CHP'li vekil ayrımcılık ve nefret suçlarını meclise taşıdı

CHP İzmir Milletvekili Özcan PURÇU, TBMM Başkanlığı’na, ülkede artan ötekileştirme, ayrıştırma ve nefret suçlarının araştırılması amacıyla araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi.

CHP'li vekil ayrımcılık ve nefret suçlarını meclise taşıdı
07 Mayıs 2021 Cuma 12:14

banner1107

Türkiye’de etnik ve kültürel kimlikleri yüzünden ayrımcılığa ve nefret söylemlerine en çok maruz kalan kesiminin Romanlar olduğunu belirten CHP’li Purçu, Romanların yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiğini, Roman açılımının hayata geçirilemediğini, kültürünün yok edildiğini vurgulayarak konunun araştırılmasını istedi.

Romanlar ayrımcılık nedeniyle birçok alanda sorun yaşıyor’

CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu TBMM’ye verdiği araştırma önergesinde Ayrımcılık ve nefret suçları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gün geçtikçe arttığını; bu durumun sağlık, eğitim ve barınma gibi birçok temel alanı etkilediğini belirterek; “Özellikle ülkemizdeki Romanlar temel haklarına erişmede dahi ayrımcılığa uğramaktadır. Romanların maruz kaldığı nefret suçları nedeniyle çalıştıkları işten ayrılma, çocukların okuduğu okuldan ayrılmasının yanı sıra gece yarısı malını mülkünü bırakarak canı pahasına insanlar yaşadıkları yerleri, evlerini terk etmek zorunda kalmışlardır. Açılan davalar uzun yıllar sürmüş ve çoğunda yerinden edilen romanlar için yaşananların telafisi mümkün olmamıştır. Pandemi süreci ile işsizliğin, açlığın da artmasıyla yoksulluk giderek mücadele edilemez hale gelmiştir.” dedi.

Türkiye’de Romanlar, etnik kökenleri ve kültürel kimliklerinden dolayı nefret söylemine ve ayrımcılığa en çok maruz kalan gruplardan birini oluşturduğuna vurgu yapan Purçu; Romanların sosyal yaşam, eğitim, çalışma hayatı, sağlık haklarına erişim gibi bir çok alanda yaşadıkları sorunların temelinde; romanlara yönelik ayrımcılık, sosyal dışlanma ve nefret söylemlerinin olduğunu belirtti.


 

Ne yazık ki Anayasal düzenleme olmasına rağmen ayrımcılık ve nefret suçlarıyla etkili mücadele sağlanamıyor!”

Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde “Nefret ve Ayrımcılık” suçu düzenlendiğini ve Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin de ayrımcılığın tamamen karşısında olduğunu belirten Purçu, Her ne kadar yasal düzenlemeler olsa da ayrımcılık ve nefret söylemi ile etkili mücadele sağlanamamaktadır. Bunun en önemli nedeni, nefret söylemlerine ve ayrımcı davranışlara karşı cezasızlığın olmasıdır. Cezasızlık, yaşanan bir hak ihlalinin soruşturulmasının, faillerinin bulunmasının, yargılanmasının ve cezalandırılmasının, suçtan mağdur olanların tazmin edilmesinin söz konusu olmamasıdır.“ dedi.


 

Romanlar Nefret söylemlerinden en fazla etkilenenlerdir’

Ayrımcılık kadar nefret söylemleri de romanları doğrudan etkilediğine vurgu yapan Purçu; “Nefret söylemleri açık bir şekilde bir kişinin veya grubun din, dil, etnik kimlik, engellilik, yaş, cinsiyet, cinsel yönelimini hedef alan, önyargıya dayalı, olumsuz ve saldırgan ifadeler ve söylemlerdir. Nefret suçları oluşmadan gerekli müdahalelerin gerçekleştirilmemesi veya nefret suçları ilgili gerekli yaptırımların uygulanmıyor oluşu da yeni suçlara zemin hazırlamaktadır. Özellikle toplumda halk tarafından tanınmış ve bilinirliği yüksek kişilerin veya bürokraside yer alan kişilerin de nefret söylemlerine ortak olan ifade ve tutumları bu durumu pekiştirmektedir.” dedi.


