Mücahit Güler
Köşe Yazarı
Mücahit Güler
 

Cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir…

Bismillahirrahmanirrahim              Şeytanizme karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini bizlere öğreten Allah’a hamd, şeytanizmle olan mücadelede bizlere en güzel örnek olan Resullah’a salat-u selam ve şeytanizimle mücadele eden Ashâba ve bu uğurda ömrünü adıyarak  mücadele eden dava büyüklerime selam olsun…       Tarih boyunca yeryüzünde hep iki grubun savaşı olmuştur. Bu gruplar; yeryüzünde Allah’ın hakimiyeti için mücadele edenler ile nefislerin hakimiyeti için mücadele edenlerdir. Nefislerinin esiri olanlar, dışarıdan savaşarak bizleri yenemeyeceklerini anlayınca taktik değişikliğine gittiler. Taktikleri böl, parçala ve yut…      İnanç, amel ve ahlak bir bütündür. Bu üçü bir arada olduğu zaman beşerden insan olmaya doğru yol almaya başlamışız demektir. Toplumu bozmak için tek tek ahlak ile yada amelle uğraşmaya gerek yoktu. Zira bunun için çok uzun zaman harcamaları gerekirdi. Toplumu bozmanın en kestirme yolu inancı bozmaktır. İnanç bozulunca, bu bozukluk önce amele, sonra da ahlaka yansır.      Kur’an-ı Kerim bu üçünü şöyle tasvir ediyor: “Allah’ın nasıl bir misal getirdiğini görmedin mi? Güzel sözü, kökü sabit, dalları gökte olan bir ağaca benzetti. O ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller getirmektedir.”1      Allah cc bir mümini kısaca şöyle tarif ediyor: kökü sağlam (imanı güçlü), gövdesi ve dalları uzun (amel işleyen), yaprağı ve meyvesi (ahlak) olan bir ağaç gibi tarif ediyor. Bizim böyle bir misyonumuz (görevimiz) vardı. Böyle bir Mü’min’i dışarıdan saldırarak yok edemeyeceklerini biliyorlardı. Müslümanları kökten (içten) yok etmedikçe istedikleri bir düzeni kuramayacaklarını çok iyi biliyorlardı. Bundan dolayı inancımıza GDO karıştırıp, bizleri inançta, amelde ve ahlakta bozdular. Bir çok alanda ve farklı şekilde bozulmalar meydana geldi. Biz bu yazımızda bozulmanın bir çeşidine yani inançta bozukluğun kişiyi ibadetlerden nasıl uzaklaştırdığına değinmeye çalışacağız.       Şeytanlar ve iki ayaklı şeytanlaşmış insanlar sadece merhamet eden, azap etmeyen, öfkelenmeyen, insanların hayatına karışmayan bir İlah tasavvuru oluşturdular. İnsanları ikna etmek için ise biz sizin iyiliğiniz için, Allah için konuşuyoruz, Sizin daha rahat bir hayat yaşamanız için uğraşıyoruz dediler. Bu maskeyi münafıklar ve münafık ahlakına sahip olanlar çok iyi kullandılar. ‘’Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde biz sadece ıslah edicileriz (toplumun iyiliği için çalışıyoruz) dediler.’’2       Allah, Din, vatan ve toplumun selameti gibi maskelerle insanları yoldan çıkardılar. Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz cc şöyle buyuruyor: Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz(vaadi) gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın. (İbadet ve itaatten alıkoymasın.) Çok aldatıcı (şeytan) sizi Allah(ın affına güvenmek)le aldatmasın.3      Allah’ın vaadi gerçektir. Yani inandığın gibi bir hayat yaşamazsan; aldatıcı dünya hayatının süsüne(para, kadın, çocuk vs.) dalıp, kulluk vazifesini yerine getirmediğinde, ben bu günahları iyi niyetimden işledim demeyeceksin. Niyetler haramı meşrulaştırmaz(helal kılmaz.) ‘İyi niyet’ Allah’ın rızasının gözetilmesi demektir. Her türlü günaha girip sonra da Allah beni affeder, çünkü o Rahmandır, Rahimdir, Gafurdur deyip kurtulacağını zannetme. Yaşlanınca ibadet ederim, çalışmakta ibadet deyip farzlardan uzaklaşma. Ne zaman öleceğimiz belli olmadığı için her an ölecekmiş gibi yaşamalıyız.Ölüme ancak takva sahipleri her an hazırlıklı olur. Allah’tan gereği gibi korkanlar, Allah’a gereği gibi kulluk yaparlar.     Şeytanın bizleri Allah ile aldatmasını istemiyorsak önce onu düşman görmeliyiz. Sonra da düşmanımızı çok iyi tanımalıyız. Tanımadığımız birisiyle mücadele edebilir miyiz? Şeytanı tanıma yolu başka bir yazının konusudur ancak burada birkaç misal vermeden de geçmek istemiyoruz. Şeytanı bilmek için sürekli Kur’an-ı Kerim ve konuyla alakalı Hadis-i Şerif  okunmalı, ayet ve hadisler üzerinde tefekkür edilmeli. Zihnimize gelen düşüncelerin rahmani mi, şeytani mi olduğuna çok dikkat etmeliyiz. Davranışlarımız kimin ekmeğine yağ sürüyorsa, düşüncelerimizi de o yönlendiriyor demektir. Rabbim inandığımız gibi yaşamayı bizlere nasip etsin. İnanç, amel ve ahlak bütünlüğünü bozmadan, dinimizi en güzel şekilde temsil etmeyi nasip eylesin. Allah dinine layık olmayana, dinini anlatmayı nasip etmezmiş. Rabbim bizleri layık olanlardan eylesin. Selam ve dua ile.. 1- Feyzul Furkan Meali İbrahim Suresi 24-25. ayetler 2- Feyzul Furkan Meali Bakara Suresi 11. ayet 3- Feyzul Furkan Meali Fatır Suresi 5. ayet
Ekleme Tarihi: 06 Ekim 2019 - Pazar

Cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir…

Bismillahirrahmanirrahim 
     
      Şeytanizme karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini bizlere öğreten Allah’a hamd, şeytanizmle olan mücadelede bizlere en güzel örnek olan Resullah’a salat-u selam ve şeytanizimle mücadele eden Ashâba ve bu uğurda ömrünü adıyarak  mücadele eden dava büyüklerime selam olsun…

      Tarih boyunca yeryüzünde hep iki grubun savaşı olmuştur. Bu gruplar; yeryüzünde Allah’ın hakimiyeti için mücadele edenler ile nefislerin hakimiyeti için mücadele edenlerdir. Nefislerinin esiri olanlar, dışarıdan savaşarak bizleri yenemeyeceklerini anlayınca taktik değişikliğine gittiler. Taktikleri böl, parçala ve yut…

     İnanç, amel ve ahlak bir bütündür. Bu üçü bir arada olduğu zaman beşerden insan olmaya doğru yol almaya başlamışız demektir. Toplumu bozmak için tek tek ahlak ile yada amelle uğraşmaya gerek yoktu. Zira bunun için çok uzun zaman harcamaları gerekirdi. Toplumu bozmanın en kestirme yolu inancı bozmaktır. İnanç bozulunca, bu bozukluk önce amele, sonra da ahlaka yansır.

     Kur’an-ı Kerim bu üçünü şöyle tasvir ediyor: “Allah’ın nasıl bir misal getirdiğini görmedin mi? Güzel sözü, kökü sabit, dalları gökte olan bir ağaca benzetti. O ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller getirmektedir.”1
 
   Allah cc bir mümini kısaca şöyle tarif ediyor: kökü sağlam (imanı güçlü), gövdesi ve dalları uzun (amel işleyen), yaprağı ve meyvesi (ahlak) olan bir ağaç gibi tarif ediyor.
Bizim böyle bir misyonumuz (görevimiz) vardı. Böyle bir Mü’min’i dışarıdan saldırarak yok edemeyeceklerini biliyorlardı. Müslümanları kökten (içten) yok etmedikçe istedikleri bir düzeni kuramayacaklarını çok iyi biliyorlardı. Bundan dolayı inancımıza GDO karıştırıp, bizleri inançta, amelde ve ahlakta bozdular. Bir çok alanda ve farklı şekilde bozulmalar meydana geldi. Biz bu yazımızda bozulmanın bir çeşidine yani inançta bozukluğun kişiyi ibadetlerden nasıl uzaklaştırdığına değinmeye çalışacağız.

