Bülent Ertekin
Köşe Yazarı
Bülent Ertekin
 

LÜTFEN SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAYALIM.

İsimler karışınca şahıslar ile alâkali olarak oluşan  kanaatte yanlış anlamalara ve tanınmalarına vesile oluyor. Yani ortalığı kaba tabir ile lavanta kokuları (!) götürüyor. Mesela; ismi BÜLENT, ama var olan bütün BÜLENT' ler   Halil den olma  Sıdıka'dan doğma  03/ Mayıs/ 1965 TİRE / İZMİR doğumlu BÜLENT hiç ama HİÇ DEĞİL. Yani buna bizim oralarda" ULE GAHBECİK SEN HER GÖRDÜĞÜN SAKALLIYI DEDEN Mİ SANDIN" deyiveriyolaaa. Gene şivem değişiverdi.   Sahi, sizin orada da buna benzer sözler diyorlar mı? Zannımca ...... Zira geçen gün yerel bir kanalı izler iken bir avukat ile gündeme dair yapılan bir sohbetin TEKRARINI  izledim. Oturumu yöneten tanıdık bir kardeşimiz, karşısında ise Avukat bir kardeşimiz. Pırıl pırıllar. Mevzu GÜNDEME DAİR olunca iş dönüp dolaşıp güncel konulara ve FAHRETTİN PAŞA ya geliyor. Konuşuluyor ama bizim pırıl pırıl avukatımız BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ediyor.  Sayın Avukatımız söyleşi esnasında " Çöl kaplanı Fahrettin Paşa ile Fahrettin ALTAY aynı kişi. Siz İzmir'lisiniz ben öyle biliyorum. Yanlış ise düzeltelim." deyince gayri ihtiyari gene o meşhur     " hoppaalaaaa. Saldım çayıra mevlâm kayıra. Buda nereden çıktı şimdi"  demişim. Dedim demesine de hemen bizim amcaya (!)  yok yahuuu gerçek amcaya değil tabii ki. GOOGEL amcaya, FAHRETTİN PAŞALARI sordum. Sonuç: İki paşa da ayrı kişi.  Lâkin iki paşada  ülkeye çok büyük hizmetler etmiş değerli insanlar. Neyse gelelim PAŞALARI KARŞILAŞTIRMAYA. Fahrettin Altay Kimdir? Fahrettin Altay, 12 Ocak 1880 tarihinde, Arnavutluk sınırları içindeki İşkodra şehrinde dünyaya geldi. Piyade Albayı olan İzmir'li İsmail Bey babası, Hayriye Hanım da annesidir.  Fahrettin Altay, ilkokulunu Mardinde bitirdi. Harp Okulundaki öğrenimini ise, 1900 yılında dereceyle tamamladı.  Harp Akademisini 1902 yılında bir başka dereceyle, altıncılıkla bitirdi ve faal meslek hayatına başladı. Fahrettin Altay'ın görev yaptığı ilk yerleşim yeri, Dersimdi. Bu mıntıkada 8 sene görev yapan Fahrettin Altay, 1905 yılında Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı), 1908 yılında da Binbaşı rütbelerine yükseldi. ........ Fahrettin Altay, 1946 ile 1950 yılları arasında, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Burdur milletvekili olarak meclise girdi. 1950 yılından itibaren siyasi hayatını sonlandırarak, İstanbula yerleşti. 25 Ekim 1974 tarihinde ise, uykusunda vefat etti. Ölümünden sonra Aşiyan Mezarlığına defnedilen naaşı, 1988 yılında, Ankara’da bulunan Devlet Mezarlığı’na nakledildi. İsmi İzmir Üçkuyular meydanında halen yaşamaktadır.(Fahrettin Altay Meydanı) Kaynakça: http://tr.wikipedia.org/wiki/Fahrettin_Altay Şimdide gelelim. MEDİNE KAHRAMANI ÇÖL ASLANI  TÜRK KAHRAMANI ünvanlarını almış FAHRETTİN PAŞA' 'yı tanıyalım. Asıl adı Ömer olan Fahreddin Paşa Rusçuk'ta doğdu. Soyadı kanunundan sonra Türkkan soyadını aldı. 93 Harbi'nden sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a gelen Ömer Fahreddin 1888'de Harp Okulu'nu, 1891'- de Erkan-ı Harbiye’yi bitirdi ve kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca savunmasındaki başarısıyla Edirne'nin geri alınmasında rol oynadı. Osmanlı Devleti 1914'te 1. Dünya Savaşı'na girdiği vakit miralay rütbesiyle Dördüncü Ordu 'ya bağlı 12. Kolordu kumandanı olarak Musul'da bulunduruyordu. 