu, uygun fiyattan vermese, aynı gramaj ekmeği belki 10 tl den alacaktık. Evet, bugün, devlet doğalgazı sübvanse ettiği için, yani %70 ini ödediği için, bu fiyatlardan fatura ödüyoruz. Bunları bildiğimiz halde, sübvanse edilmiş haldeki faturaları bile ödeyemeyecek duruma gelen, alt gelirli vatandaşların çıkışı kalmazsa, ne olacak?!.. Hükümetimiz, büyük projelerin bir kısmını, en azından yollara, kamu binalarına vb uygun görülecek kalemlere harcamaları durdurup, vatandaşlarına temel yaşam standartlarını sağlayabileceği ekonomik desteği vermelidir. Bugün hükümetimiz, sosyal destek kapsamında, engellilere, yaşlılara, işsizlere vb aylık olarak verdiği paraların, kapsamını genişleterek, zorda olan dar gelirli vatandaşları da desteklemelidir. Zengin ve fakirin arasındaki uçurumun gittikçe açılması, ne zenginlerin ne de devletin altından kalkamayacağı ve telafisi olmayan sonuçlar doğurur! Bu yaz sonundan itibaren, bir çok ülkede, ciddi ayaklanmalar ve sosyal patlamalara şahid olacağız! Bunu fırsat bilen küresel odakların da, bu durumu kirli amaçları için kullanarak, ülkemizde de tekrar darbe girişimine kalkışacaklarına hiç şüpheniz olmasın! Bu da, bağımsızlığımızın tehlikeye düşmesi anlamına gelir! Devletimiz, bu süreci iyi okumalı ve derhal bir fon oluşturarak ciddi bir pay aktarmalı, bu kaynakla da, alt gelir seviyesindeki vatandaşlarına destek olmalıdır. Bunun için hükümetimiz, bugün Rusya'nın ve Çin'in yaptığı gibi, büyük şirketleri, bu sürece destek olmak, alt gelir grubunun temel hayat standardını sağlamak amacıyla, gelirlerinden pay ayırmaya çağırarak, ellerini taşın altına koymaya ve sorumluluk almaya mecbur bırakabilir. Yoksa, içine düşülen girdap, herkesi boğar! Zaten bizim milletimiz, yardımlaşmayı seven, hayra hasenada önem veren, fakire fukaraya yardım eden, zekat, sadaka ve infak kültürüne sahip olan, necib bir millet olduğu için, dünya çapında gelişen bu ekonomik buhranı, devletin küçük bir desteğiyle de, çok hafif atlatacaktır. 1929 buhranından daha güçlü gelen bu krizin, kapanmaz yaralar açmaması, ülkenin borç batağına sürüklenmemesi, sosyal patlamalarla bağımsızlığının tehlikeye düşmemesi için; bu uyarıyı, tarihe not düşerek, ulu devletimizin ferasetli yöneticilerini, ivedilikle harekete geçmeye çağırıyorum!..
Ekleme Tarihi: 05 Nisan 2022 - Salı

Bu Krizin Girdabında Boğulmamak İçin..

Dünya çapında gıda ve enerji krizinin, bizim ülkemizi de vurması elbette kaçınılmazdı! Hammadde, enerji ve ürün fiyatlarındaki artış, sosyo-ekonomik düzeyi alt seviyede olan vatandaşları, cidden zora soktu. İspanya'da, Kanada'da, Sri Lanka'da, çeşitli sektörlerin çalışanları, ana şehirlerin meydanlarında, ekonomik kriz sebebiyle, hükümetlere karşı eylemlere başladılar. Önümüzdeki aylarda, gıda ve enerjide ekonomik krizin ve buna bağlı hayat pahalılığının daha derin hissedilmesiyle, öncelikle Avrupa ülkeleri olmak üzere, birçok ülkenin halkı, sokaklara dökülerek, kitlesel eylemler gerçekleştirecekler! Bunların tetiklenmesi için, bilinçli ve kontrollü enerji ve gıda krizine yol açan küresel elitler, mevcut dünya ekonomik sistemini sıkıntıya sokup, 'bu sistem çökmüştür' algısı ile, yeni dünya düzeni adı altında, kendi hegamonyalarını kurarak modern firavunlar olarak hüküm sürmek istemekteler. Kurmak istedikleri tek dünya devletinin altyapısı olarak da 'Great Reset' / 'Büyük Sıfırlama' projelerini hayata geçirdiler. Bu sosyal patlamaların ülkemizi de vurmaması için, hükümetimiz bir an önce tedbirler olmalıdır. Öreneğin; Şu an doğal gaz ve elektrik faturaları ile akaryakıt fiyatlarının çok yüksek olması, vatandaşlarımızda, iktidara karşı aleyhte bir duygusal kopuşa sebep oldu. Hatta, bu ekonomik