Erol Aydın
Köşe Yazarı
Erol Aydın
 

REKTÖRDEN ŞAŞIRTAN YURT TAVSİYESİ!

“Nefes aldıkça umut hep vardır.” Bu mottoyla günlük olarak yayımlanan bir gazetenin manşetini yazımıza başlık yaptık. Bir habere ilgi uyandırmak, okuyucunun dikkatini çekmek ve haberi okutmak için çarpıcı başlıklar kullanmak gazeteciliğin doğasında vardır. Ancak bunun da bir sınırı vardır. Çarpıcı başlık ile yanıltıcı başlık arasındaki çizgi, gazetecilik etiğinin başladığı yerdir. Söz konusu habere baktığımızda ise alt başlıkta kullanılan “Adres cemaat yurdu” ifadesi hemen dikkat çekiyor. Haber, barınma sorunu yaşayan üniversite öğrencilerine yardımcı olmak isteyen bir rektörün, öğrenciler için İlim Yayma Cemiyeti yurdunu tavsiye etmesini konu ediyor. Peki, burada asıl mesele nedir? Bir üniversite öğrencisinin barınma ihtiyacına çözüm aramak ve mevcut yurt seçeneklerinden birini önermek mi? Yoksa önerilen yurdun kimliği üzerinden rektörü ve kurumu tartışmalı hâle getirmek mi? Bana göre burada asıl sorgulanması gereken, haberin kendisinden ziyade haberin nasıl sunulduğudur. İlim Yayma Cemiyeti, 1951'den bu yana eğitim, kültür ve sosyal hizmetler alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşudur. Öğrencilere burs verilmesi, yurt hizmetleri sunulması, eğitim merkezleri ve kültürel faaliyetler düzenlenmesi gibi alanlarda çalışmalar yürütmektedir. Dolayısıyla bir kurumu, yalnızca belli bir siyasi veya sosyal çevreyle ilişkilendirildiği düşüncesinden hareketle “cemaat yurdu” şeklinde tanımlamak, okuyucunun zihninde daha haberin başında belirli bir kanaat oluşturabilir. Üstelik “cemaat” kavramını bir yaftalama aracına dönüştürmek de doğru değildir. Bir yapı hakkında değerlendirme yapılacaksa bunun somut faaliyetleri, hukuki statüsü ve ortaya koyduğu çalışmalar üzerinden yapılması gerekir. Etiketlemek kolaydır; asıl zor olan, hakkaniyetli bir değerlendirme yapmaktır. İlim Yayma Cemiyeti'nin faaliyetlerine baktığımızda, öğrencilerin eğitim hayatına katkı sunmaya yönelik çok sayıda çalışma görmek mümkündür. Burslardan yurt hizmetlerine, eğitim faaliyetlerinden sosyal ve kültürel projelere kadar geniş bir alanda çalışmalar yürütülmektedir. Akademik ve bilimsel çalışmaları desteklemek amacıyla çeşitli ödül ve teşvik programları da gerçekleştirilmektedir. Benim evladım da dâhil olmak üzere pek çok öğrenci, bu yurtlarda barınma imkânı bulmuş ve eğitim hayatını sürdürmüştür. Ayrıca hem yönetiminde hem de eğitim kadrosunda yakınlarımın bulunması da bu kurum hakkında ki kanaatimi güçlendirmektedir. Bu kurumun mütevelli heyeti başkanının Bilal Erdoğan olması da bazı çevrelerin kuruma yönelik siyasi değerlendirmelerinde öne çıkmaktadır. Asıl bakılması gereken, o kurumun ne yaptığı ve topluma ne sunduğudur. Kaldı ki bir üniversite rektörünün, barınma problemi yaşayan bir öğrenciye mevcut yurt imkânlarından birini tavsiye etmesinde başlı başına bir problem aramak da oldukça garip bir yaklaşım değil midir? Öğrencinin ihtiyacı barınmaktır. Gazetecinin görevi ise bu ihtiyacı ve haberi doğru biçimde kamuoyuna aktarmaktır. Bir yurt tavsiyesini, daha haberin başlığında belirli bir kimlikle etiketleyerek okuyucunun zihninde peşin bir hüküm oluşturmak ise üzerinde düşünülmesi gereken bir habercilik anlayışıdır. Kısacası mesele İlim Yayma Cemiyeti'ni savunmak veya eleştirmekten önce, haberciliğin hakkaniyetli olup olmadığıdır. Bir kurumun adı, yöneticileri veya toplumdaki algısı üzerinden peşin hüküm vermek yerine, faaliyetlerine ve ortaya koyduğu hizmetlere bakmak gerekir. Biz bu habere şaşırmadık. Asıl mesele, haberciliğin algının değil gerçeğin peşinden gitmesidir. Esenlik dileklerimle. Erol Aydın
Ekleme Tarihi: 05 Eylül 2026 -Cumartesi

REKTÖRDEN ŞAŞIRTAN YURT TAVSİYESİ!