25 Kasım 1914'te mirlivalığa terfi ettirildi. 26 Ocak 1915'te 12. Kolordu'daki vazifesine ilaveten Dördüncü Ordu kumandan vekilliğine getirildi. Burada bir yandan tehcire tabi tutulan Ermeniler'i yerleştirirken bir yandan da Urfa, Zeytun, Haçin, Musadağı Ermeni ayaklanmalarını bastırdı. Bu sırada İngilizlerle anlaşan Mekke Şerifi Hüseyin'in isyana hazırlandığı haberinin alınması üzerine Fahreddin Paşa Dördüncü Ordu kumandanı Cemal Paşa tarafından 28 Mayıs 1916’da Medine'ye gönderildi. 31 Mayıs’ta Medine’ye ulaşan Fahreddin Paşa, Şerif Hüseyin'in birkaç gün içinde isyan edeceğini Cemal Paşa 'ya bildirdi. Şerif Hüseyin ve dört oğlu, 3 Haziran 1916'da Medine çevresindeki demiryolunu ve telgraf hatlarını tahrip ederek isyanı başlattı. 5- 6 Haziran gecesi Medine karakollarına saldırdılarsa da Fahreddin Paşa'nın aldığı tedbirler sayesinde başarısız olarak geri çekildiler. ....... İngilizler'in desteğinde isyana girişen Şerif Hüseyin ordusuna karşı, kısıtlı imkanlara rağmen yaptığı Medine müdafaası ile büyük takdir topladı. ......... Medine'nin etrafı isyancıların eline geçmeye başlayınca İstanbul Hükümetinin Medine'nin boşaltılması talebeni Fahreddin Paşa 'Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine'deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem' diyerek kabul etmedi. Herhangi bir yağma ihtimaline karşı da tedbir olarak, Medine'deki 30 parça Kutsal Emaneti 2000 askerin koruması altında İstanbul'a gönderdi. ........ 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesini imzalayarak I. Dünya Savaşından çekildiğinde Mütarekenin maddelerine göre Fahreddin Paşa'nın da teslim olması gerekiyordu. Kendisine Mondros Mütarekesini tebliğ için İstanbul'dan gönderilen elçiyi dikkate almayarak Mondros Mütarekesinden sonra da teslim olmayarak şehri savunmaya devam etti. Osmanlı devletinin teslim olmasından sonra 72 gün daha Medine’yi savundu. Fahreddin Paşa yiyecek, ilaç ve cephanenin bitmesinden sonra kendi askerlerinin de ısrarıyla 13 Ocak 1919'da teslim oldu. Böylece Medine'de 400 seneden beri süren Türk hakimiyeti sona erdi. Fahreddin Paşa elindeki kısıtlı imkanlara rağmen aldığı tedbirler sayesinde Medine'yi 2 yıl 7 ay savundu. İngilizler tarafından Türk Kaplanı ismi verilen Fahreddin Paşa, savaş esiri olarak önce Mısır'a daha sonra da Malta'ya gönderildi. 8 Nisan 1921'de Malta'da kurtulduktan sonra Milli Mücadele’ye katılmak üzere Ankara'ya geldi. 9 Kasım 1921'de TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliğine tayin edilen Fahreddin Paşa, 1936'da Tümgeneral rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrılmış, 1948'de vefat etmiştir. Görüldüğü üzere ikisi de paşa. Lâkin hiçbir şekilde bir birlerine benzeyen yanları yok. Doğum tarihleri farklı. Doğum yerleri farklı. Anne farklı. Baba farklı. Hizmet yerleri farklı. Emeklilik tarihleri farklı. Ve ölüm tarihleri farklı. Ortak yanları ise; VATAN SEVGİSİ, BAYRAK SEVGİSİ. PEYGAMBER SEVGİSİ. Lütfen sapla samanı karıştırmayalım. Selâm ve dua ile  Bülent ERTEKİN   
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2018 - Salı

LÜTFEN SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAYALIM.

