SAHTE RESUL ÖLDÜ


MURAT GÜLŞAN

MURAT GÜLŞAN

Okunma 02 Aralık 2019, 23:23

“Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir, lakin Allah'ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilir.” (Ahzab, 33/40)

İskender Erol Evrenesoğlu yıllardır bildiğim müritleriyle de tartıştığım bir kişiliktir. İddiası onu ve ona inanları bağlar. (Biz İnancımızın gereği kabul etmiyoruz.)
1933 doğumlu olan İskender Erol Evrenesoğlu , 1970 yıllarda Doğu Perinçek ile İşçi partisinde mücadele ederken, Ne olduysa 1976 yılının ilk aylarında gündeme bomba gibi düşen açıklamasını yapar.
. “Allah'ın büyük lütfu keremiyle yazdırdığı, sohbet niteliğinde bir kitap” dediği Risalet Nurları’nın ona ‘yazdırılmaya’ başlanmasının tarihi  ise 2 Şubat 1976.
 Ve sözde ilk emri alır
Kapağında “Bu hitabet İskender kulumuza katımızdan ihsanımızdır” yazan Risalet Nurları’nın ‘yazdırılan’ ilk “emri” devrin güncel siyasetiyle ilgili: 
“Erbakan ile Ecevit birleşsin.”
Daha sonra ondan Milliyetçi Cephe’nin kurulması için çalışması istenmiş: 
“Onlara birliği ve beraberliği müjdele. Onlara aralarındaki anlaşmazlıkları halletmelerini söyle. Hepsiyle ayrı ayrı toplantı tertip et. Sonra Demirel. Erbakan, Türkeş ve Feyzioğlu kullarımızla toplan. Önce evvelden ittiba etmiş olan Zeki kulumuzu al, sonra Tahsin ve Soner kullarımız ittiba edecekler. Erbakan da ittiba edecek.”
(İttiba ne demek onuda belirtelim yine, yani tabi olmak ve ona inanmak, itaat etmek.)
kendi ifadesiyle Risalet Nurları kitabındaki sözleriyle devam edelim.
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM. RAHİM VE RAHMAN OLAN ALLAH’IN HUZURUNDA KENDİSİNE KİTAP, TAHT, SANCAK, NUR VE KILIÇ İHSAN EDİLMİŞ OLAN MEHDİ HAZRETLERİNE İTTİBA EDİYORUM. BU İTTİBA CÜMLESİDİR. BU RABBİNİZİN HUZURUNDA BİR AHİDDİR. 
ARTIK RABBİNİZİN KATINDAN ALDIĞINIZ EMİRLERİ İFAYA BAŞLAYINIZ.

