Kesin Davet

Prof Dr Cahit KURBANOĞLU Kesin Davet yazı dizisinin tamamı burada

Kesin Davet
17 Ekim 2020 Cumartesi 11:10

banner977

KESİN DAVET 1 Daha önce başımdan geçenleri kaleme alarak, gelecek nesillere ve gençlere bir tecrübe kazandırmaya vesile olabilir miyim? Onların ufuklarının açılmasına fayda sağlar mı diye hayatımı kaleme almıştım. Zaman buldukça bir şeyler yazıyordum. Herkesin hayatında inanılması güç maceralar vardır ya işte benim hayatımda da böyle mübalağalı kesitler mevcuttu. Tam 2005 yılına kadarki kısmını özetlemeye çalışmıştım ki, yazımı yazmama ara vermem gerekti. Nedir bu sebep diye tabi ki merak edilmektedir. Bu yazıya teşebbüs etme cesaretini göstermemin sebebi ölümün kapımızı çalmasıdır. Hele bir de en sevimli çocuğunuza geliyor. Birçok hayaller kurup ta hiç aklınıza getirmek istemediğiniz bu gerçeği tadınca, şefkatiniz bütün hissiyatınızla sizi bu konu üzerine yönlendiriyor. Acaba bu yaşanan olayın iç yüzü nedir? Nasıl meydana gelmektedir? Buna karşı ne yapılmalıdır? 2005 yıllında henüz dört yaşına girmiş olan Taha Yusuf’umuzun gerçek aleme yolculuğu idi. İnsan zannediyor ki ölüm genelde yaşlanmış, ununu elemiş ve eleğini asmış insanlara geliyor. Oysa emanet olarak verilen Yusuf’umuzun  beklenmedik bir anda bize veda edeceği, hele de Makina Elemanları isimli bir kitabın basımı ile yoğun ilgilendiğim bir anda, bize veda etmesi benim planlarımın değişmesine sebep olmuştur. İşte onun için de bu KESİN DAVET’in mahiyetini biraz olsun tanımaya şahsım şiddetle ihtiyaç duydum ve bu yazıyı kaleme aldım. 18.12.2019 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-1-makale,2116.html

Habergündemim

KESİN DAVET 2 NEDEN KESİN DAVET “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!” (1/86-28) “Ölüm Allah’ın bir davetidir.” "Hem zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana bir davettir. "(2/256) O halde davet ne için yapılır. Genellikle davet birilerini mükafatlandırmak için, memnun etmek için yapılmaktadır. Bu ağırlamanın ve ikramın önemi davet edenin zenginliğine, cömertliğine, itibarına , sehavetine vb bağlıdır. Davet muteber bir kişiden gelirse ona cevap vermeye itina edilmektedir. Davet makam sahibi birisinden olursa ona katılmak için hassasiyet gösteririz. Davet Devlet Başkanından gelir ise o davette yapılacak ikramları hayal ederek ve o davetin bize sağlayacağı itibarı da düşünerek, bütün programlarımızı iptal ederek, veya bütün planlarımızı o davete göre düzenleyerek, bütün mazeretlerimizi  ortadan kaldırarak davete icabet ederiz. Bu bize bir itibar kazandırdığı için o daveti herkese anlatmak isteriz.  Peki o halde davet insanların ve cumhurbaşkanlarının hükümdarı, mutlak hakimi Allah’tan gelince, ona icabet etmek ve o davete uymak için ne yapmayız ki? İşte ölüm olayı böyle bir davet olup buna uyulması da kaçınılmaz ve kesindir. Bugün bütün canlıların yolunu kesen ve onları, dünyalarını değiştirmeye vazgeçilmez bir şekilde sevk eden bir gerçek vardır. Bu değişim kabir ve mezarlıklarla yolumuzun önünde durmuş bize ihtar ediyor ki; kabir var; hiç kimse inkâr edemez. Herkes, ister istemez oraya girecek. Onun için bu daveti programınıza kaydedin. 21.12.2018 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-2-makale,2124.html

Habergündemim

KESİN DAVET 3 DÜNYAYA GELEN HER İNSANIN HEPSİ ÖLÜMÜ TATMIŞ   Bu nasıl birşey, ana rahminde hangi varlık sonsuza kadar kalıyor? Bizim beklentilerimiz de sonsuza kadar kalmamalıdır. Mesela dünyaya gelmek için beklediğimiz bir yakınımız ve yavrumuz hakkında beklentimiz nedir? Dokuz ay dokuz gün sonra ağzından ve burnundan nefes alamadığı, ağzından yiyemediği, gözü ile göremediği, kulağı ile işitemediği vb. o ortama bir an evvel veda etmesidir. Bir de ana rahmindeki çocuğa bunu söylesek ki sen bu ortam için yaratılmış değilsin. Bak duyguların burada kullanılmıyor. Bunların kullanılacağı bir yer için varsın. Eminim o diyecek ki, ben halimden memnunum ve bir şikayetim yoktur. Biz de ona deriz ki sen ne kadar da rahat olsan, memnun olsan, senin gibi olanlardan hiç orada temelli kalan yoktur. Zamanı gelen bu ortamdan kesin ihraç edilecektir. Burada en fazla 9 ay kalınıyor. Bu sürenin sonunda sen istemesen de ağlaya ağlaya bu ortamı terk edeceksin. İşte dünya rahminde olan bizler için de birçok uyarıcı var ki bize “siz bu ortam için yaratılmadınız” diyor. İnsanın yaratıldığından bu zaman kadar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki; dünyaya gelen her insandan hepsi de ölüm gerçeğini tadıyor, geride kalan hiç kimse yoktur. İlk insan Adem Peygamber AS bu güne kadar yüz beş milyar insan doğduğu tahmin edilmekte ve bu yüz beş milyar insanın yüz beş milyarının tamamı ölüme mazhar olmuştur. Her gün dünyada akraba olmayanların bir kaç gün ve akraba olanların bir kaç ay, birinci derecede yakınlarımız için birkaç sene zihnimizi meşgul eden, sevinçlerimizi yarıda bırakan ölüm gerçeği değil midir?  23.12.2019 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-3-makale,2128.html

