Sosyal medya üzerine-2


Fatih YILMAZ

Fatih YILMAZ

11 Temmuz 2019, 08:50

Gündelik hayatta, araştırmalarda, köşe yazılarında sıklıkla karşılaştığınız, sosyal medyanın bizlere verdiği sözde özgürlük karşısında, farkına varmadan elimizden neleri aldığına bir göz atmakta fayda var. “Suskunluk sarmalı” Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilmiş kitle iletişim teorisine verilen isimdir. Suskunluk sarmalı, halk arasında “mahalle baskısı” olarak adlandırdığımız terimin bir diğer versiyonudur, yani birey kendi düşüncesini kitleye rağmen hür iradesi ile toplum içerisinde açıkça ifade edemez, kitleden yanaymış ve aynı fikirdeymiş gibi bir tutum içerisine girer. Çünkü toplumdan farklı bir şekilde tutum takındığında, onların aksine bir beyanda bulunduğunda, önce azarlanacağını daha sonra da topluluk dışına atılacağını düşünür. Hâlbuki bizim inancımız, “mücadelenin en büyüğünün, zalim hükümdar karşısında Hakkı haykırmak” olduğunu söyleyerek, bu tutumu reddetmiştir. Suskunluk sarmalının etkisi arttıkça beraberinde klasik mantıkta ele alınan mantık yanlışlarından, “popüler olana başvurma yanlışı” etkisini göstermeye başlar. Artık birey kitle etkisi ve popüler kültürün bekçilerinin esiri olmaya başlamıştır.


Sosyal medyanın genel olarak popüler, şuursuz, sığ, dünyevi, popülizm esiri fenomen hesapları, yavaş yavaş bireyin şuur dünyasını bombalamaya başlamıştır. Bunu takiben, ahlak, maneviyat, insan olabilme, faydalı bir vatandaş niteliği kazanma gibi değerlere karşı mücadele girişimi planlı ve programlı bir şekilde devam etmektedir. Burada tekrar bir parantez açmak gerekirse sosyal medya, esasen sosyal hayata vurulmuş en büyük darbe girişimidir. Hasta ziyaretlerini, bayram tebriklerini, Cuma kucaklaşmalarını, şahsi münasebetleri, nişan, düğün kutlamalarını, eğitim ve çalışma hayatının başarı paylaşımlarını, kısacası insanların canlı, birbirine temas eden, birebir iletişime dair tüm değerlerini hayatın merkezinden alıp, soluk, solgun, samimiyetsiz ve ruhsuz sanal dünyaya taşımıştır. Özellikle sosyologların y, z ve milenyum kuşakları diye ifade ettiği, yeni dönem gençlik üzerinde bu girişim başarı ile neticelenmiştir. Tabi ki bu başarıda, sosyal medya darbesinin çok iyi organize edilmiş, derin ve kapsamlı psikolojik araştırmaları, sosyolojik tahliller neticesinde ortaya koyulmuş olmasının da etkisi vardır. Batı dünyasının, İslam’ın Müslümanlara emrettiği gibi, “ele aldıkları bir işi en güzel şekilde yaparlar” prensibinin hakkını vererek iş tutması, meseleyi başarılı bir şekilde neticelendirmelerine vesile oluyor.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, sosyal medya haberlerinin güvenilirliğinin, ana akım medyaya göre daha fazla olduğunu gösteriyor. Tabi bu araştırmalar muhtemelen daha çok yeni nesil üzerinde yapılmış olsa gerek. Ne kadar hazin ve enteresandır ki, bilgi kirliliğinin en fazla olduğu, her kesimin, haber sitelerinin, örgüt, cemaat, parti ya da kuruluşun bir haberi kendi bakış açısıyla servis ettiği bir mecra zamanla toplum nezdinde daha güvenilir hale geliyor. Aslında bunun bazı haklı sebepleri de var, mesela ana akım medyanın neredeyse tek bir zihniyet etrafında toplanması, medyanın gücünden ziyade, güç sahiplerinin medyalarının olması, tarafsız medya anlayışının ortadan kalkması gibi.

Özetle, kafamızı kumdan çıkardığımızda gördüğümüz manzara şöyle: Suskunluk sarmalı esiri insanlar, sosyal medya kanallarının ve yeni nesil oyunların prangalarına bağlanan gençlerimiz, popüler olanın hâkim olduğu dünyada adeta bir meta olarak görülen kadınlar, tepeden tırnağa yitirilen sosyal ilişkiler, sadece haber kaynağı anlamında değil tüm sosyal alanlarda kaybettiğimiz güven duygusu, yeni dönemde sıkça karşılaştığımız çıkarcı, hedonist ve seküler kafa yapısı. Bunlar sosyal medya dünyası bağlamında bir çırpıda sayabileceğimiz bazı önemli maddeler, önemli gerçekler ama sanal dünyada algılanan hayatlar bambaşka.

Fatih Yılmaz | Milli Gazete

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.