Ortadoğu’nun Geleceği BOP mu BoP mu ?


Fatih ŞAHİN

Fatih ŞAHİN

Okunma 10 Temmuz 2019, 19:37

Ortadoğu dünya haritasında merkezi sayılabilecek konumda ve geniş etki alanına sahip bir coğrafyadır. Geçmişten günümüze gerek Doğu-Batı arası köprü olması nedeniyle gerekse önemli medeniyetlere merkez olması nedeniyle işgal ve savaş benzeri tarihi olaylara ev sahipliği yapmıştır. Adından da anlaşılabileceği üzere ne tam manasıyla doğudadır ne de tam olarak batının parçası olabilmiştir. Bir çok medeniyetin beşiği olan bu topraklar kültürel olarak homojen ve aynı toprakları gibi arafta kozmopolit bir yapıya sahiptir. Antik çağdan bu yana ender dönemler hariç istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bu topraklar sınırlarının en net şekilde son olarak belirlendiği Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemin ardından günümüze kadar azımsanmayacak değişimler geçirmiştir.

2011 yılında başlayan Suriye İç Savaşı ise bu harita değiştirme girişiminin son örneğine sahne olmuştur. İsrail 6 Gün Savaşları sırasında işgal ettiği Golan Tepelerini  ABD yardımıyla meşrulaştırma amacı güderek elde etme çalışmalarıyla gündeme gelmişti. Günümüzde çoğu müslüman ülkelerden oluşan coğrafya bir çok kutsal yapıyı bünyesinde barındırması, toprak altı zenginlikleri ve jeopolitik konumu gibi sebeplerle dünya üzerindeki tüm ülkelerin çıkar elde etmeye çalıştığı ve güncel politik meselelerinde yer edinen bir coğrafyadır.

Bu çıkar elde etme çalışmaları çoğu zaman saman altından yürütülse de ABD’nin yürüttüğü Büyük Ortadoğu Projesi, MESA Projesi ayrıca Çin tarafından hayata geçirilecek Bir Kuşak Bir Yol Projesi bu coğrafyanın hayati önemini gözler önüne sermektedir. 

Büyük Ortadoğu Projesi dar bağlamda Kuzey’de Türkiye Güney’de Yemen’i kapsayan bir projedir. Topluma lanse edilen yüzüyle bölgede yapılan enerji ve yakıt ticaretinin devamlılığı, İsrail-Filistin sorununu çözmek, demokrasinin ve istikrarın Ortadoğu coğrafyasında kalıcı olması ve bölge ekonomisinin gelişimine katkı amacı güden proje ünlü Amerikan tarihçi Bernard Lewis’in görüşlerine dayanmaktadır. Ortadoğu Tarihi alanına uzmanlaşmış ve 2003-8 arası dönemde ABD Başkanı George Bush’un danışmanlığını yapmıştır. Projenin mimarı olan Lewis müslümanların batı kültür ve medeniyetine olan ilgisizliklerinden yakınmış ve “Müslümanları batılı yaşam tarzına alıştırmalıyız.” demiştir. Bu proje günümüzde bir çok koldan devam etmektedir. Ülke sınırlarını kapsayan kısmı Suriye, Yemen gibi ülkelerde iç savaş yoluyla devam etmektedir. Müslümanları batılı yaşam tarzına alıştırma mottosu ile yola çıkan kültürel etkileşim ayağı ise kapsamı genişletilmiş olarak internet ve sosyal medya mecraları ile tüm dünyayı etkisi altına almaktadır. Günümüzün baskın kültür sistemi Popüler Kültür ise bu mecralar aracılığıyla tam olarak insanları Lewis’in bahsettiği “batılı yaşam tarzına” alıştırmaktadır. 11 Eylül Saldırısının ardından fiilen uygulamaya geçen bu proje coğrafyamızda ABD’nin öncülüğünde gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise ilk günkü heves ile devam ettiği görülmekte.

Peki Ortadoğu için Lewis’in BOP’undan başka çıkar yol yok mu ?

Buna alternatif olarak önerilebilecek bir diğer sistem ise BoP’tur. Orijinal hali ile “Balance of Power” Türkçesi ile “Güçler Dengesi” anlamına gelen bu sözcük daha önceleri uygulanmış ve günümüz BM mantığının da temelini oluşturan bir sistemdir. Kurulduğu dönem itibari ile savaşı önlemeyi öncelik alan BM Güvenlik Konseyi vasıtasıyla bu misyonunu yerine getirmeyi amaçlamaktadır. 5 büyük gücün temel aktör olarak yer aldığı bu sitem daha önceleri Avrupa özelinde Concert of Europe adı altında uygulanmıştı. Günümüz Ortadoğusunun en büyük problemi olan Suriye İç Savaşı ise ülkemizin güncel dış politikası kapsamında bu yöntem ile çözme kavuşturulmaya çalışılmaktadır. 

Bulunduğumuz atmosferde Türkiye’nin içinde bulunduğu Astana Süreci (Rusya-İran-Türkiye) ve 4’lü Zirve (Türkiye-Rusya-Fransa-Almanya) oluşturulan anlaşma çevreleri ile Türkiye Ortadoğu’da oluşabilecek BoP için istekli olduğunu ve gerekli ortamın sağlanmasında elinden geleni yapacağını göstermekte. Önümüzdeki süreçte Ağustos başında Astana Sürecinin devamının İstanbul’da yapılacak olması Ağustos sonuna doğru da 4’lü Zirve için tekrar İstanbul’da toplanmanın kararlaştırılması. Suriye ve Ortadoğu için olası bir barışı ve sükuneti sağlayabileceği inancını bizlere sunmakta.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Leyla ŞAHİN - 4 ay önce
yorumunuz cok guzel tebrik ederim fakat merak ettigim bisey var BoP dan bahsetmişsinizya sozum ona bu gücler dengesi kurulurkeno cografyadaki mazlum milletlerin durumu ne olacak!Türkiye hangiduruma destek veriyor ezmeyemi ezilmeyemi! tesekkur ederim