Habergündemim

KESİN DAVET 4 KİMDEN DAVET   Bu kesin bir davettir. Bunu reddetmeye kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Çünkü bu davet bizi yaratan, hayatımızı veren, havamızı veren, suyumuzu veren, ekmeğimizi veren Rabbimiz tarafından yapılan bir davettir. Bu davet haddizatında ruhların yaratılması ile başlayan bir davettir. Sabavet yani çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, kabir, haşir yani öldükten sonra herkesin dirileceği meydandan, saadet-i ebediyeye kadar devam eden bir yolculuğa davettir. Ancak kabir davetinde, bir süre tamamlama söz konusu değildir.  Hayatın herhangi bir anında kabristan yolculuğu meydana gelebilir. O halde ecel insanı ne zaman yakalamakta ve kabre hangi durumlarda girilmektedir. Kabre girme zamanına, insanlar üç yolla bu yolculuğa yakalanmakta ve buna göre de üç farklı şekilde sevkiyat yapılmaktadır. Nedir bu yollar şimdi onları kısaca tanıyalım. Çünkü insan bilmediği ve elde edemediği çoğu meselelere iyi bakmaz ve hatta düşman olur.   KABRİSTAN YOLCULUĞUNU BİZ HANGİ DURUMLARDA YAŞARIZ   Birinci yol: O kabir, Allah’a (CC), Ahiret gününe, Allah’ın meleklerine ve peygamberlerine inanan ehl-i iman, iman sahipleri için bu dünyadan ve dünyadaki en güzel şeylerden daha güzel bir âlemin kapısıdır. 25.12.2019 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-4-makale,2139.html

Habergündemim

KESİN DAVET 5 İkinci yol: Âhiretin varlığını inkar edemeyip,  yaptığı herşeyden hesaba çekileceğini kabul ve tasdik eden,  fakat buna rağmen sefahat ve dalâlette gidenlerin,  Müslüman olarak sorumluluklarını yerine getirmeyenlerin yakalandığı ölüm yolculuğudur. İşte bunlar için o kabir,  içinde sürekli kalacağı bir müebbet,  sonsuza kadar kalacağı hapistir. Bütün dostlarından bir tecrit ve  yalnızlık içinde tek başına kalacağı bir zindan ve  yalnız başına bir hapis kapısıdır. Dünyada iken öyle görüp ve inanmakta,  ne var ki inandığı gibi hareket etmediği için,  öyle muamele görecektir.   Üçüncü yol: Âhirete inanmayan ve  ölümden sonraki hayatı inkâr eden ve  dalâlete sapanlar  için,  bir idam-ı ebedî yani sonsuza kadar dar ağacına çekilecekleri bir kapıdır. Hatta hem kendisini,  hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecektir. Şimdi bu yollardan, bizim için hayırlı olanını tercih etmemiz bizim akl-ı selimimizi kullanmamıza bağlıdır. Rabbim Ankebut Sûresinde bakınız ne buyuruyor.  ”Bu dünya hayatı, hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur. Keşke bunu bilselerdi!”(3/64) 27.12.2019 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-5-makale,2160.html

Habergündemim

KESİN DAVET 6 İNSANIN EN BÜYÜK MESELESİ NEDİR?   Her insanın önünde geçen yazılarımızda anlatılan bu yollar mevcuttur. Son iki yolun sonuçları yani öldükten sonra dirilmeye, ahirete inanıp, orası için lazım olan yol ihtiyacını ihmal eden ile öldükten sonra dirilmeye inanmayanların durumları gayet açık ve bedihî olarak ortadadır, delil istemiyor, gözle görünüyor. Madem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç, ihtiyar farkı yoktur. Makam, mevki, rütbe ve zenginlik fayda verip bir avantaj sağlamıyor. Elbette, biçare insan daima gözü önünde öyle büyük, dehşetli bir mesele karşısında nasıl rahat yaşayacaktır.  Dünyada yapmadığın ve yapamadığın işler için eğer ömrün varsa, başka imkanlar arayarak, kaybını tedarik edebilirsin.  Kabre girdikten sonra, kabir ve haşir yolculuğu için yol tedariki yapma imkanı yoktur. O idam-ı ebedî, sonsuza kadar idam olma ve o dipsiz, nihayetsiz haps-i münferitten, tek başına hapiste kalmaktan kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir âlem-i bâkîye, ebedi aleme döndürmek ve bir saadet-i ebediyeye yâni sonsuz bitmez tükenmez bir mesut hayata değiştirmek ve âlem-i nura ve nurlu alemlere açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hadisesi, o insanın dünya kadar büyük bir meselesi değil midir? Bir şehirden başka bir şehire yolculuk yapacak bir insan; yolculuk yapacağı vasıtayı hazırlayıp, yol ihtiyaçlarını yanına alıp, yolda mağdur olmaması için her türlü alternatifi düşünüyor. Böyle kesin bir davette insanın hiç kaçınılmaz şekilde maruz kalacağı bu yolculuğun üç şekilde yapıldığını bilen bir insan, bu durumlara karşı hazırlıksız olmasına bir anlam verilebilir mi? Menfaatini düşünen bir insan böyle bir tuzağa kendini neden atar. 29.12.2019 Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-6-makale,2174.html

Habergündemim

KESİN DAVET 7 İNSAN GÖRDÜĞÜNE İNANIR   Her şey aklî ve mantıkî delillerle ortaya koyulsa da insan gördüğüne inanmak istiyor. Akıl var mı diye sorduğumuzda, şüphesiz ve düşünmeden cevap veririz ki elbette var. O halde göstersene? Elinle tutsana? Peki ruh var mı? Şüphesiz var. Hatta ruh hastalıkları klinikleri bile var. O halde elinle tutsana veya göstersene? Göz sadece bakmakta olup, fakat görmediğini ilim söylüyor. Her görülenin de doğru olmadığı malumumuz olduğu gibi, her şey görünenden ibaret olmadığı da bilimsel bir gerçektir. 20-20000 frekansın üzerinde sesler yok mu? Neden duymuyoruz? Hakikati ve pozitivizmi arayan insan bütün bunlara rağmen elbette diyecek ki bunun böyle olduğu nereden bilinmektedir. Mantık ışığında insan kendine bunlardan başka alternatifler üretebilir.  Ancak insanın önünde bunlardan daha önemli, merak ettiği ve riskli bir yolculuğu vardır. Bu yolculuk, bütün insanların gündemini hep işgal ettiğini, insanlık bilimi ile uğraşanlardan başka birçok haber verenler olmuştur.   MİLYARLAR BİR NOKTAYA DİKKAT ÇEKİYORSA   İnsanlığın yaratıldığından bu güne kadar, 950 yıl yaşayan insan da olmuş, ikiyüzelli yıl yaşayan insan da olmuştur. Ancak bunların tamamı dünyalarını değiştirmişlerdir. Yani istatistiklere göre dünyaya gelen yüz milyarları aşmış insanlardan şu anda yaşayan yedi sekiz milyardır. Fakat onlar da önceki gelenler gibi yolculuğa devam edeceklerdir.  Bu konuları bu gerçek ihtisas sahipleri söylüyorlar. Bu yolculuk ve bu kat'î hakikat, yukarıda anlatılan bu üç şekilde bulunduğunu ve  istisnasız bütün insanları yakaladığını haber veren yüz yirmi dört bin muhbir-i sadık, sözlerinde hile yalan ve şüphe bulunmayan, ellerinde yolculuğun bu üç şekilde cereyan ettiğini doğrulayan belgeler ve   nişane-i tasdik,  doğru olduğun gösteren işaretler ve mucizeler bulunan enbiyalar, peygamberler mevcuttur. O peygamberlerin haber verdikleri hakikatleri ve aynı haberleri keşf ve zevk ve şuhud ile ortaya çıkaran, gören, doğrulayan, tasdik eden,  ve imza basan yüz yirmi dört milyon evliya mevcuttur. Diğer taraftan bu enbiyaların ve evliyaların haber verdikleri aynı hakikatleri; had ve hesaba gelmeyen muhakkikler yani araştırmacılar, kat'î delilleriyle, aklen, ilmelyakin derecesinde yâni bilimsel delilleri ortaya koyarak ispat etmektedirler. Meselâ bir dağın tepesinden duman yükselse; ilmen denir ki: o dağın arka tarafında ateş yanmaktadır. Buna ilmelyakin  denilir.  Bütün bu enbiya, evliya ve araştırmacılar;  yüzde doksan dokuz ihtimal-i kat'î yani kesin ihtimalle,  "İdam ve zindan-ı ebedîden kurtulmak ve  o yolculuğu saadet-i ebediyeye çevirmek, yalnız iman ve itaat ile yani verilen emirleri kabul edip yerine getirmek iledir" diye,  ittifakan birleşerek haber veriyorlar. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu  31.12.2019

