Muharrem Kaynak
Köşe Yazarı
Muharrem Kaynak
 

TİRE İLÇESİ’ne YAPTIĞIMIZ GEZİNİN ARDINDAN

4 Kasım 2025 Salı günü 26 kişilik gurubumuz ile İzmir’den Tire’ye gittik. 96 Km.lik yolu bir saatte kat ettik. Günübirlik gezimize gidip, gelirken yeşillikler içerisinde muhteşem bir görünüm arzeden doğa manzarası seyrettik.Tüm Küçük Menderes havzasını kaplayan, çok geniş, verimli ve çok bereketli Tire Ovasını görünce “İçimden Bu Ova Tüm Anadoluyu Doyurur” demek geldi. Her ne kadar sonu olsa da baharın, çok faydası olmuş yağan yağmurların, her yer yemyeşil ve içi açılıyordu insanın… Sezonun en son ve en sıcak gününü yakalayarak bu geziyi tertip eden KHO 1970 Mezunları İzmir Gurubu Başkanımız Feryal Türköz’e çok teşekkür ediyoruz. Geziye katılarak, sevinç ve neşemizi paylaşan tüm arkadaşlarımıza ve muhterem eşlerine de ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Gülçin Şengül Hanım’ın ikramı kekler ile Fatma Öztürk Hanım’ın ikramı poğaçalar şöförümüz dahil hepimizde ağız tadı bıraktığı için kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Bunlar; Askerlikte Emirsiz Yapılan Görevler gibidir. “Keşif, Emniyet ve İrtibat”Buna İkram’ın eklenmesi de ayrı bir örnek olarak gösterilmiştir.   Yine, Tire’li arkadaşımız Kürşad Karaoğlanoğlu’na, Tire tarihi hakkında verdiği bilgiler için teşekkür ediyoruz. Kürşad ve Karaoğlanoğlu ailesinin Aslen Denizli-Tavas’lı olduğunu da belirtmek isteriz. Niçin Tire’ye gittiğimize gelince, salı günleri kurulan dünyanın IInci, Türkiye’nin Inci büyük pazarını görmek için gittik. Gezip görünce, bizde bıraktığı izlenimler gerçekten Tire ve pazarının görülmeye değer olduğunun ispatı olmuştur. 5 Km uzunluğunda bir cadde ile ara sokaklarında kurulan bu pazarın özelliği Salı günleri kurulması ve Belediye Ses yayın sistemi üzerinden “Bereket Duası” okunarak pazarın açılmasıdır. Duaya tüm esnaf ve pazarcılar ile pazar yapan halk da katılmaktadır.   Pazarı dolaştıktan sonra Tire’nin meşhur bir köftecisinde Tire Köftesi ile Karadutlu Lor Tatlısı yedik. Geldiğinizde sizler de tadabilirsiniz.Tahtakale Çarşısı, Kutu Han, Çöplen Han, Ali Efe Hanı’nı da görebilirsiniz. Eşlerimizin de ilgisini çeken keçe, iğne oyalı örtü, nalın, urgan, yöreye has yoğurt, peynir, ceviz, kestane, incir ve mevsimlik sebze ve meyvalardan da satın aldık. Ege Bölgesi’nin Yeşil Bursa’sı da denilen, yem yeşil doğası, pazarda birinci elden sergilenen çeşit çeşit ürün ve yemekleri ile adeta bolluk ve bereket diyarına gelmiştik. Antik çağlardaki adı TİRAL olan Tire, Hititler zamanında Hisar Kale-TYRHA, daha sonraları THYROİON, APETENA, TEİRA, ARKADİAPOLİS,…Arkadia Çayırları olarak da anılmaktadır. Bir zamanlar Hititler buraya ASSUWA ÜLKESİ “ASYA”adını vermişler ve tarihte ilk kez ASYA kıtasının adı burada doğmuş ve duyulmuştur. MÖ: 2000’li yıllardan itibaren tarihte ve tarih sahnesinde Tire’nin adı geçmektedir.   