İsimler karışınca şahıslar ile alâkali olarak oluşan  kanaatte yanlış anlamalara ve tanınmalarına vesile oluyor. Yani ortalığı kaba tabir ile lavanta kokuları (!) götürüyor.
Mesela; ismi BÜLENT, ama var olan bütün BÜLENT' ler  
Halil den olma 
Sıdıka'dan doğma 
03/ Mayıs/ 1965 TİRE / İZMİR doğumlu BÜLENT hiç ama HİÇ DEĞİL.
Yani buna bizim oralarda" ULE GAHBECİK SEN HER GÖRDÜĞÜN SAKALLIYI DEDEN Mİ SANDIN" deyiveriyolaaa. Gene şivem değişiverdi. 

 Sahi, sizin orada da buna benzer sözler diyorlar mı?
Zannımca ...... Zira geçen gün yerel bir kanalı izler iken bir avukat ile gündeme dair yapılan bir sohbetin TEKRARINI  izledim. Oturumu yöneten tanıdık bir kardeşimiz, karşısında ise Avukat bir kardeşimiz. Pırıl pırıllar. Mevzu GÜNDEME DAİR olunca iş dönüp dolaşıp güncel konulara ve FAHRETTİN PAŞA ya geliyor. Konuşuluyor ama bizim pırıl pırıl avukatımız BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ediyor. 
Sayın Avukatımız söyleşi esnasında " Çöl kaplanı Fahrettin Paşa ile Fahrettin ALTAY aynı kişi. Siz İzmir'lisiniz ben öyle biliyorum. Yanlış ise düzeltelim." deyince gayri ihtiyari gene o meşhur    
" hoppaalaaaa. Saldım çayıra mevlâm kayıra. Buda nereden çıktı şimdi"  demişim. Dedim demesine de hemen bizim amcaya (!)  yok yahuuu gerçek amcaya değil tabii ki. GOOGEL amcaya, FAHRETTİN PAŞALARI sordum.
Sonuç:
İki paşa da ayrı kişi. 
Lâkin iki paşada  ülkeye çok büyük hizmetler etmiş değerli insanlar.
Neyse gelelim PAŞALARI KARŞILAŞTIRMAYA.

Fahrettin Altay Kimdir?

Fahrettin Altay, 12 Ocak 1880 tarihinde, Arnavutluk sınırları içindeki İşkodra şehrinde dünyaya geldi. Piyade Albayı olan İzmir'li İsmail Bey babası, Hayriye Hanım da annesidir. 
Fahrettin Altay, ilkokulunu Mardinde bitirdi.
Harp Okulundaki öğrenimini ise, 1900 yılında dereceyle tamamladı. 
Harp Akademisini 1902 yılında bir başka dereceyle, altıncılıkla bitirdi ve faal meslek hayatına başladı.

Fahrettin Altay'ın görev yaptığı ilk yerleşim yeri, Dersimdi. Bu mıntıkada 8 sene görev yapan Fahrettin Altay, 1905 yılında Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı), 1908 yılında da Binbaşı rütbelerine yükseldi.
........

Fahrettin Altay, 1946 ile 1950 yılları arasında, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Burdur milletvekili olarak meclise girdi. 1950 yılından itibaren siyasi hayatını sonlandırarak, İstanbula yerleşti. 25 Ekim 1974 tarihinde ise, uykusunda vefat etti. Ölümünden sonra Aşiyan Mezarlığına defnedilen naaşı, 1988 yılında, Ankara’da bulunan Devlet Mezarlığı’na nakledildi.

İsmi İzmir Üçkuyular meydanında halen yaşamaktadır.(Fahrettin Altay Meydanı)

Kaynakça:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Fahrettin_Altay

Şimdide gelelim.
MEDİNE KAHRAMANI
ÇÖL ASLANI 
TÜRK KAHRAMANI ünvanlarını almış FAHRETTİN PAŞA' 'yı tanıyalım.