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-7-makale,2187.html

Habergündemim

KESİN DAVET 8 KANUNLARA NASIL GÜVENİYORUZ   Bilimde kanun, teorem , aksiyom ve postulatların hükümleri ortadadır. Bir iddiaya iki kişi parmak basar ve bunu deneyle, gözlemle ispatlarsa bu kanun olmaktadır. Bu meselede ölüm hakikatı ile ilgili olarak, hem ehl-i ihtisas ve hem araştırıcı, hem de o konuda itibar edilir, sayılamayacak kadar çok kişiler bir gerçeğe parmak basarlarsa, bu kanundan daha kuvvetli olmaz mı? Aklen ve mantıken düşünelim; yer çekim kanununa tereddüt etmeden inanıyor, teknolojiye sırtımızı dayıyoruz.  Menfi, negatif düşünce ile adama sormazlar mı bu kanunu veya benzer kanunları göstersene? Biz kanunlara inanarak teknoloji üretiyoruz, binalar ve köprüler inşa ediyoruz. İlaç fabrikaları ve nükleer santraller inşa ediyoruz. Aya ve gezegenlere füze ve roketlerle seyahatler ediyoruz. Savunma sanayinde silah ve roketler kullanıyoruz. Kanunların güvenirliğinden hiç şüphe etmiyoruz. Aksi takdirde otomobile, uçağa ve gemiye binemezdik. Binalarda, sitelerde, gökdelenlerde huzur içinde oturamazdık. Doktorlarımıza, eczahanelerimize inanamazdık. Savunma sanayimize itimat edip rahat uyuyamazdık.  O halde öldükten sonra uzun bir yolculuk ve sonsuz bir hayat var olduğunu, iman ve imanın gereği amel edenlerin ebedi bir saadete mazhar olacağını, iman edip de amel etmeyenler ile inkar edenlerin de cezaya çarptırılacağını haber veren ve bildirenlerden peygamberlerin bütün söylediklerinin doğruluğunu ümmeti onaylamış ve aksini iddia etmemişlerdir. Adem AS, Nuh AS, Süleyman AS, Davut AS, Musa AS, İsa AS. ve Hz Muhammed  ASV aynı noktaya parmak basmışlar ki öldükten sonra sonsuz bir hayat vardır.  Bizim en son ve mukaddes kitabımız Kur’an’ı Kerim’de isimleri geçen bütün peygamberler aynı konuya ihtilafsız parmak basmışlar. Bunun yanında bu konuda ilim, bilim ve tedris yapmış araştırma ehli, hal ehli olan milyonlarla insanlar da öldükten sonra dirilip, ebedi hayata mazhar olacağımızı, hesaba çekileceğimizi, amelimize göre de Cennet ve Cehennem insanları beklediğini haber vermektedirler. Bunlar Allah’ın koyduğu kanun okuyucularından daha kuvvetli kaynaklar olduğu halde, yüz yirmidört milyonun yollarının ve delillerinin hükümlerini insan nasıl umursamaz, dikkate almaz? Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu  02.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-8-makale,2200.html

Habergündemim

KESİN DAVET 9 İHTİMALLER NE HATIRLATIYOR   İnsan yüzde bir tehlike ve helâket, felaket  ihtimali bulunan bir yolda bir tek habercinin sözünü nazara alarak o yolda hemen gitmez ve sorarak araştırmaya başlar.  Eğer onun sözünü dinlemeyip o yolda gitse o adamın, başına bir tehlike ve bela gelecek endişesi ve mânevî üzüntü ve elem, onun yemek iştahını kaçırmaktadır. O halde böyle yüz binler sadık, doğru ve sözüne güvenilir haberciler diyorlar ki;  dalâlet,  sapkınlık ve  sefahet,  göz önündeki kabir darağacına ve  ebedî haps-i münferidine yani tek başına sonsuza kadar yalnız başına kalacağı hapse girmesine,  yüzde yüz ihtimalle,  kat'î, kesinlikle sebep olmaktadır. Aynı yetkili ve delilleriyle sözlerinin doğruluğu tartışılmayan bu haberciler  "Allah’a iman ve ibadet etmenin,  yüzde yüz ihtimalle o darağacını kaldırıp,  o tek başına hapse atılmayı kapatıp,  şu göz önündeki kabri,  ebedi bir hazineye,  bir saadet sarayına açılan bir kapıya çeviriyor"  diye haber vermektedirler. Ölümün hemen takipçisi olan kabir ve  onu takip eden ebedi hayat ile ilgili olarak bu haber veren zatlar,  bu gerçeğin delillerini ve eserlerini gösterdikleri halde,  bu acip ve garip ve dehşetli ve azametli mesele karşısında bulunan biçare insan ve  hususan Müslüman,  eğer iman ve ibadeti  olmazsa,  bütün dünya saltanatı ve lezzeti bir tek insana verilse,  acaba o göz önündeki her vakit oraya çağırılmasına nöbetini bekleyen bir insana verdiği o endişeden gelen elim ıstırabı nasıl kaldırabilir?   ENDİŞENİN KAYNAKLARI İnsan genellikle bir ölüm gerçeğini ve kabir konusunu aklına getirmek istemiyor ve  hatta konuşulduğu zaman üzüntü duyuyor ve  bu konunun hatırlatılmasını istemiyor.  Ancak hayatın akışı buna şöyle cevap veriyor. Madem ihtiyarlık var,  o halde ihtiyarlıktan sonra gençlik mi gelmektedir?  Madem hastalık var,  hastalık ya sağlıkla veya ölümle neticelenmiyor mu?  Madem musibetler var, bunların sonu da yaralanma hastalık ve sonunda da ya sağlık veya ölümle neticelenmiyor mu?  Bütün bu olaylar her tarafta ölümleri sürekli gözümüz önüne sermekte,  o dehşetli elemi deşmekte ve  insanları her an ihtar etmektedir.  Herkes her yaşta ölebilir demektedir. Bu gerçeği görmek istemeyen o ehl-i dalâlet ve  sefahet yâni imân ve İslâmiyet’ten ayrılıp zevk ve eğlenceye dalanlar,  yüz bin lezzeti ve zevki alsa da, o mânevî bir cehennem her zaman onun kalbinde yaşayıp ve onu yakmaz mı? Burada akla gelen sorumsuz ilk düşünce neden görünmüyor,  böyle bir halet olsa anlaşılmaz mı?  Çünkü insandaki pek kalın gaflet sersemliği geçici olarak hissettirmiyor. Sonuç itibari ile bu gerçek insanı her zaman rahatsız ediyor.  Ama bu rahatsızlığın sebebini düşünmeye zaman ayıramıyor.  Hele zamanımızda vakit alacak o kadar vasıtalar çoğaldı ki; onlara bir dalıyorsunuz ve bir de çıkıyorsunuz, bakıyorsunuz ki ömür bitmiş. Prof. Dt. Cahit Kurbanoğlu 04.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-9-makale,2210.html