Anadolu’dan doğarak EGE Denizine dökülen dört adet akarsuyumuz vardır. Kuzeyden itibaren Bakırçay Çandarlı Körfezinde denize dökülür, Gediz Foça-İzmir Körfezinde denize dökülür, Küçük Menderes Selçuk-Efes’de, Büyük Menderes Söke-Milet’de denize dökülür. Efes ve Milet antik kentleri bu bölgede ve MENDERES nehirlerinin deltasında yer almaktadır. Tire’nin yöredeki adı Yeşil Tire’dir. Sırtını 1646 m.Rk.’lı GÜME dağlarına dayamıştır. Kestane, ceviz ve zeytin ağaçları ile kaplıdır.Tarihçi Pachmeres’in Keşişler Yöresi, Şerafettin’in Zafernamesinde Rum’un Meşhur Kenti, Evliya Çelebi’nin (1611-1682) Seyehatnamesinde Şehr-i Muazzam Tire diye dile getirdiği güzel bir beldedir. Tire’ye Eski Taht Şehri ve Ulemalar Yatağı da denilmiştir.   Tire Antik çağlardan beri Küçük Menderes Irmağı havzasının önemli bir kentidir. Güme dağlarının eteğinde konumu, doğal güzellikleri ve havadar oluşu ile dikkat çeken ve yaşamak için yeğlenen bir kenttir. Zengin su kaynakları sayesinde bağ ve bahçeleri dağların yamaçlarında Küçük Menderes vadisinin güney kesimindeki bu yöreyi cennete çevirmiştir.Tire’nin bağ ve bahçeleri Efes’in varlıklı ve zengin ailelerine (tüccarlar, bürokrat ve komutanlar…) bir istirahat ve yazlık sayfiye alanı olma niteliği kazandırmıştır.   Burada bahçeli köşkler, şatolar ve mermer saraylar yaptırmışlardır. Çünkü Efes’in nemli, ağır ve bataklık kokulu havası Tire’de yoktu ve sıtma insanlara Tire’de zarar vermiyordu. Yükseltiye bağlı olarak Güme dağlarında ve Tire’de esen rüzgarlar nedeni ile burada sivrisinek barınamıyordu.   Tire’de o kadar çok tarihi eser ve yapı mevcut ki, bunlardan 1827’de yapılan Gürcü Mehmet Necip Paşa Kütüphanesinde 2718 adet nadir, yazma ve basma eser mevcuttur. II. Mahmut döneminde İstanbul dışında açılan ilk kütüphanelerdendir. Başlangıçta Necip Paşanın gönderdiği 678 kitap sayısı önce 1482’ye, Kuşadasından getirilen 565 eser ile de kitap sayısı 2718’e kadar ulaşmıştır. Tire Belediyesine ait “Canlı Kent” müzesinde gördüğümüz eserler ve kaybolmaya yüz tutan el işi ve el becerisi gerektiren mesleklerden semerci, sepetçi, yorgancı, urgancı, nalıncı, iğne oyası ve el işi örgüler, el dokuması işler, halı ve kilim dokuyanlar ile dokuma tezgahları görülmeğe değerdi. Şehrin girişindeki Derekahve’nin yolu bugün pazar kurulduğu için tarfiğe kapalı idi uğrayamadık. Keza Kaplan Dağı köy yolu virajlı ve çok dar olduğu için gidemediğimiz yerlerdi. Gurup halinde gezi öncesi ve gezi sonrasında şehrin merkezinde yer alan Öğretmenevi ve Atatürk -Kültürpark bahçesinde oturduk, dinlendik…çay ve kahve içtik.   1579’da bitirilen Yeni Cami, Ulu Cami, Kara Hasan Camii, İsabey Hamamı, Gürcü Melek Hatun Mescidi, Hafza Hatun Zaviyeli Camii, Terziler Hamamı görülmeye değer tarihi eserlerdir. Tire’nin ilk Fatihi Sasa Bey’in mezarı da buradadır. Selçuklu Komutanlarından Emir Sasa Bey, Menteşe Beyliğini kuran Uç Bey’i Menteşe Bey’in damadıdır. Başı kesilerek öldürülmüştür. Mezarı Tire’nin GB ucunda, kesikbaş mevkiinde türbevari bir mezardadır. Hafza Hatun ; Yıldırım Beyezid’in Hafza Hatun ile evlendiği rivayet olunur ve Aydınoğlu İsa Bey’in kızıdır. Mezarı Tire-Işıklar Köyü mezarlığındadır. Tarihi geçmişindeki yer sarsıntıları Tire’yi pek rahat bırakmamıştır. MS: 260’da meydana gelen deprem kenti yerle bir etmiştir. 