 

Roman açılımı sonrası stratejide öngörülenler hayata geçirilememiştir’

Türkiye’de 2010 yılında yapılan Roman açılımı, örgütlenmeyi ve görünürlüğü olumlu anlamda etkilemiş; ancak sayısı gittikçe artan Roman sivil toplum örgütleri arasında hak temelli çalışan kuruluşların yeterince desteklenmemesi nedeniyle ayrımcılığa karşı yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır.” diyen Purçu; “2021'e kadar devam etmesi planlanan 'Roman açılımı' kapsamında, 'Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi ile I. Aşama Eylem Planı' 30 Nisan 2016'da yayınlandığını ancak stratejide öngörülenlerin hayata geçirilmediğini söyledi.

Romanların yaşadığı birçok soruna dikkat çeken CHP’li Purçu;

Hali hazırda Romanlar;

  • Her alanda yaşadıkları ayrımcılık nedeniyle yoksulluk ile mücadele etmekte,

  • Öğrenciliklerinde uzaktan eğitime erişememekte,

  • İşe girişlerinde eşit koşullara ve muameleye tabi tutulmamakta,

  • Müzisyenlik, sepetçilik, kalaycılık, çiçekçilik, pazarcılık gibi günlük gelir sağlayan işlerin yok olması ve pandemi dolayısıyla günlük gelirlerinden yoksun kalmakta,

  • Yargıda kendilerine yönelik suçların cezasız kalması ile karşılaşırken bu suçlara yönelik etkili soruşturma yapılmamakta,

  • İkamet ettikleri yerlerde kendilerine önceden haber verilmeden yapılan kentsel dönüşüm kararları ile karşılaşmakta; kimi zamanlarda resmi görevliler ve zabıta, şiddet kullanarak Romanları zorla tahliye etmekte, mal ve mülklerini terk etmeye zorlamakta ve tahliye edilenlere alternatif barınak veya tazminat sağlanmamakta,

  • Yerlerinden edildiklerinde, temel ihtiyaçlarını dahi temin etmekte zorlanırken aynı zamanda ciddi bir güvenlik tehlikesi yaşamakta ve yaşam haklarının ihlal edilebileceği endişesi taşımaktadırlar.” dedi.

Sulukule’de kentsel dönüşüm sürecinde Romanların kültürel mirası yok oldu’

Kentsel dönüşüm uygulamalarının Romanların yaşadığı mahalleler bakımından kültürel mirasın yok olması ile sonuçlandığını belirten Purçu sözlerine şöyle devam etti; “Somutlaştırmak gerekirse; Türkiye’deki en önemli kültür mirası alanlarından olan Sulukule’nin, kentsel dönüşüm sürecinde de Roman vatandaşlar ayrımcılığa maruz kalmışlardır. Sulukule’de yaşayan Romanlar karar alma süreçlerine katılmamış, çoğunda usulüne uygun bildirimler yapılmamış ve yaşadıkları evlerden zorla tahliye edilmişlerdir. Sağlanan alternatif barınma alanları kısıtlı ve kültürel mirası koruyucu nitelikte olmamıştır. Çoğu roman, hak arama yollarına erişememiş veya ücretsiz hukuki destek alamamıştır.”dedi


 

Cezasızlık yeni Nefret suçlarına sebep oluyor’

