Türkiye Kesin Bir Tercih Yapmak Zorunda Mı ?


Fatih ŞAHİN

Fatih ŞAHİN

15 Haziran 2019, 02:18

Yaz ayları henüz başlamışken ülke tamamen İstanbul özelinde yapılacak seçimlere kilitlenmiş durumda. Hatta ülkemizde son 17 yılda terkedilmiş bir gelenek olan adayların televizyonda tartışması durumu bile geri döndü diyebiliriz. Gündemde ilk sırayı bırakmayan İstanbul seçimlerini teslimatı gittikçe yaklaşan S-400 hava savunma sistemleri takip etmekte. Mart ayı sonunda gündemdeki yerini kaybeden S-400 konusu Pentagon tarafından Savunma Bakanlığımıza gönderilen mektup vasıtasıyla tekrar ilgiyi kendine çekmeyi başardı. 

Shanan mektubu olarak da anılan bu mektup tamamen Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması, Türk pilotların eğitiminin askıya alınması ve yapılacak koordinasyon toplantısı dışında bırakılması gibi yaptırımları içermekte. Tabiki hiç biri Türkiye’nin gözünü korkutmaya yetecek kadar büyük tehditler değil ancak duygusal bir millet olarak bizi NATO müttefikimiz ve stratejik ortağımız Amerika’dan uzaklaştırmaya yetecek kadar soğuk bir mektup. Türkiye tarafından yapılan güncel açıklamalar S-400 sisteminin alınması konusundaki kararlılığı kanıtlamaya yeter düzeyde. Günümüzdeki atmosfer Rus uçağının düşürülmesi durumundan pek farklı gözükmemekte o zaman da NATO eksenine kayma ve müttefikimiz ABD safında yer alma taraftarı olup neredeyse elinde Amerikan bayrağı ile gezecekler günümüzde ise ülkemizin S-400 almadaki kararlılığı sebebi ile Rus yanlısı haline gelmiş durumda. Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması yaptırımı ilk gündeme geldiği zamanda yeni nesil Rus savaş uçağı olan SU-57 alalım teklifi de aynı zihniyete sahip kişilerce sunulmuştu. 

Ancak ABD’yi terk edip Ruslara sığınmak ancak bir ahmağın yapacağı bir iştir. Göçmenlerin ve yabancı düşmanlığının arttığı günümüz dünyasında ülkelerde milliyetçilik neredeyse tavan yapmış, ülkeler kendine yeterlilik duruma gelmek için yerli endüstrilerde teşvikler uygulamaya başlamıştır. Ülkemiz ise bulunduğu şartlar altında kendine yeterlilik durumundan uzaktır ve eksikler giderilme aşamasındadır ancak bu arada yapılması gereken radikal bir taraftarlık değil gelebilecek her türlü desteğe açık olmaktır.

Peki kesin olarak bir tarafa bağlanmayı isteyen insanların anlaması gereken nedir ?

Öncelikle eski İngiliz Başbakanlarından Palmerstone’un “ Devletlerin sürekli dost ve düşmanları yoktur, çıkarları vardır.” sözü dış politikaya bakışta temel perspektifimiz olmalıdır. Yani ne Rusya tamamen terk edilebilecek kadar değersiz bir ticari ortak ve bölgesel güç ne de ABD tamamen sırt çevirilecek kadar önemsiz bir müttefik ve stratejik ortak. Eğer bu ülkeler dünyanın iki kutbu olarak değerlendirilirse Türkiye’nin buradaki konumu ekvator olmalıdır ve dönenceler arası bölgede gidip gelmek çıkarımıza olacaktır. Peki gelinen noktada sizce kesin bir tercih yapmak zorunda mıyız ?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.