1653, 1739, 1778’deki ağır ve orta şiddetteki depremlerin yanında 1846-1850’lerde 40 gün süren depremlere maruz kalmıştır.1850’de çok büyük bir yangın geçirmiş, 1866’da veba salgınında sayısız insan ölmüştür. 1916 yangının da ise çok büyük hasar görmüştür. Tire ile ilgili olarak yazıp anlatmadan geçilemeyecek olanlar; Tire’nin Osmanlı idaresine geçmesi ile XVII. yy. sonlarına kadar Osmanlı kendi paralarını buradaki Darphanede bastırmıştır. 1425 yılında burada basılan Osmanlı Mangırları içinde Kartal motifli para da burada basılmıştır.   Tire’nin diğer bir önemli özelliği de; Rum nüfusu kırmak için İstanbul’un Vefa semtine 35.000 kişi Tire’den getirilip yerleştirilmiştir. Aynı amaçlar ile Üsküp ve Bayburt’a da Tireliler yerleştirilmiştir.   Tire’nin 700 yıldan beri dilden dile dolaşan ve halen aşık ve sevgili olanların uğrak ve adak yeri haline gelen 850 yaşında ve gövdesi 8 metreyi bulan KANLI-KAVAK EFSANESİ vardır. Ağaç esasında (Meşe) Palamut ağacıdır. İzmir ve yöre halkı bu ağaca Kavak ağacı dediği için türkülerimizde de söylenen “İzmir’in Kavakları Tabiri” buradan gelmektedir. Araştırmacı Yazar; Yılmaz Göçmen’in gün yüzüne çıkardığı Kanlı Kavak Efsanesinin Öyküsüne göre, Kanlı Kavak her hafta Perşembe günleri gövdesinden Kanlı Gözyaşı dökmeye devam etmektedir;   Çok zengin bir Bey’in güzeller güzeli kızı Tire Pazarında bir kere görüp KARA SEVDA’ya tutulduğu sevgilisi fakir oğlana bir türlü kavuşamamıştır. Fakir ve Garip Sevgilisi kaçırılarak burada bulunan bu pelit ağacına canilerce asılarak öldürülmüştür. Bunun üzüntüsü ile saatlerce pelit ağacının dibinde ağlayıp göz yaşı döken genç kızın gözlerinden, belli bir zaman sonra kan gelmeye başlamıştır. Keza sevgilisinin asılı olduğu pelit ağacı da gövdesinden kan gibi gözyaşı akıtmıştır. Kara sevdaya tutulan ve yataklara düşen güzeller güzeli genç kız; Hindistan’ın Serendip dağlarından iki dervişin getirdiği ve fakir oğlana rüyasında verdiği Gül yapraklarının kaynatılan suyunu içerek iyileşmiştir. Güller Hz. Havva ile Hz. Adem’in cennetten kovulurken cennetten getidikleri güllerdendir.   O’ tarihlerde 150 yaşında olan bu Kanlı Kavak Ağacı, bugün 850 yaşında olup, Tire’nin Ekinhisar semtindeki Top Tepe eteklerindedir. Kanlı Kavak bugün bile Sevdalıların uğrak yerlerinden birisi olmaya devam etmektedir. Biz de Top Tepe’ye bu kavak ağacını görmek, şehri uçaktan bakarcasına seyretmek ve güneşin batışını izlemek amacı ile çıktık. Bu dağın ve Tepenin eteklerinde püfür püfür esen rüzgarların etkisi ile serinledik ve bir kafede çay, kahve içtik. Bu arada Tire’nin nüfusunun 88.000 bin kişiye ulaştığını da öğrenmiş olduk.   TİRE: İmkanı olan yurttaşlarımızın doğal, bol ve bereketli tarım ürünleri ile her türlü sebze ve meyvanın en güzelini temin edebilecekleri bir yerdir. Tire yemyeşil bir ova, tertemiz bir hava, güler yüzlü ve kültürlü insanların tarih ve doğa ile iç içe yaşadığı bir diyardır.     Sağlıklı güzel günler diliyorum. Sağlıcakla kalın…     Muharrem KAYNAK 7 KASIM 2025
Ekleme Tarihi: 07 Kasım 2025 -Cuma