Türkiye’de Romanlara karşı işlenmiş bazı nefret suçlarının derin izler bıraktığını söyleyen Purçu; “2010 yılında Manisa'nın Selendi ilçesinde bir kahvehanede yılbaşı gecesi yaşanan sigara içme kavgasıyla başlayan linç girişimi olayının ardından Romanlar can güvenliği yüzünden Selendi'yi terk etmek zorunda kalmıştır. Selendi olayları sonucu ortaya çıkan cezasızlık sebebiyle ilçede yaşayan halktan bir güruh yine ilçede yaşayan Romanlara yönelik linç girişiminde bulunmuştur. Yine Bursa’nın İznik ilçesinde gerçekleşen adli bir olay sonrası nefret söylemlerinin de etkisiyle Romanlara yönelik linç girişiminde bulunmuştur. Romanlara yönelik nefret suçları kapsamında bu ve bunlara benzer birçok örnek ne yazık ki yaşanmıştır. Nefret suçlarının temelinde nefret söylemleri ve ayrımcılık bulunmaktadır. Geliştirilecek etkili politikalar ve yasal düzenlemeler ile ayrımcılık ve nefret suçlarında cezasızlık ile mücadele mümkün olacaktır.”dedi.

CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu TBMM Meclis kürsüsünden yaptığı basın açıklamasında tarımda ithalat bağımlılığı, su kaynaklarının yetersizliği, yok edilmeye çalışılan kooperatifçilik, Türkiye’nin kötüye giden ahvali ve müzisyenlerin her geçen gün kötüye giden ekonomik durumlarına değindi.


 

Tarım Can çekişiyor..

TBMM’de basın açıklamasında bulunan CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu Türkiye’de tarımın içler acısı haline geldiğini, sofralarımıza gelen ürünlerin %90’ına yakınının ithal olduğunu belirterek; meclis kürsüsünden Dört mevsim gören ve toprakları dünyanın en verimli toprakları arasında yer alan, dünyanın en önemli ovalarına sahip Türkiye niye bu hale düştü? Niye ithalat cenneti olduk?” sorularını yöneltti.

Kooperatifleşmenin önemine de vurgu yapan Purçu; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kooperatifleşme alanındaki yaptığı çalışmalara atıf yaparak kooperatifleşme kanunu ile çiftçinin köylünün korunduğunu belirtti.

Cumhuriyet döneminde Tarım alanında kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken, günümüzde bu sayının %13’lere kadar düştüğünü söyleyen Purçu, Türkiye’nin en önemli avantajları tarıma uygun iklim ve toprak yapısı, tarımsal ürün zenginliği ve tarıma dayalı yaşam tarzı olmakla birlikte; en büyük tehdidi ise su yetersizliğidir. Bu durum Türkiye’de ithalata neden olduğu gibi buna paralel olarak işsizliği de artırmaktadır. “ dedi

Tarımda su sorununu pansumanla çözemeyiz…

Konuşmasında Yeraltı sularımız bitti! 20 yıl sonra tarım yapamayacağız. Nehirler akmıyor! Bu nehirlerden organize sanayi sitelerine su çekiliyor. Bu nehirleri besleyen yeraltı suları çekiliyor! Büyük çaplı projelerin, büyük çaplı iyileştirme projelerinin Türkiye’de gerçekleştirilmesi gerekiyor. sadece birkaç ufak pansumanla bu sorunu çözemeyiz.”diyen Purçu özellikle su kaynaklarının yetersizliğine vurgu yaptı.

Kendi bölgesi olan İzmir’de can çekişen tarımı kurtarmak adına yürütülen kooperatif faaliyetlerine değinen Purçu;” Mustafa Kemal Atatürk 1960’larda İzmir’de Mahmut Türkmenoğlu Köy Kooperatiflerini kurarak bütün köylere ışık oldu. Ardından İzmir’de ciddi bir kooperatifleşme hamlesi yapıldı. Tire’de Tire Süt Kooperatifimiz, İzmir’de Köy Kooperatifimiz, Bademli Kooperatifimiz birçok kooperatifimiz var. Bu kooperatiflerimiz maalesef devletten ciddi bir destek almıyor” diyerek iktidarın tarım politikalarını eleştirdi.

Hükümet bu ülkeye İhanet Ediyor!