Habergündemim

KESİN DAVET 10 HİÇ KAPANMAYAN KAPI   Hayatın akışına bakıldığı zaman istisnasız görülür ki; herkesi bekleyen bir mezaristan var. Buraya yolculukta ne gerekiyor, nasıl merak edilmez ki?  Bir saatlik yolculuk yapsak, yolda ve gittiğimiz yerde ihtiyacımız olan şeyleri yanımıza almayı düşünüyoruz. O halde mezaristanda bize ne gerekiyor, oraya ait yiyecek, giyecek, aydınlatacak, ısıtacak, yatacak ihtiyaçlarımızı nasıl gidereceğiz?  Orada maddi cesedimiz görev yapmayacağını biliyoruz. Çünkü hemen teaffün etmeye,  kokuşmaya başlıyor.  Bu ihtiyaçları maddi olarak yanımıza depolama bir fayda sağlamayacağına göre,  ey insan kabre ne götürmeliyiz?  Bundan daha önemli bir mesele var mı? Madem ehl-i imanız,  Allah’a inanan ve ibadet edenler,  göz önünde gördüğümüz kabri bir kazanç yerine,  ebedi bir hazineye,  bitmez tükenmez, sonsuz bir mutluluğa kendimiz hakkında bir kapı olduğunu fark etmemiz gerekir. O kabre girme, Allah’a iman ve ibadet edenler için ezelî mukadderat piyangosundan faydalanmak, devamlı var olmaktır.  Cenab-ı Allah tarafından yeri ve zamanı kader ile tayin edilmiştir. Milyarlar altın ve elmasları kazandıracak bir bilet dahi iman vesikasıyla, seneti ile insana çıkmış;  her vakit "Gel, biletini al" diye beklemesinden,  derin, esaslı, hakikî lezzet ve  mânevî zevk öyle bir lezzettir ki,  eğer cisimleşse ve o çekirdek bir ağaç olsa,  o adama hususî bir cennet hükmüne geçer. O halde, böyle zevk ve büyük lezzeti terk edip,  gençlik saikasıyla yâni gençliğin yönlendirmesi ve sürüklemesi ile,  o hadsiz elemlerle âlûde yâni üzüntülerle karışık zehirli bir bala benzeyen sefihâne, eğlencelere düşkünlük ve heveskârâne, nefsin hoşuna giden, muvakkat, geçici bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden yâni lüzumsuz eğlenceli, nefsani ve geçici Allah’ın rızasına uymayan lezzetleri tercih eden hayvandan yüz derece aşağı düşer. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 06.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-10-makale,2223.html

Habergündemim

KESİN DAVET 11  HERKES İÇİN BU YOLCULUK VAR   Bütün kapıların belli bir açık zamanı ve farklı kabul zamanı vardır. Genellikle istirahat anında birçok kapılar kapanmaktadır.  Ancak bir kapı kapanmıyor; kafile kafile arkasında gelenler oraya girip kayboluyorlar. Nereye gidiyorlar? İnsan için bundan daha önemli bir soru olabilir mi? Siz haydi hazırlanın gidiyoruz diye bir teklif ile karşı karşıya kalsanız, nereye gideceğinizi merak edip hemen, nereye gidiyoruz diye sormaz mısınız? Elbette sorarsınız. Dünyada tahmini toplamda sekiz milyardan, sekiz milyar insanın tamamının istisnasız yaşayacağı bir gerçektir.  Ne zaman yaşayacaktır? Bunu kimse bilemiyor. Bu gerçek nedir?   ÖLÜM ÖLMÜYOR   Bu gerçek ne olabilir?  Herkes yaşadığına göre buna kolay cevap verebilir, ama ifadesi zordur.  Korksak da, kaçsak da kurtuluş yoktur.  İyisi mi bu gerçek için samimi olalım, ne olduğunu öğrenelim. Ölüm. “Madem ölüm ölmüyor. Çünkü  ecel gizlidir, her vakit gelebilir.”  Kaçamayacağımız bir gerçek ile dost olalım ve tanışalım. İşte ölüm, samimi iman sahipleri hakkında idam-ı ebedîden, sonsuz olarak idam edilmekten, kaybolmaktan, yok olmaktan;  terhis tezkeresine çevrildiği,  yâni dünyanın birçok zor görevlerinden ve sorumluklarından kurtulup rahata kavuşmak olduğu,  Kur’ânın hakikatları ile gösterilmiştir. Ancak dalâlet ve sefahette olanlar için, yâni gaflete dalan ve nefsi isteklerine tabi olanlar hakkında, gözle göründüğü gibi,  sonsuz bir idamdır,  bütün sevdiklerinden  ve mevcudattan, varlıklardan ebedi bir ayrılıktır. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 08.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-11-makale,2235.html