      Şeytanlar ve iki ayaklı şeytanlaşmış insanlar sadece merhamet eden, azap etmeyen, öfkelenmeyen, insanların hayatına karışmayan bir İlah tasavvuru oluşturdular. İnsanları ikna etmek için ise biz sizin iyiliğiniz için, Allah için konuşuyoruz, Sizin daha rahat bir hayat yaşamanız için uğraşıyoruz dediler. Bu maskeyi münafıklar ve münafık ahlakına sahip olanlar çok iyi kullandılar. ‘’Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde biz sadece ıslah edicileriz (toplumun iyiliği için çalışıyoruz) dediler.’’2

      Allah, Din, vatan ve toplumun selameti gibi maskelerle insanları yoldan çıkardılar. Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz cc şöyle buyuruyor: Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz(vaadi) gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın. (İbadet ve itaatten alıkoymasın.) Çok aldatıcı (şeytan) sizi Allah(ın affına güvenmek)le aldatmasın.3

     Allah’ın vaadi gerçektir. Yani inandığın gibi bir hayat yaşamazsan; aldatıcı dünya hayatının süsüne(para, kadın, çocuk vs.) dalıp, kulluk vazifesini yerine getirmediğinde, ben bu günahları iyi niyetimden işledim demeyeceksin. Niyetler haramı meşrulaştırmaz(helal kılmaz.) ‘İyi niyet’ Allah’ın rızasının gözetilmesi demektir. Her türlü günaha girip sonra da Allah beni affeder, çünkü o Rahmandır, Rahimdir, Gafurdur deyip kurtulacağını zannetme. Yaşlanınca ibadet ederim, çalışmakta ibadet deyip farzlardan uzaklaşma. Ne zaman öleceğimiz belli olmadığı için her an ölecekmiş gibi yaşamalıyız.Ölüme ancak takva sahipleri her an hazırlıklı olur. Allah’tan gereği gibi korkanlar, Allah’a gereği gibi kulluk yaparlar.

    Şeytanın bizleri Allah ile aldatmasını istemiyorsak önce onu düşman görmeliyiz. Sonra da düşmanımızı çok iyi tanımalıyız. Tanımadığımız birisiyle mücadele edebilir miyiz? Şeytanı tanıma yolu başka bir yazının konusudur ancak burada birkaç misal vermeden de geçmek istemiyoruz. Şeytanı bilmek için sürekli Kur’an-ı Kerim ve konuyla alakalı Hadis-i Şerif  okunmalı, ayet ve hadisler üzerinde tefekkür edilmeli. Zihnimize gelen düşüncelerin rahmani mi, şeytani mi olduğuna çok dikkat etmeliyiz. Davranışlarımız kimin ekmeğine yağ sürüyorsa, düşüncelerimizi de o yönlendiriyor demektir. Rabbim inandığımız gibi yaşamayı bizlere nasip etsin. İnanç, amel ve ahlak bütünlüğünü bozmadan, dinimizi en güzel şekilde temsil etmeyi nasip eylesin. Allah dinine layık olmayana, dinini anlatmayı nasip etmezmiş. Rabbim bizleri layık olanlardan eylesin. Selam ve dua ile..

1- Feyzul Furkan Meali İbrahim Suresi 24-25. ayetler
2- Feyzul Furkan Meali Bakara Suresi 11. ayet
3- Feyzul Furkan Meali Fatır Suresi 5. ayet

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergundemim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.