Dışa bağımlılığın gün be gün arttığı ülkemizde buna paralel olarak işsizliğinde arttığını söyleyen Purçu konuşmasına şöyle devam etti:

Bereket fışkıran topraklardan üretmezsen işsizlik artar, yoksulluk artar. Şu an işsizlik %30’larda! Bu ne hale getiriyor bizi? Psikolojisi bozuk, ruh sağlığı bozuk toplum yapısına dönüştürüyor.İntihar vakaları artmış duurmda. TÜİK verilerine göre, 2002-2019 arasında 53 bin 425 kişinin intihar sonucu öldüğünü, bunlardan 4 bin 801’inin kayıtlara 'ekonomik nedenlerle intihar' olarak geçti. İcra ve iflas dairelerinde toplam 2milyon 553bin 753 yeni dosya gelmiş. Karşılıksız çekte dosya sayısı ise 250 bini bulmuş . TÜİK’in âtıl işgücü tanımıyla açıkladığı ‘gerçek işsizlik’ olarak ifade edilen yurttaşlar sayısı ise son bir yılda 2 milyon 909 bin kişi artarak 10 milyon 209 bin kişiye çıktı. Gerçek işsizliğin geçen yıl şubat ayında yüzde 22,5 olan oranı ise bu yıl yüzde 28,9 olarak hesaplandı. 2019 yılında 49 milyon 857 bin kutu antidepresan ilaç satılırken bu sayı 2020'de 54 milyon 625 bine çıkmış. Çünkü üretmiyorsun, tüketiyorsun.Yoksulluğu, işsizliği çoğaltıyorsun. Ülkemizde tarım toprağı mı yok? Somali’den, Etiyopya’dan oradan buradan araziler kiralıyorsunuz! Sen üretmiyorsan, çiftçiyi desteklemiyorsan, ithalat yapmaya çalışıyorsan, ithalat fırsatçılarına destek veriyorsan sen bu ülkeye ihanet ediyorsun demektir”

Müzisyenler “Askıda Fatura” uygulaması ile ayakta kalmaya çalışıyor..

Son olarak müzisyenlerin pandemi koşullarındaki içler acısı durumuna da değinen ve Müzisyenlerin desteklenmesi için çağrıda bulunan Purçu; “müzisyenlerimizin durumları çok kötü. Şimdi devletten bir fayda görmeyince müzisyenler kendi aralarında bir kampanya başlatmışlar. Askıda fatura kampanyasıyla müzisyen müzisyene destek olmaya çalışıyor. 20 gün içinde müzisyen müzisyene destek vererek 20 gün içinde 500 elektrik,su faturaları, ev kiraları ödenmiş. Bu kampanyayı büyüteceğiz ve ben de katılacağım. Az da olsa insanımıza, vatandaşımıza, yardımcı olmaya çalışacağız.” Diyerek dayanışmaya ortak olacağını meclis kürsüsünden dile getirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi gümbür gümbür geliyor!

CHP iktidarında tüm sorunların son bulacağını beliten Purçu sözlerini bitiriken herşeye rağmen halkın umudunu yitirmemesi gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

Bu sorunlar bitecek arkadaşlar! Özgürleşeceğiz! En önemli zenginliğimiz, kaynağımız, Türkiye’nin en önemli zenginliği özgür olmasıdır. Vatandaşları özgürlüğe düşkün toplum olmasıdır! Biz bunu yaratacağız! Öncelikle özgür olacaksın. İfade özgürlüğünden, basın özgürlüğünden her alandaki özgürlükler yerine gelecek, vatandaşımız üretecek ,çiftçiye destek vereceğiz, eğitim yapısını toparlayacağız, hukuk yapısını toparlayacağız. Az kaldı! Vatandaşımız umutsuzluğa düşmesin artık! Umudumuzu yitirmeyelim! Cumhuriyet Halk Partisi gümbür gümbür geliyor!”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.