Habergündemim

KESİN DAVET 12 BİZ ÖLÜME NASIL GÜLERİZ   Hiç tartışmasız bir şeyi tanıyıp mahiyetini bildikten sonra onunla yakınlık kurarız.  Tanış olur ve birlikte zaman geçirmek isteriz.  Birşeyin mahiyeti de ehlinden öğrenilir.  Bir konuda ehil olanlar; kitap, kütüphane ve âkil kişilerdir.  Bu konuda da en ehil ve mutlak kitap Kur’an’ı Kerim ve  mukaddes kitaplar,  âkil kişiler ise başta Peygamberimiz ASV olmak üzere diğer peygamberlerdir. Ölüm böyle olunca,  samimi iman sahiplerine gülünce,  elbette ve elbette, hiç şüphe kalmaz ki,  en bahtiyar insan, sabır içinde şükrederek,  Peygamberimizden tam dersini alıp;  istikamet dairesinde imanına ve  Kur'ân'a hizmete çalışandır.  Bundan daha karlı bir mesele yoktur. Zevke ve lezzete müptelâ olan insan bilmesi gereken en önemli gerçek;  binler tecrübelerle ve hüccetlerle, delillerle ve  hadiselerle aynelyakin yâni adeta görür gibi bilinmelidir ki,  hakikî zevk ve  elemsiz lezzet ve  kedersiz sevinç ve  hayattaki saadet yalnız imandadır ve  iman hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa, dünyevî bir lezzette çok elemler ve acılar var.  Bir üzüm tanesini yedirir,  on tokat vurur gibi,  hayatın lezzetini, huzurunu ve zevkini kaçırır.   YARATMA   İnsanların, öğretmenlerin, öğrencilerin,  meslek sahibi, halk tabakası, sosyal medyanın sık sık konuştukları bir kelime vardır.  Bunu bilerek veya bilmeyerek çoğu zaman yanlış yerlerde kullanmaktadırlar.  Yaratma yoktan var etmektir.  İcat etmek, imal etmek, bir fiili yapmak hiçbir zaman yaratmak değildir.   Yaratmak ancak Allah’a mahsus bir fiildir. Onun için Allah: "Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için ölümü de, hayatı da yaratan O’dur."  hükmü ile ölümün yaratma olduğunu bildirmektedir.   Yaratmak varlık ve var olmaktır.   Bir mühendis, icad etmek veya imal etmek istediği bir şeyi önce hayal eder. Sonra avan proje çizer. Sonra hesabını yapar. Sonra boyutlarını belirler. Sonra imalatta kullanacağı malzemeleri araştırır. Sonra bulduğu malzemelere göre mukavemet hesabını kontrol eder.   Ürün için alet, gereç, makina ve tezgahlar temin edilir. En sonunda da inşa eder. Bu bir yaratmak değildir. Yapmaktır, inşa etmektir, imal etmektir. Bu yeni icad da olabilir, taklid ve benzer imalat da olabilir. Ancak her ürünün fonksiyonu ve görevi ayrıdır.   Bu bir otomobil imalatı ise, demir yerine lastik kullanılamaz, plastik yerine alüminyum kullanılamaz. Bu imalat bazen beklenmedik bir şekilde harap olabilir. Sebep olarak ya kullanılan malzemeler veya imalat yapan mühendisin hatası olabilir.   Yaratmada malzeme yoktur, proje yoktur, mukavemet hesabı yoktur, zaman yoktur, yaratılacak şey için makina, alet ve yardımcı gereçler yoktur.  Bir şeyden her şey ve her şeyden de bir şey yaratılıyor.  Bilimin hayal edemeyeceği mukavemet hesapları göz önünde bulundurulmuş.  Yaratma anında tezgah ve makina da kullanılmıyor.  Bir yaratılan mahluk diğerine benzemiyor. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 10.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-12-makale,2242.html

Habergündemim

KESİN DAVET 13 NİMET Bir şeyin bağışlanması, ikram edilmesi, ihsan edilmesi nimettir. Bu ikramın bir amirden, bir Cumhurbaşkanı’na kadar dereceleri vardır. Sevinç ve sürur dereceleri de farklı olur.  Elbette Cumhurbaşkanının ihsanını koruyup, herkese ilan edip, baş üstünde taşırız.  Nimetin mahiyetine göre de ihtiram ve hürmet artar. Âyet , "Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir" diye söylemektedir.  Halbuki görünüşte ölüm;  yokluk, dağılmak kokuşmak, hayatın sönmesi  ve lezzetlerin son bulması gibi görülmektedir. (6/7) Nimet ise bir ikramdır, sevince sebep olmaktadır.  Ölüm ise acı bir ayrılıktır.   Bu iki farklı ifade birlikte düşünülemeyeceğine göre konunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. ÖLÜM ACI AYRILIK, NİMET SEVİMLİ KAVUŞMAK OLARAK GÖRÜNÜYOR TESKERE Askerlik görevinden teskere almak,  asli vazifesi askerlik olmayanlar için bir sevinç kaynağıdır.  Öyle ki insan terhis teskeresinin yakınlaşmasına doğru, günlerini saatlerini saymaktadır.  Yâni insan askerlik yaptığı o ortamın; sürekli kalacağı bir ortam olmadığı için, bir an evvel değişmesini istemektedir. O halde insanın askerdeki sevdiği arkadaşlarından ayrılırlık acısı,  onun arkadaşlarından ayrılmasını ve bir an evvel teskereye kavuşmasını değiştirmesine sebep teşkil eder mi?  Tabiki değil, kaldı ki o arkadaşları da teskere alıp,  dünyada birlikte kalacakları akrabalarına kavuşmasını ertelemezler. Dünyada daha uzun kalacakları akrabalarına kavuşma sevinci,  askerde geçici zamanda birlikte oldukları tertiplerinin ayrılık acısına tercih edilmektedir.  Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 12.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-13-makale,2249.html

Habergündemim

KESİN DAVET 14 TENEFFÜS İnsan sıkıcı bir işle meşgul olduğunda paydos saatinin gelmesini ne kadar arzu etmektedir. Adeta paydos saniyelerini saymaktadır. Paydos olunca da hemen mekanını değiştirmek istemektedir. Çünkü mekan değişikliği ona huzur sağlamaktadır. Diğer taraftan bir vücut düşünelim ki ağrılarla sızılarla hayatı çekilmez hale getirsin. O zaman bu vücudun ağrısız ve huzurlu zamanları düşünülünce, sağlıklı olduğu zamandaki bir vücuda kavuşmak istenilmez mi? Hele bu vücudun hayatı çekilmez hale getirmesi, vücut değişikliğini kaçınılmaz hale sokmaktadır. Böyle bir değişiklik insanın imkanları dahilinde olduğu takdirde her imkanını vermeye katlanacaktır. Hatta insan bunun bir daha eskimeyenini, yıpranmayanını arayacak ve bulunca pahalı olsa da, imkanı olmasa da;  bir kere bu yükün altına girmek  için her türlü zorluklara ve imkansızlıklara katlanmaya razı olacaktır. ANNE RAHMİNDEKİ ÇOCUK NE DİYOR Anne rahminde yaratılan çocuğun vücudunun özelliklerine ve duygularına baktığımız zaman görürüz ki o azaların çoğu bulunduğu ortamda kullanılmıyor. Ancak o ortamda kullandığı duygu ve cihazları da mevcuttur. Yaratılışının başlangıcında o çocuğa verilen bütün aza ve duygular, o ortam İçin verilmiştir. Çünkü dünyaya geleceğinde, yemeye, içmeye, gezmeye uygun cihazlarla donatılmamıştır. O sıvı ortamında bir süre yaşayabilmesi için annesi ile irtibatı, bir kordonla sağlanmaktadır. O hayatta  gelişen çocuğun aza ve duygularına o kapalı sıvı ortamı artık cevap verme özelliğini kaybetmekte, o dar, hareket edilemez, duygularını kullanamadığı ortam, dokuz ay gibi kısa bir hayata cevap vermeye karşılık gelmektedir. Dokuz ay dolunca hicret  hazırlıklarına başlıyor. Ne varki o ortam ona ve duygularına cevap veremiyeceğini bildiği halde kendisini nasıl bir ortamın beklediğini, o aklı ve duyguları ile idrak edemediği için, elinde olsa o ortamı değiştirmek istemiyor. Fakat bilim dili ile kendinden başka herkes ona diyor ki; sen bu ortam için yaratılmadın. Buradan mutlaka, senin elinde  olmadan, en fazla dokuz ay sonra, daha mükemmel bir ortama gideceksin. O ortam sana anlatılsa da bu yaratılışın ve duygularınla ne düşünebilirsin, ne hayal edebilirsin ve ne de anlayabilirsin. Bütün bunlara rağmen, o çocuk, o ortamı ağlaya ağlaya terk eder. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 14.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-14-makale,2261.html