TİRE İLÇESİ’ne YAPTIĞIMIZ GEZİNİN ARDINDAN

4 Kasım 2025 Salı günü 26 kişilik gurubumuz ile İzmir’den Tire’ye gittik. 96 Km.lik yolu bir saatte kat ettik. Günübirlik gezimize gidip, gelirken yeşillikler içerisinde muhteşem bir görünüm arzeden doğa manzarası seyrettik.Tüm Küçük Menderes havzasını kaplayan, çok geniş, verimli ve çok bereketli Tire Ovasını görünce “İçimden Bu Ova Tüm Anadoluyu Doyurur” demek geldi. Her ne kadar sonu olsa da baharın, çok faydası olmuş yağan yağmurların, her yer yemyeşil ve içi açılıyordu insanın…

Sezonun en son ve en sıcak gününü yakalayarak bu geziyi tertip eden KHO 1970 Mezunları İzmir Gurubu Başkanımız Feryal Türköz’e çok teşekkür ediyoruz. Geziye katılarak, sevinç ve neşemizi paylaşan tüm arkadaşlarımıza ve muhterem eşlerine de ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Gülçin Şengül Hanım’ın ikramı kekler ile Fatma Öztürk Hanım’ın ikramı poğaçalar şöförümüz dahil hepimizde ağız tadı bıraktığı için kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Bunlar; Askerlikte Emirsiz Yapılan Görevler gibidir. “Keşif, Emniyet ve İrtibat”Buna İkram’ın eklenmesi de ayrı bir örnek olarak gösterilmiştir.

 

Yine, Tire’li arkadaşımız Kürşad Karaoğlanoğlu’na, Tire tarihi hakkında verdiği bilgiler için teşekkür

ediyoruz. Kürşad ve Karaoğlanoğlu ailesinin Aslen Denizli-Tavas’lı olduğunu da belirtmek isteriz.

Niçin Tire’ye gittiğimize gelince, salı günleri kurulan dünyanın IInci, Türkiye’nin Inci büyük pazarını görmek için gittik. Gezip görünce, bizde bıraktığı izlenimler gerçekten Tire ve pazarının görülmeye değer olduğunun ispatı olmuştur. 5 Km uzunluğunda bir cadde ile ara sokaklarında kurulan bu pazarın özelliği Salı günleri kurulması ve Belediye Ses yayın sistemi üzerinden “Bereket Duası” okunarak pazarın açılmasıdır. Duaya tüm esnaf ve pazarcılar ile pazar yapan halk da katılmaktadır.

 

Pazarı dolaştıktan sonra Tire’nin meşhur bir köftecisinde Tire Köftesi ile Karadutlu Lor Tatlısı yedik. Geldiğinizde sizler de tadabilirsiniz.Tahtakale Çarşısı, Kutu Han, Çöplen Han, Ali Efe Hanı’nı da görebilirsiniz. Eşlerimizin de ilgisini çeken keçe, iğne oyalı örtü, nalın, urgan, yöreye has yoğurt, peynir, ceviz, kestane, incir ve mevsimlik sebze ve meyvalardan da satın aldık.

Ege Bölgesi’nin Yeşil Bursa’sı da denilen, yem yeşil doğası, pazarda birinci elden sergilenen çeşit çeşit ürün ve yemekleri ile adeta bolluk ve bereket diyarına gelmiştik. Antik çağlardaki adı TİRAL olan Tire, Hititler zamanında Hisar Kale-TYRHA, daha sonraları THYROİON, APETENA, TEİRA,

ARKADİAPOLİS,…Arkadia Çayırları olarak da anılmaktadır. Bir zamanlar Hititler buraya ASSUWA

ÜLKESİ “ASYA”adını vermişler ve tarihte ilk kez ASYA kıtasının adı burada doğmuş ve duyulmuştur. MÖ: 2000’li yıllardan itibaren tarihte ve tarih sahnesinde Tire’nin adı geçmektedir.

 

Anadolu’dan doğarak EGE Denizine dökülen dört adet akarsuyumuz vardır. Kuzeyden itibaren Bakırçay Çandarlı Körfezinde denize dökülür, Gediz Foça-İzmir Körfezinde denize dökülür, Küçük Menderes Selçuk-Efes’de, Büyük Menderes Söke-Milet’de denize dökülür. Efes ve Milet antik kentleri bu bölgede ve MENDERES nehirlerinin deltasında yer almaktadır. Tire’nin yöredeki adı

Yeşil Tire’dir. Sırtını 1646 m.Rk.’lı GÜME dağlarına dayamıştır. Kestane, ceviz ve zeytin ağaçları ile kaplıdır.Tarihçi Pachmeres’in Keşişler Yöresi, Şerafettin’in Zafernamesinde Rum’un Meşhur Kenti, Evliya Çelebi’nin (1611-1682) Seyehatnamesinde Şehr-i Muazzam Tire diye dile getirdiği güzel bir beldedir. Tire’ye Eski Taht Şehri ve Ulemalar Yatağı da denilmiştir.