“Evrenesoğlu çesitli kelime oyunlarına başvurarak kendisinin kitaplı bir resul olduğunu ama peygamber olmadığını söylemektedir. Veli-Resul ve Nebi-Resul şeklinde iki tip resullük durumunun olduğunu ve kendisinin bu kategorizasyonda ikinci tür olan Veli-Resullerden biri olduğunu ve Allah tarafından Türk ırkını tebliğle, irşadla vazifelendirildiğini iddia etmektedir.”
O tarihten itibaren tebliğ ve irşad görevine başlıyor. Kendine yazdırıldığını iddia ettiği Risalet Nurlarını
1976’dan 1986 yılına kadar Ankara’da, bu yetenekli, düzgün bir Türkçe ile iyi konuşan Evrenesoğlu, aralarında mühendislerin, avukatların, doktorların, üst düzey emniyetçilerin, vali eşlerinin de olduğu eğitimli, şehirli geniş bir kitle “ittiba” ettirerek kendine mürid yapıyor.
Arkadaşlar adam boş mevkilerde değil hep dolu yerlerde bulunmuş. Bağladığı kişiler makam mevki sahibi insanlar.
Şehir şehir geziyor Resul olduğunu anlatıyor. Denizli ilinde verdiği bir konferans üzerine Vali, Diyanet’e haber vermiş, daha önce basmaları için kitaplarını götürdüğü Diyanet yetkilileri de bu tuhaf DPT uzmanı hakkında Başbakanlığı bilgilendirmiş.
Bu ihbardan sonra  1986 yılında Hürriyet gazetesi muhabiri Evrenesoğlu’nun Ankara’da beyaz cübbesi ve sarığıyla sohbet ettiği dergahına sızar ve kısa bir süre sonra gazete “DPT tarikat yuvası” manşetiyle çıkar.
Haber büyük ses getirir.
Evrenesoğlu ve bağlıları gözaltına alınırlar. Evrenesoğlu’nun evi aranır. “Kitabın bir sır olarak saklanması emredildiği cihetle, 1986 senesine kadar kitabı kasamda muhafaza altına aldım” dediği kitabı Risalet Nurları da bu aramada bulunur.
Skandal Evrenesoğlu’nu aşmış, ANAP hükümetinin “İrticayı hortlattığı” suçlamalarına neden olmuştu. Eleştirilerin hedefinde ise DPT’nin başında olan Başbakan Turgut Özal’ın kardeşi Bozkurt Özal vardı. 
Kardeş Özal, Evrenesoğlu’nu hemen işten çıkardı 
Başbakan Özal eleştirilere “Adam hasta hasta, irtica yapacak hali yok. Muayene raporu da geldi. Psikolojik denetim gerekli. Yani Bakırköy’e gitmesi lazım.  Türkiye irtica yoktur” diye cevap verir.
İçişleri Bakanı Yıldırım Akbulut da davet ettiği gazetecilere Evrenesoğlu’nun evinden çıkan Risalet Nurları kitabını gösterip, “Bunun akıllı adam işi olmadığını” anlatmaya çalışır. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin ünlü savcısı Nusret Demiral, Evrenesoğlu ve adamları hakkında 163’üncü maddeden dava açar. Daha sonra Evrenesoğlu  “kısmen akıl sağlığı yerinde değildir” diyen bir raporla tahliye edilir. İki yıl sonra ise haklarındaki bütün suçlamalardan beraat edilirler. 
1989 yılında MİHR Vakfı’nı kurarak cemaatini büyüttü. 1996 yılında çıktığı Ceviz Kabuğu programında Yaşar Nuri Öztürk’le karşılaşır, Kuran’ı Arapçasından okuyamayınca zor durumda kalır. Daha sonraları ABD ye yerleşen Evrenesoğlu, Uydu üzerinden yayın yapan televizyonlarla Türkiye’deki müritlerine seslenir.  Zaman zaman zikirlerinin kabul edilip edilmediğini soran müritlerine ‘Tanrı’yla irtibata geçerek’ cevaplar verir. O yıllar Tv deki yayınlarını bende izlemiştim. Hatta Levent Kırca bile onu esprisine konu etmişti.
Türkiye’deki bağlıları ise içinde Tasavvuf ve Osmanlı geçen paravan dernekler kurup, bu başlıkların geçtiği konferanslar düzenleyerek ve bu konferanslara halkı bedava Kuran-i Kerim  dağıtılacak diye toplayarak faaliyetlerini sürdürürler. Ona intisap edenler dahada ileri giderek ona soy kütüğü hazırlar, önce soyunu Gazi Evrenosoğlu’na oradan da Efendimiz Hz.Muhammed (S.a.v) soyuna dayandırmaktadırlar.
İskender Erol Evrenesoğlunun kendince iddia ettiği söylemleri vardır ki! İslam dininde öyle hafife alınacak cinsten değildir. İsterseniz onları da belirtelim.
Arapça bilmediği halde meal yazabilen Kendisini Mehdi-Resul ve devrin imamı olarak lanse eden ve Hz. İsa (a.s.) ile birlikte Altınçağı tesis edeceğini,  tüm peygamberlere namaz kıldırdığını,Tüm peygamberlerin misakta kendisini desteklemek için söz verdiğini, kendisine Allah'ın ‘Habibim’ diyerek hitap ettiğini Türk milletinin resulü olduğunu ve Cebrail ile değil direk Allah ile görüştüğünü açık ve beyan ile konferanslarında röportajlarında söylemektedir. ABD ülkesinde ölen sonrada memleketi Bursa ya getirilip diyanetin hiçbir elemanı katılmaksızın sadece kendi müridleri tarafından gömülen Evrenesoğlu son yolculuğuna 3000 kişi tarafından yollandı.Yine bildiğimiz ve araştırdığımız kadar sadece taziye haberi olarak 2000'li yılların başında kendisini “Mesih” ilan eden eski Refah Partisi milletvekili Hasan Mezarcı’dan başsağlığı mesajı geldi. Yazımızı yine inandığımız Kuran ayetiyle noktalayalım.
Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve:" Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derler. En’âm Suresi 93. Ayet

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
NESİBE TÜKEL - 5 gün önce
Elinize yüreğinize saglik üstadım.
Avatar
Erol Aydın - 5 gün önce
Aydınlatıcı, bilgilendirici ve güzel bir analiz olmuş... Tebrik ediyorum Murat kardeşim.
Avatar
Bilal - 5 gün önce
Avatar
Remzi Gültekin - 4 gün önce
Sevgili kardeşim
Kalemine yüreğine sağlık
Avatar
Remzi Gültekin - 4 gün önce
Sevgili kardeşim
Kalemine yüreğine sağlık