Habergündemim

KESİN DAVET 15 DÜNYA RAHMİNE GELEN ÇOCUK Dünya hayatı anne rahmindeki hayata göre tabi ki çok uzundur. Dünyada göz açılıyor ve ibret dolu manzaraları görmeye başlıyor. Kulak çeşitli sesleri işitmeye başlıyor. Ağız çok çeşitli yiyecekleri yemeye başlıyor.  Beyin çalışıyor ve projeler üretiyor. Ancak bütün bunlar olmasına rağmen, bu hayat en fazla doksan sene devam etmektedir. Fakat hayatın akışında bir mükemmele doğru gidiş vardır. Ana rahmine göre dünya hayatı tarif edilemeyecek kadar mükemmel ve güzeldir. Dünyaya gelen insan aynı günde her yönü ile dünyaya intibak etmiyor. Bunun için bir zamana ihtiyaç duymaktadır. İki senede yürümeye başlıyor. Üç senede ancak konuşmaya başlıyor. Yirmi senede ancak meslek sahibi olabiliyor. Ömür boyu da öğrenmeye devam ediyor. Birçok yeni planlar ve ümitlerle hayatını programlıyor.   GENÇLİKTE MUTLULUĞU NE KAÇIRIYOR Her şey güzel ama yine de huzur kaçıran bir şey var. Dünya hayatındaki bu vücudun hastalanması istenmediği gibi, hayatın zamanla sınırlı olması da istenmemektedir. Adeta eskimeyen ve yıpranmayan, sonsuz bir ömür olmalıdır. Arzuları, talepleri ve istekleri bu hayatta tatmin etsin.  Böyle bir ortam burada yâni anne rahminde ve dünyada rahminde yoksa, nerede var ise oraya gitmek istemekte olan insan, yeni bir başlangıca seve seve razı olmaktadır. Bir tohum toprağa giriyor, filizleniyor, kendisi sayılamayacak tohumlara kaynak oluyor. Bir kurbağa, balık, sinek ve hayvanlar, aynı türden ve cinsten veya daha mükemmelleri sonbaharda yok olup, ilk baharda dünyayı şenlendirdiğini, ömrümüz boyunda her yıl görüyor ve şahit oluyoruz. Onların devamları için gerekli olan suyun kaynağı kar ve yağmur yağmadığı zaman, ufkumuz daralıyor. Mutluluğumuz yok oluyor. Dualar ve niyazlarla tek ve bir yaratıcıya sığınıyor ve talep ediyoruz ki bizi aç ve susuz bırakmasın. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 18.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-15-makale,2274.html

Habergündemim

KESİN DAVET 16 HER İHTİYACIMIZ KARŞILANIYOR Allah CC, her duamıza cevap veriyor ve her isteğimizi yerine getiriyor. Biz yakarışlarımızı, yalvarışlarımızı duyup, karşılayacağını bildiğimiz için, ondan istemiyor muyuz? Bir şeye muhtaç olsak, ihtiyacımızı karşılayamayacak birisinden talep eder miyiz? Tabiki hayır. Onun için tekrar tekrar söylüyoruz ki, bu küçük kainat olan mükemmel insan ve onun vücudu toprağa karışıp, çürüyüp, yok olamaz. Her yıl hiç yoktan ve hesapta yokken, yüz milyon insanın doğduğunu bize gösteren yaratıcı Allah CC, doğduktan sonra bu dünyada mükemmelleşen, istidatları gelişen insanı dirilmemek üzere öldürmesi, yaratan diledikten sonra imkansızdır. ÖLÜM HAYAT VAZİFESİNDEN TERHİSTİR  Onun için ölüm hayat vazifesinden terhis olmaktır. Dünyanın sıkıntılı işlerine paydos etmektir. Eskiyen, kirli, usanç veren, sıkıntılarla iç içe olan dünya ortamından yer değiştirmektir. Kocalan, yaşlanan  ve hatta bazı hastalıklarla ayakta zor duran vücudun dönüşümüdür. Bir çekirdek toprakta çürüyor görünmesi, kendi gibi çekirdeklere menşe, kaynak olacak bir hayatın başlangıcıdır.  Ölümle bizim ruhumuz, kendisine uygun ve mükemmel bir cesede kavuşacak, o hayal edilmez mükemmel vücuda uygun bir ortama davet edilmekteyiz. O halde o ortam sonu olmayan ve ebedi olan bir hayatın başlangıcıdır. TESADÜF GAFLET VE KASTIN SEBEBİDİR  DÜZENSİZLİĞE VE BAŞIBOZUKLUĞA YOL AÇAR Bir mühendis yapmak istediği bir sanatı önce hayal eder. Sonra onun imal edilme imkanlarını araştırır. Sonra o yapmak istediği şey için bir proje hazırlar. Bu projeyi hesaplarla kontrol eder. Uyumsuzlukları ortadan kaldırmak için değişiklikler yapar  O değişikliklerin mümkün olup olmayacağını araştırır.  En sonunda bunun imalatını kararlaştırarak, gerekiyor ise kendisi imal eder Şayet bu yapmak istediği bir motor ise; bunun için bir ekonomik ömür tayin eder. O ömrü doldurmadan, onun yerini dolduracak alternatifini de düşünür. Bu motorun eskisinden daha basit ve daha kısa ömürlü olmasını planlaması elbette mümkün değildir.  Bu işlerin tesadüfen olması, başı boşluğa, düzensizliğe ve intizamsızlığa yol açmaktadır. O halde tesadüften bahsetmek bilgisizliğin, bir gaflet veya bir kastın ürünüdür. Hayat düşünce sınırlarında en mükemmel bir şeydir. Hayat sahibi en küçük bir sineğin veya çiçeğin koca bir kaya veya dağ ile mukayesesi bile mümkün değildir. Hayat nereye girerse orada çok büyük değer vardır. Nereden giderse orada o nispette bir kıymetsizlik ve hatta adeta o nesneden bir kaçış söz konusudur. Ruh vücudu terk edince cesedi ne yapıyoruz. O halde hayat nedir? Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 18.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-16-makale,2287.html