Asıl adı Ömer olan Fahreddin Paşa Rusçuk'ta doğdu. Soyadı kanunundan sonra Türkkan soyadını aldı. 93 Harbi'nden sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a gelen Ömer Fahreddin 1888'de Harp Okulu'nu, 1891'- de Erkan-ı Harbiye’yi bitirdi ve kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca savunmasındaki başarısıyla Edirne'nin geri alınmasında rol oynadı. Osmanlı Devleti 1914'te 1. Dünya Savaşı'na girdiği vakit miralay rütbesiyle Dördüncü Ordu 'ya bağlı 12. Kolordu kumandanı olarak Musul'da bulunduruyordu. 25 Kasım 1914'te mirlivalığa terfi ettirildi. 26 Ocak 1915'te 12. Kolordu'daki vazifesine ilaveten Dördüncü Ordu kumandan vekilliğine getirildi. Burada bir yandan tehcire tabi tutulan Ermeniler'i yerleştirirken bir yandan da Urfa, Zeytun, Haçin, Musadağı Ermeni ayaklanmalarını bastırdı.


Bu sırada İngilizlerle anlaşan Mekke Şerifi Hüseyin'in isyana hazırlandığı haberinin alınması üzerine Fahreddin Paşa Dördüncü Ordu kumandanı Cemal Paşa tarafından 28 Mayıs 1916’da Medine'ye gönderildi. 31 Mayıs’ta Medine’ye ulaşan Fahreddin Paşa, Şerif Hüseyin'in birkaç gün içinde isyan edeceğini Cemal Paşa 'ya bildirdi. Şerif Hüseyin ve dört oğlu, 3 Haziran 1916'da Medine çevresindeki demiryolunu ve telgraf hatlarını tahrip ederek isyanı başlattı. 5- 6 Haziran gecesi Medine karakollarına saldırdılarsa da Fahreddin Paşa'nın aldığı tedbirler sayesinde başarısız olarak geri çekildiler.
.......

İngilizler'in desteğinde isyana girişen Şerif Hüseyin ordusuna karşı, kısıtlı imkanlara rağmen yaptığı Medine müdafaası ile büyük takdir topladı.
.........

Medine'nin etrafı isyancıların eline geçmeye başlayınca İstanbul Hükümetinin Medine'nin boşaltılması talebeni Fahreddin Paşa 'Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine'deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem' diyerek kabul etmedi. Herhangi bir yağma ihtimaline karşı da tedbir olarak, Medine'deki 30 parça Kutsal Emaneti 2000 askerin koruması altında İstanbul'a gönderdi.
........

30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesini imzalayarak I. Dünya Savaşından çekildiğinde Mütarekenin maddelerine göre Fahreddin Paşa'nın da teslim olması gerekiyordu. Kendisine Mondros Mütarekesini tebliğ için İstanbul'dan gönderilen elçiyi dikkate almayarak Mondros Mütarekesinden sonra da teslim olmayarak şehri savunmaya devam etti. Osmanlı devletinin teslim olmasından sonra 72 gün daha Medine’yi savundu. Fahreddin Paşa yiyecek, ilaç ve cephanenin bitmesinden sonra kendi askerlerinin de ısrarıyla 13 Ocak 1919'da teslim oldu.

Böylece Medine'de 400 seneden beri süren Türk hakimiyeti sona erdi. Fahreddin Paşa elindeki kısıtlı imkanlara rağmen aldığı tedbirler sayesinde Medine'yi 2 yıl 7 ay savundu. İngilizler tarafından Türk Kaplanı ismi verilen Fahreddin Paşa, savaş esiri olarak önce Mısır'a daha sonra da Malta'ya gönderildi.

8 Nisan 1921'de Malta'da kurtulduktan sonra Milli Mücadele’ye katılmak üzere Ankara'ya geldi. 9 Kasım 1921'de TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliğine tayin edilen Fahreddin Paşa, 1936'da Tümgeneral rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrılmış, 1948'de vefat etmiştir.


Görüldüğü üzere ikisi de paşa. Lâkin hiçbir şekilde bir birlerine benzeyen yanları yok.
Doğum tarihleri farklı.
Doğum yerleri farklı.
Anne farklı.
Baba farklı.
Hizmet yerleri farklı.
Emeklilik tarihleri farklı.
Ve ölüm tarihleri farklı.
Ortak yanları ise;
VATAN SEVGİSİ,
BAYRAK SEVGİSİ.
PEYGAMBER SEVGİSİ.

Lütfen sapla samanı karıştırmayalım.

Selâm ve dua ile 
Bülent ERTEKİN 













 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.