“Nefes aldıkça umut hep vardır.”

Bu mottoyla günlük olarak yayımlanan bir gazetenin manşetini yazımıza başlık yaptık. Bir habere ilgi uyandırmak, okuyucunun dikkatini çekmek ve haberi okutmak için çarpıcı başlıklar kullanmak gazeteciliğin doğasında vardır. Ancak bunun da bir sınırı vardır. Çarpıcı başlık ile yanıltıcı başlık arasındaki çizgi, gazetecilik etiğinin başladığı yerdir.

Söz konusu habere baktığımızda ise alt başlıkta kullanılan “Adres cemaat yurdu” ifadesi hemen dikkat çekiyor. Haber, barınma sorunu yaşayan üniversite öğrencilerine yardımcı olmak isteyen bir rektörün, öğrenciler için İlim Yayma Cemiyeti yurdunu tavsiye etmesini konu ediyor.

Peki, burada asıl mesele nedir?

Bir üniversite öğrencisinin barınma ihtiyacına çözüm aramak ve mevcut yurt seçeneklerinden birini önermek mi? Yoksa önerilen yurdun kimliği üzerinden rektörü ve kurumu tartışmalı hâle getirmek mi?

Bana göre burada asıl sorgulanması gereken, haberin kendisinden ziyade haberin nasıl sunulduğudur.

İlim Yayma Cemiyeti, 1951'den bu yana eğitim, kültür ve sosyal hizmetler alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşudur. Öğrencilere burs verilmesi, yurt hizmetleri sunulması, eğitim merkezleri ve kültürel faaliyetler düzenlenmesi gibi alanlarda çalışmalar yürütmektedir.

Dolayısıyla bir kurumu, yalnızca belli bir siyasi veya sosyal çevreyle ilişkilendirildiği düşüncesinden hareketle “cemaat yurdu” şeklinde tanımlamak, okuyucunun zihninde daha haberin başında belirli bir kanaat oluşturabilir.

Üstelik “cemaat” kavramını bir yaftalama aracına dönüştürmek de doğru değildir. Bir yapı hakkında değerlendirme yapılacaksa bunun somut faaliyetleri, hukuki statüsü ve ortaya koyduğu çalışmalar üzerinden yapılması gerekir. Etiketlemek kolaydır; asıl zor olan, hakkaniyetli bir değerlendirme yapmaktır.

İlim Yayma Cemiyeti'nin faaliyetlerine baktığımızda, öğrencilerin eğitim hayatına katkı sunmaya yönelik çok sayıda çalışma görmek mümkündür. Burslardan yurt hizmetlerine, eğitim faaliyetlerinden sosyal ve kültürel projelere kadar geniş bir alanda çalışmalar yürütülmektedir. Akademik ve bilimsel çalışmaları desteklemek amacıyla çeşitli ödül ve teşvik programları da gerçekleştirilmektedir.

Benim evladım da dâhil olmak üzere pek çok öğrenci, bu yurtlarda barınma imkânı bulmuş ve eğitim hayatını sürdürmüştür. Ayrıca hem yönetiminde hem de eğitim kadrosunda yakınlarımın bulunması da bu kurum hakkında ki kanaatimi güçlendirmektedir. Bu kurumun mütevelli heyeti başkanının Bilal Erdoğan olması da bazı çevrelerin kuruma yönelik siyasi değerlendirmelerinde öne çıkmaktadır. Asıl bakılması gereken, o kurumun ne yaptığı ve topluma ne sunduğudur.

Kaldı ki bir üniversite rektörünün, barınma problemi yaşayan bir öğrenciye mevcut yurt imkânlarından birini tavsiye etmesinde başlı başına bir problem aramak da oldukça garip bir yaklaşım değil midir?

Öğrencinin ihtiyacı barınmaktır.

Gazetecinin görevi ise bu ihtiyacı ve haberi doğru biçimde kamuoyuna aktarmaktır.

Bir yurt tavsiyesini, daha haberin başlığında belirli bir kimlikle etiketleyerek okuyucunun zihninde peşin bir hüküm oluşturmak ise üzerinde düşünülmesi gereken bir habercilik anlayışıdır.

Kısacası mesele İlim Yayma Cemiyeti'ni savunmak veya eleştirmekten önce, haberciliğin hakkaniyetli olup olmadığıdır.

Bir kurumun adı, yöneticileri veya toplumdaki algısı üzerinden peşin hüküm vermek yerine, faaliyetlerine ve ortaya koyduğu hizmetlere bakmak gerekir.

Biz bu habere şaşırmadık.

Asıl mesele, haberciliğin algının değil gerçeğin peşinden gitmesidir.

Esenlik dileklerimle.

Erol Aydın

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Yeni Slow Radyo