 

Tire Antik çağlardan beri Küçük Menderes Irmağı havzasının önemli bir kentidir. Güme dağlarının eteğinde konumu, doğal güzellikleri ve havadar oluşu ile dikkat çeken ve yaşamak için yeğlenen bir kenttir. Zengin su kaynakları sayesinde bağ ve bahçeleri dağların yamaçlarında Küçük Menderes vadisinin güney kesimindeki bu yöreyi cennete çevirmiştir.Tire’nin bağ ve bahçeleri Efes’in varlıklı ve zengin ailelerine (tüccarlar, bürokrat ve komutanlar…) bir istirahat ve yazlık sayfiye alanı olma niteliği kazandırmıştır.

 

Burada bahçeli köşkler, şatolar ve mermer saraylar yaptırmışlardır. Çünkü Efes’in nemli, ağır ve bataklık kokulu havası Tire’de yoktu ve sıtma insanlara Tire’de zarar vermiyordu. Yükseltiye bağlı olarak Güme dağlarında ve Tire’de esen rüzgarlar nedeni ile burada sivrisinek barınamıyordu.

 

Tire’de o kadar çok tarihi eser ve yapı mevcut ki, bunlardan 1827’de yapılan Gürcü Mehmet Necip Paşa Kütüphanesinde 2718 adet nadir, yazma ve basma eser mevcuttur. II. Mahmut döneminde İstanbul dışında açılan ilk kütüphanelerdendir. Başlangıçta Necip Paşanın gönderdiği 678 kitap sayısı önce 1482’ye, Kuşadasından getirilen 565 eser ile de kitap sayısı 2718’e kadar ulaşmıştır.

Tire Belediyesine ait “Canlı Kent” müzesinde gördüğümüz eserler ve kaybolmaya yüz tutan el işi ve el becerisi gerektiren mesleklerden semerci, sepetçi, yorgancı, urgancı, nalıncı, iğne oyası ve el işi örgüler, el dokuması işler, halı ve kilim dokuyanlar ile dokuma tezgahları görülmeğe değerdi.

Şehrin girişindeki Derekahve’nin yolu bugün pazar kurulduğu için tarfiğe kapalı idi uğrayamadık. Keza Kaplan Dağı köy yolu virajlı ve çok dar olduğu için gidemediğimiz yerlerdi. Gurup halinde gezi öncesi ve gezi sonrasında şehrin merkezinde yer alan Öğretmenevi ve Atatürk -Kültürpark bahçesinde oturduk, dinlendik…çay ve kahve içtik.

 

1579’da bitirilen Yeni Cami, Ulu Cami, Kara Hasan Camii, İsabey Hamamı, Gürcü Melek Hatun Mescidi, Hafza Hatun Zaviyeli Camii, Terziler Hamamı görülmeye değer tarihi eserlerdir. Tire’nin ilk Fatihi Sasa Bey’in mezarı da buradadır. Selçuklu Komutanlarından Emir Sasa Bey, Menteşe Beyliğini kuran Uç Bey’i Menteşe Bey’in damadıdır. Başı kesilerek öldürülmüştür. Mezarı Tire’nin GB ucunda, kesikbaş mevkiinde türbevari bir mezardadır. Hafza Hatun ; Yıldırım Beyezid’in Hafza Hatun ile evlendiği rivayet olunur ve Aydınoğlu İsa Bey’in kızıdır. Mezarı Tire-Işıklar Köyü mezarlığındadır.

Tarihi geçmişindeki yer sarsıntıları Tire’yi pek rahat bırakmamıştır. MS: 260’da meydana gelen deprem kenti yerle bir etmiştir. 1653, 1739, 1778’deki ağır ve orta şiddetteki depremlerin yanında 1846-1850’lerde 40 gün süren depremlere maruz kalmıştır.1850’de çok büyük bir yangın geçirmiş, 1866’da veba salgınında sayısız insan ölmüştür. 1916 yangının da ise çok büyük hasar görmüştür.

Tire ile ilgili olarak yazıp anlatmadan geçilemeyecek olanlar; Tire’nin Osmanlı idaresine geçmesi ile

XVII. yy. sonlarına kadar Osmanlı kendi paralarını buradaki Darphanede bastırmıştır. 1425 yılında burada basılan Osmanlı Mangırları içinde Kartal motifli para da burada basılmıştır.