canhıraş sıkıntılardan ötürü, iktidara karşı da ayaklanmalara sebebiyet verebilecek bir yoksulluk krizi, artık yavaş yavaş ülkemizde kol gezmeye başladı. Bu durumdan siyasi rant devşirmeye çakışan bazı kendini bilmezler, muhalefet adı altında, halkı galeyana getirmek için çaba göstermeye başladılar bile. Bazı barkodlu beslemeler de, küresel efendilerinin hedefleri doğrultusunda kin ve nefret pompalayarak halkı isyana teşvik etmeye çalışıyorlar.. Ne yazık! Halbuki, bunun sonu, topyekün hüsrana çıkar! Evet, ülkemiz, hem ekonomik, hem de siyasi nüfuz olarak büyümeye, güçlenmeye ve önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın en büyük iki süper gücünden biri olmaya doğru hızla gidiyor, doğru, ama, vatandaş da yoksullaşmaya ve evini geçindirememeye doğru sürükleniyor. Zengin, daha da zenginleşip, vahşi kapitalizm, acımasızca sömürmeye devam ettikçe, hayat pahalılığı can acıtıcı olmaya ve bu pahalılık içinden çıkılmaz bir kısır sürece doğru sürüklendikçe, aidiyet duygusu zedeleniyor ve duygusal kopuş süreci gittikçe hızlanarak derinleşiyor! Bu sebeplerle, siyasi iktidarın, yaklaşmakta olan sosyal patlamaları derhal görüp, buna mahal bırakmadan, vatandaşa, ekonomik anlamda desteğini arttırması gerekiyor. Evet, bugün, devlet sübvanse ettiği için, ekmeği 2,5 - 3tl den alıyoruz. Biliyoruz ki, devlet, fırıncılara, unu, uygun fiyattan vermese, aynı gramaj ekmeği belki 10 tl den alacaktık. Evet, bugün, devlet doğalgazı sübvanse ettiği için, yani %70 ini ödediği için, bu fiyatlardan fatura ödüyoruz. Bunları bildiğimiz halde, sübvanse edilmiş haldeki faturaları bile ödeyemeyecek duruma gelen, alt gelirli vatandaşların çıkışı kalmazsa, ne olacak?!.. Hükümetimiz, büyük projelerin bir kısmını, en azından yollara, kamu binalarına vb uygun görülecek kalemlere harcamaları durdurup, vatandaşlarına temel yaşam standartlarını sağlayabileceği ekonomik desteği vermelidir. Bugün hükümetimiz, sosyal destek kapsamında, engellilere, yaşlılara, işsizlere vb aylık olarak verdiği paraların, kapsamını genişleterek, zorda olan dar gelirli vatandaşları da desteklemelidir. Zengin ve fakirin arasındaki uçurumun gittikçe açılması, ne zenginlerin ne de devletin altından kalkamayacağı ve telafisi olmayan sonuçlar doğurur! Bu yaz sonundan itibaren, bir çok ülkede, ciddi ayaklanmalar ve sosyal patlamalara şahid olacağız! Bunu fırsat bilen küresel odakların da, bu durumu kirli amaçları için kullanarak, ülkemizde de tekrar darbe girişimine kalkışacaklarına hiç şüpheniz olmasın! Bu da, bağımsızlığımızın tehlikeye düşmesi anlamına gelir! Devletimiz, bu süreci iyi okumalı ve derhal bir fon oluşturarak ciddi bir pay aktarmalı, bu kaynakla da, alt gelir seviyesindeki vatandaşlarına destek olmalıdır. Bunun için hükümetimiz, bugün Rusya'nın ve Çin'in yaptığı gibi, büyük şirketleri, bu sürece destek olmak, alt gelir grubunun temel hayat standardını sağlamak amacıyla, gelirlerinden pay ayırmaya çağırarak, ellerini taşın altına koymaya ve sorumluluk almaya mecbur bırakabilir. Yoksa, içine düşülen girdap, herkesi boğar! Zaten bizim milletimiz, yardımlaşmayı seven, hayra hasenada önem veren, fakire fukaraya yardım eden, zekat, sadaka ve infak kültürüne sahip olan, necib bir millet olduğu için, dünya çapında gelişen bu ekonomik buhranı, devletin küçük bir desteğiyle de, çok hafif atlatacaktır. 1929 buhranından daha güçlü gelen bu krizin, kapanmaz yaralar açmaması, ülkenin borç batağına sürüklenmemesi, sosyal patlamalarla bağımsızlığının tehlikeye düşmemesi için; bu uyarıyı, tarihe not düşerek, ulu devletimizin ferasetli yöneticilerini, ivedilikle harekete geçmeye çağırıyorum!..
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.