Habergündemim

KESİN DAVET 16 HER İHTİYACIMIZ KARŞILANIYOR Allah CC, her duamıza cevap veriyor ve her isteğimizi yerine getiriyor. Biz yakarışlarımızı, yalvarışlarımızı duyup, karşılayacağını bildiğimiz için, ondan istemiyor muyuz? Bir şeye muhtaç olsak, ihtiyacımızı karşılayamayacak birisinden talep eder miyiz? Tabiki hayır. Onun için tekrar tekrar söylüyoruz ki, bu küçük kainat olan mükemmel insan ve onun vücudu toprağa karışıp, çürüyüp, yok olamaz. Her yıl hiç yoktan ve hesapta yokken, yüz milyon insanın doğduğunu bize gösteren yaratıcı Allah CC, doğduktan sonra bu dünyada mükemmelleşen, istidatları gelişen insanı dirilmemek üzere öldürmesi, yaratan diledikten sonra imkansızdır. ÖLÜM HAYAT VAZİFESİNDEN TERHİSTİR  Onun için ölüm hayat vazifesinden terhis olmaktır. Dünyanın sıkıntılı işlerine paydos etmektir. Eskiyen, kirli, usanç veren, sıkıntılarla iç içe olan dünya ortamından yer değiştirmektir. Kocalan, yaşlanan  ve hatta bazı hastalıklarla ayakta zor duran vücudun dönüşümüdür. Bir çekirdek toprakta çürüyor görünmesi, kendi gibi çekirdeklere menşe, kaynak olacak bir hayatın başlangıcıdır.  Ölümle bizim ruhumuz, kendisine uygun ve mükemmel bir cesede kavuşacak, o hayal edilmez mükemmel vücuda uygun bir ortama davet edilmekteyiz. O halde o ortam sonu olmayan ve ebedi olan bir hayatın başlangıcıdır. TESADÜF GAFLET VE KASTIN SEBEBİDİR  DÜZENSİZLİĞE VE BAŞIBOZUKLUĞA YOL AÇAR Bir mühendis yapmak istediği bir sanatı önce hayal eder. Sonra onun imal edilme imkanlarını araştırır. Sonra o yapmak istediği şey için bir proje hazırlar. Bu projeyi hesaplarla kontrol eder. Uyumsuzlukları ortadan kaldırmak için değişiklikler yapar  O değişikliklerin mümkün olup olmayacağını araştırır.  En sonunda bunun imalatını kararlaştırarak, gerekiyor ise kendisi imal eder Şayet bu yapmak istediği bir motor ise; bunun için bir ekonomik ömür tayin eder. O ömrü doldurmadan, onun yerini dolduracak alternatifini de düşünür. Bu motorun eskisinden daha basit ve daha kısa ömürlü olmasını planlaması elbette mümkün değildir.  Bu işlerin tesadüfen olması, başı boşluğa, düzensizliğe ve intizamsızlığa yol açmaktadır. O halde tesadüften bahsetmek bilgisizliğin, bir gaflet veya bir kastın ürünüdür. Hayat düşünce sınırlarında en mükemmel bir şeydir. Hayat sahibi en küçük bir sineğin veya çiçeğin koca bir kaya veya dağ ile mukayesesi bile mümkün değildir. Hayat nereye girerse orada çok büyük değer vardır. Nereden giderse orada o nispette bir kıymetsizlik ve hatta adeta o nesneden bir kaçış söz konusudur. Ruh vücudu terk edince cesedi ne yapıyoruz. O halde hayat nedir? Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 18.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-16-makale,2287.html

Habergündemim

KESİN DAVET 17 HAYAT   Hayat Allah’ın bir tasarrufu ve vergisidir. Hayat bir kanundur. Herhangi bir projeye  veya ortağa ihtiyaç duymadan hiçten ve yoktan yaratılmaktadır. İmkanlar müsait olmasa da, şartlar karşı çıksa da bol miktarda yaratılmaktadır. Üstelik bu yaratılmada, büyük için daha çok mesai ve zaman da harcanmıyor. Küçük büyükten daha sanatlıdır. Bir sinek ile bir fil karşılaştırıldığı zaman, sinek sanatça filden geri olmadığı gibi, hatta daha da mükemmeldir. Bir DNA sanatça hücreden geri olmadığı gibi, bir hücre de vücuddan geri değildir. Hayatın var edilmesinde, hiçbir şeyin ve varlığın bir müdahalesi ve sebeplere dayalı bir tasarrufu yoktur. Okyanusun tabanında yaşayan bir canlının hayatını devam ettirmesi için ihtiyacı olan yiyecekleri kim onun emrine verebilir. Hayatı veren, mahiyetini ve ihtiyaçlarını hazırladıktan sonra hayatı yaratmıştır. Hayatı yaratan, hayatı verip de başı boş bırakmamış; hayatın devamı için ne lazım ise onları da vermiştir. Dünyaya gelen bir yavrunun, neye ihtiyacı var ise, onun ile beraber gönderiliyor. Onu yaratan Allah, kan ve fışkı arasından, memeler musluğu ile sütü, yavrunun ağzını açıp yumması ile boğazına fışkırttırıyor. Yoksa annesinin ilmi ve memenin mahareti değildir.  Evet hayatın devamı için hava, su  ve yiyecekleri ihtiyaç anında hayatın hizmetine en mükemmel bir şekilde arz edilmiştir. Şimdi biz hayat sahibi olan bir canlının ihtiyaçlarına karşılıksız vasıta  olur muyuz? Elbette değil? O halde hayatı ve hayatın devamı için ihtiyaçlarını veren Zatın, hayat sahibi varlıktan bir beklentisi olduğunu düşünmemek mümkün müdür? Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 20.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-17-makale,2293.html

