KUTLU DOĞUM 89
PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN KONUŞMA ŞEKLİ
Bundan önceki yazıda peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselam‘ın dış kıyafeti, konuşması ve yürüşüne temas edilmişti. Burada da geçen yazıda kalınan yerden devam edilmekte ve bize örnek olacak tavırları nazara vermeye çalışılmaktadır.
Hz. Aişe (ra), Resulullah (sav)'in sözlerini şöyle tarif eder:
"O, sizlerin konuştuğunuz gibi lafları çabuk çabuk ve peş peşe sıralamazdı, sözleri az ve özdü. Halbuki sizler cümleleri birbirine ekleyip duruyorsunuz."
(El Fevaid, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800)
"Çok az sözle çok mana ifadesiyle konuşurdu. Böyle konuşmasını kendisine Allah katından Cebrail getirmişti. Kısa cümleler içinde bütün maksadını anlatırdı. Veciz sözlü cümleler söylerdi, sözlerinde ne fazlalık ne de eksiklik bulunurdu. Kelimeleri bir ahenk içinde birbirini izler, sözcükleri arasında duraklar ve böylece dinleyenleri sözlerini belleyip ezberlerlerdi. Sesi gürdü ve tatlıydı. Gerektiğinde konuşurdu, kötü laflar etmezdi. Hiddetli ve hiddetsiz anlarında (nefsi için değil, Allah'ın rızası için) hep hakkı söylerdi."
(Ebu Davud, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800)
"Güzel olmayan laflar edenlerden yüz çevirirdi. Hoşlanmadığı, çirkin saydığı bir sözü konuşmak zorunda kaldığında onu kinaye yoluyla ifade buyururdu."
(Buhari, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800)
Kendisi sustuğunda huzurdakiler konuşurdu. Katında tartışma yapılmazdı
(Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 800)
Sahabelerinin yüzlerine karşı son derece güler ve gülümserdi, onların konuştuklarını beğenir, dikkatle dinler, kendisini onlardan biri sayardı.
(bk. age., s. 800)
Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
"Mübarek kelamları seçkindi. Her işiten onu anlardı."
(G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 521/4)
Hz. Enes (ra) şunu bildirmiştir:
"Efendimiz (sav) halkın en latifecisi (hoş sözlüsülü ve iltifatcısı) idi."
(bk. age., 545/5)
PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN GÜZEL KOKUSU
Enes b. Malik (ra) şöyle ifade etmektedir:
"Resulullah Efendimiz Medine sokaklarının birinden geçtiğinde O'nun misk gibi kokusu hemen sezildiğinden, halk o yoldan Hazreti Peygamber (sav)'in geçtiğini söylerlerdi. Bizler, Peygamber Efendimiz (sav)'in gelişini, kokusunun güzelliğinden anlardık."
(İbn Sa'd Tabakat, I, 398-399; Mecme'uz Zevaid, VIII, 282; el-Metalib'ül-Aliye, IV , 25; Behcet'ül Mehafil, II, 254; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)'in Şemaili, Damla Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul, 1998, s.280)
PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN SEVDİĞİ YEMEKLER
"Çok sıcak yemeği sevmezdi."
(Beyhaki, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 802)
"En çok hoşlandığı yiyecek etti."
(bk. age., s. 803)
"Kabağı çok severdi."
(G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 552/7)
"Avlanan kuş etlerini yerdi."
(Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, age.)
"Hurmalardan Acve hurmasını severdi."
(bk. age., s. 803)
Hz. Aişe (ra) Peygamberimiz (sav)'in sevdiği yiyeceklerle ilgili şunları söylemiştir:
"Tatlı ve balı severlerdi."
(G. Ahmed Ziyaüddin, age.)
Hazreti Peygamber (sav)'in katık olarak yediği yemeklerin bir kısmı şöyle sıralanabilir:
"Koyunun ön kolu ve sırt eti, pirzola, kebap, tavuk, toy kuşu, et çorbası, tirit, kabak, zeytinyağı, çökelek, kavun, helva, bal, hurma, pazı, anber balığı..."
[Ebu Davud, III, 496-497, nu: 3840; Nesai, VII, 207-209; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)'in Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 219]
Hz. Peygamberimiz asm, etin insan sağlığını artırdığını, yiyeceklerin efendisi olduğunu belirtmektedir. Özellikle en çok rağbet ettiği koyunun ön kol veya kürek eti ile gerdan etidir.
Hz. Peygamber'in asm, sebzeler içinde en çok sevdiği yiyecek kabaktır (bal kabağı). Çölde yetişen suyunun da gözlere şifa verdiği bir tür mantarı sevmekte ve yemektedir.
Hurma ile karpuzu birlikte yemeyi çok sevmektedir.
Taze hurmayı bazen kavunla, bazen de acur veya salatalıkla birlikte tüketirdi.
Et suyu içerisine ekmek doğranarak yapılan tirit yemeğini çok severdi. Tiriti yemeklerin en faziletlisi olarak nitelendirirdi.
Hurma, süzme yoğurt ve tereyağının karıştırılarak yoğrulmasıyla yapılan hays, dönemin besleyici bir tatlısıdır.
Hz. Âişe’nin ra rivayetine göre Hz. Peygamberimiz asm, tatlıyı ve balı çok severdi. Su ile balı karıştırıp şerbet olarak da içerdi.
Peygamberimiz Hz. Muhammed asm, sahabelerin Kızıldeniz sahilinden getirip hediye ettiği kurutulmuş amber balığı (anber) etinden yemişlerdir.
Denizin suyu temiz, ölüsü de helaldir.” buyurmaktadır. (Avlanmadan kendiliğinden ölen deniz canlıları helaldir)
(Muvatta, Tahâret 12; Ebû Dâvûd Tahâret 41, Tirmizi Tahâret 52)
24.08.2026
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