 

Tire’nin diğer bir önemli özelliği de; Rum nüfusu kırmak için İstanbul’un Vefa semtine 35.000 kişi Tire’den getirilip yerleştirilmiştir. Aynı amaçlar ile Üsküp ve Bayburt’a da Tireliler yerleştirilmiştir.

 

Tire’nin 700 yıldan beri dilden dile dolaşan ve halen aşık ve sevgili olanların uğrak ve adak yeri haline gelen 850 yaşında ve gövdesi 8 metreyi bulan KANLI-KAVAK EFSANESİ vardır. Ağaç esasında (Meşe) Palamut ağacıdır. İzmir ve yöre halkı bu ağaca Kavak ağacı dediği için türkülerimizde de söylenen “İzmir’in Kavakları Tabiri” buradan gelmektedir. Araştırmacı Yazar; Yılmaz Göçmen’in gün yüzüne çıkardığı Kanlı Kavak Efsanesinin Öyküsüne göre, Kanlı Kavak her hafta Perşembe günleri gövdesinden Kanlı Gözyaşı dökmeye devam etmektedir;

 

Çok zengin bir Bey’in güzeller güzeli kızı Tire Pazarında bir kere görüp KARA SEVDA’ya tutulduğu sevgilisi fakir oğlana bir türlü kavuşamamıştır. Fakir ve Garip Sevgilisi kaçırılarak burada bulunan bu pelit ağacına canilerce asılarak öldürülmüştür. Bunun üzüntüsü ile saatlerce pelit ağacının dibinde ağlayıp göz yaşı döken genç kızın gözlerinden, belli bir zaman sonra kan gelmeye başlamıştır. Keza sevgilisinin asılı olduğu pelit ağacı da gövdesinden kan gibi gözyaşı akıtmıştır. Kara sevdaya tutulan ve yataklara düşen güzeller güzeli genç kız; Hindistan’ın Serendip dağlarından iki dervişin getirdiği ve fakir oğlana rüyasında verdiği Gül yapraklarının kaynatılan suyunu içerek iyileşmiştir. Güller Hz. Havva ile Hz. Adem’in cennetten kovulurken cennetten getidikleri güllerdendir.

 

O’ tarihlerde 150 yaşında olan bu Kanlı Kavak Ağacı, bugün 850 yaşında olup, Tire’nin Ekinhisar semtindeki Top Tepe eteklerindedir. Kanlı Kavak bugün bile Sevdalıların uğrak yerlerinden birisi olmaya devam etmektedir. Biz de Top Tepe’ye bu kavak ağacını görmek, şehri uçaktan bakarcasına seyretmek ve güneşin batışını izlemek amacı ile çıktık. Bu dağın ve Tepenin eteklerinde püfür püfür esen rüzgarların etkisi ile serinledik ve bir kafede çay, kahve içtik. Bu arada Tire’nin nüfusunun

88.000 bin kişiye ulaştığını da öğrenmiş olduk.

 

TİRE: İmkanı olan yurttaşlarımızın doğal, bol ve bereketli tarım ürünleri ile her türlü sebze ve meyvanın en güzelini temin edebilecekleri bir yerdir. Tire yemyeşil bir ova, tertemiz bir hava, güler yüzlü ve kültürlü insanların tarih ve doğa ile iç içe yaşadığı bir diyardır.

 

 

Sağlıklı güzel günler diliyorum. Sağlıcakla kalın…

 

 

Muharrem KAYNAK 7 KASIM 2025

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (5)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mustafa Duru
(07.11.2025 20:19 - #642)
Degerli kardesim Tire gezimizi tarihi ozellikleride ilave ederek çok güzel ozetlemissin ellerine saglik
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Gafuraksu
(07.11.2025 21:17 - #643)
İddia ediyorum yazar olsaydın en meşhuru olurdun
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Gafuraksu
(07.11.2025 21:17 - #644)
İddia ediyorum yazar olsaydın en meşhuru olurdun
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Uğur Küçüköğüt
(07.11.2025 21:38 - #645)
Tire Hakkında Güzel bilgi . Teşekkür Ederim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Uğur Küçüköğüt
(07.11.2025 21:38 - #646)
Tire Hakkında Güzel bilgi . Teşekkür Ederim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Yeni Slow Radyo