Habergündemim

KESİN DAVET 18 CENAB-I ALLAH’IN YUHYÎ İSMİ Risale-i Nur, Mektubat, Yirminci Mektup’ta onbir tane tevhid kelimelerinden altıncı kelimesi bu konuyu harika bir şekilde anlatmaktadır. Konuyu daha iyi  anlamak için kaynağını veriyorum. Cenab-ı Allah’ın esma-i hünasından yani güzel isimlerinden olan YUHYÎ ( يُحْيِى  ) kelimesidir. Hayat  ile ilgili hayat sahibi her hangi bir varlığın, bir programı ve talebi var mıydı? Ben insan hayatı, ben at hayatı, ben balık hayatı, ben sinek hayatı, ben bitki hayatı istiyorum diye bir talep olmuş mudur? Verilen hayatın nasıl kullanacağına bu varlıklar ve bunların en mükemmeli insan mı karar veriyor? Bu varlıkların, okyanusun dibindeki mikro organizmadan, ağacın yaprağının içindeki mahluka veya ana rahmindeki varlıklara kadar ihtiyacı nelerdir, biz biliyor muyuz? Kuşların havada, balıkların suda, insanların veya  bitki ve hayvanların karada yaşayacaklarına bu varlıklar mı karar veriyor? Tavuğun altındaki ördek yumurtası, civciv olur olmaz suya koşması, tavuğun mahareti mi? Tabi ki hayır. Düşünelim bir kere, memur olarak, işçi olarak, veya yevmiye ile bir yerde çalışan insan olarak  sorumluluğumuz nedir? Sizden maaş alıyorum ama başka yere hizmet edeceğim veya başkalarına çalışacağım denilirse, buna kim müsaade eder? Ya da bir insana denilse ki; burada çalışacaksın, senin yeme, içme ve giyimini biz karşılayacağız. Sakın yanlışlık yapıp emrimize muhalefet etme! Aksi takdirde ceza alırsın denilse, buna kim muhalefet eder ve karşı çıkar? Elbetteki kimse karşı çıkamaz. “Kelime-i Tevhidin” bu kelimesinin anlamlarından biri de hayatı verenin Allah olduğunu söylemesidir. Hayat  ile ilgili bir programımız ve talebi de O belirlemektedir. İnsanın elinde bir şey yoktur.  Şayet öyle olsaydı, bu kadar çocuk sahibi olmak isteyenler veya kız ve erkek evladı isteyenler, istediği cinsiyete kavuşmaları gerekmez miydi? O halde bu hayat bize bir yaratıcı tarafından, emanet olarak verilmiştir. Bizden ne istiyor ve bu hayatı bize neden verdi? Vereni dinlememiz gerekmez mi? Hayatın doğru kullanılmasına biz nasıl karar vereceğiz? İhtiyacı nelerdir, biz biliyor muyuz? Sayısı ciltlerle kitapları dolduracak hücrelerimizin her birinin ihtiyacı ayrı olduğuna göre, beyine, göze, kemiğe, saça, damara, kana ihtiyaçlarını karşılayacak maddeleri bilecek ilim bizde var mı? Hayatı rızıkla devam ettiren de Allah’tır. Hayatın ihtiyaçlarını hazırlayan da Allah’tır. Hayatın âli ve yüksek gayeleri Allah’a aittir ve mühim neticeleri Allah’a bakar. Yüzde doksan dokuz meyvesi Allah’ındır. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 22.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-18-makale,2304.html

Habergündemim

KESİN DAVET 19 BİZE HAYATI NEDEN VERDİ? Hayatın ağır yüklerini omuzlamak için mi? Hayatın görünüşte yok oluşundan üzüntü duymak için mi? Dünya sıkıntılarından usanıp dünyaya gelişten pişmanlık duymak için mi? Yoksa hayatı taşıyan vücudun ve yüz trilyon hücrelerinin ihtiyaç ve masraflarını karşılamak için mi? Bir buğdayın, elmanın, karpuzun, portakalın, domatesin vb. hayat kazanabilmesi için, hem havaya, hem buluta, hem güneşe ve hem de aya sözlerini geçirebilmeleri lazım değil mi? İnsanlığın sahip olduğu teknoloji bir buğdayı, bir damla suyu, bir teneffüslük havayı imal edebiliyor mu? İşte hayat sahibi varlıkların en mükemmeli olan insana ve diğer varlıklara, hayat neden verildi. Yuhyi kelimesi bu soruyu müjdeli bir şekilde açıklığa kavuşturuyor ve diyor ki: “Ey insan! Hayatın ağır yüklerini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenâsını, yok olmasını düşünerek aşırı hüzünlenip üzülme, yalnız dünyevî, ehemmiyetsiz meyvelerini görüp, dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Çünkü unutma ki kesinlikle, o vücut gemisindeki hayat makinesi, hayatı devamlı ve ölümsüz olan Hayy-ı Kayyûma aittir. Masraflarını ve ihtiyaçlarını O tedarik eder. Hayatın pek kesretli pek çok gayeleri ve neticeleri var ve Allah’a aittir. İnsan o gemide sadece bir dümenci görevlisidir. Vazifesini güzelce yapıp huzur içinde ücretini almakla görevlidir. Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu  24.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-19-makale,2311.html

Habergündemim

KESİN DAVET 20 HAYATIN SAHİBİNE TEŞEKKÜR BORÇLUYUZ   O hayat gemisi ne kadar kıymettar olduğunu ve ne kadar güzel faydalar verdiğini ve o sefine sahibi Zâtın ne kadar ikramı bol, Kerîm ve bol nimetler dağıtan Rahîm bir Zat olduğunu düşünerek huzur içerisinde şükretmek gerekmektedir. Yine düşünmek gerekmez mi? Burada kim vazifesini istikametle ve dost doğru yaparsa, o vakit sefinenin, geminin verdiği bütün sonuçlar, bir yönü ile insanın amel defterine geçip, insana ebedi  bir hayatı temin edip, insanı ebedî ihyâ etmekte ve hayatlandırmaktadır.” (6/250) İNSAN DÜNYA HAYATINA HAZIR DEĞİLDİR İnsan, sınırlı, küçük değerde ve kolay bir iş ve fiil ile; büyük, paha biçilmez, mükemmel ve muntazam bir iş ve fiilde hangisine daha çok önem öncelik sırası verir? Hiç tartışmasız önemli ve değerli olanın önceliği vardır. İmhal edilse, sonraki zamana bırakılsa da ihmal edilmez. Ana rahminde bulunan bir insan elbetteki çok mükemmeldir. Göbek kordonu ile annesi ile irtibatlıdır. Bu ortamda geçici olarak kalmaktadır. Dünya hayatına hazırlık ve intibak için orada talim görmektedir. Mazhar olacağı dünya hayatı ise unutulmamalıdır ki o da geçicidir. Zamanı ise belli olmamakla beraber normal seyrinde akarsa, dünya yaş ortalaması 60-70 yıldır. Dünya hayatına intibak için hazırlık devresini geçirdiği ana rahmindeki hayat, dünya hayatının normal şartlarda yüzde biri kadardır. Diğer taraftan ebedi, sonsuz hayatın başlangıcı olan âhiret hayatının, ana rahmi olan dünya hayatında, insan 15 senede hayatın şartlarını ancak öğrenebilmektedir. Sorumluluk hayatı olan kalan zamanda ise dünya çalışmaları yanında, aynı zamanda ebedi hayatı kazanmakla da yükümlüdür. Prof. Dr Cahit Kurbanoğlu  26.01.2020

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==> https://www.habergundemim.com/kesin-davet-20-makale,2320.html

Habergündemim


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.