MUTLU OLMAK İÇİN…


Prof. Dr. Atilla Yargıcı

Prof. Dr. Atilla Yargıcı

03 Aralık 2018, 13:07

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamber olarak gönderildiği toplum, cahiliye toplumuydu. Bu toplumun fertleri Allah’a inandıklarını söylüyorlar, her şeyi yaratanın, rızıklarını verenin Allah olduğuna inanıyorlar fakat elleriyle yaptıkları putları Allah’a ortak koşmaktan geri kalmıyorlar ve  ona tapınıyorlardı.

Kur’an-ı Kerim, insanlardan bazılarının Allah’ın dışındaki varlıkları putlar edindiklerini ve onları Allah’ı sever gibi sevdiklerini bildirerek, cahiliye dönemi insanlarının putlara olan sevgisinin boyutlarını anlatmaktadır.(Bakara Suresi, 2/165).
Bir başka ayette ise,  müşriklerin putları aralarında bir sevgi sevilesi yaptığına dikkat  çeker ve “sırıf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz” ifadesini kullanır.(Ankebut Suresi, 29/25)

Kur’an-ı Kerimin  müşrik toplumların putlarla ilişkisini böyle “sevgi ilişkisi” olarak nitelendirmesi, onların putları hayatlarının odak noktası haline getirmelerinden dolayıdır.
Ayetler, sadece geçmişteki bir toplumun inanç ve ibadet bakımından durumlarını yansıtmaz. Her çağda yaşayan insanlara mesajlarını verir. Ayetleri kendimizi muhatap alarak okursak, o zaman bizim de ne durumda olduğumuz ortaya çıkar.
Buna göre birlikte şöyle düşünebiliriz:
Ben hayatımın odağına neyi almışsam, aslında benim putum odur. Şimdi hepimiz hayatımızın odağında olan şeylere bakalım. Onları putlar bir araya getiriyordu. Put sevgisi merkezli bir hayat tarzına sahip idiler. Bizi ne bir araya getiriyor? Birbirimizi hangi nedenlerle seviyoruz? Benim Anadolunun çeşitli yerlerinde öğretmenlik görevini yaparken gördüğüm bir şey vardı: Öğretmenler bir araya geldiğinde mark-dolar, araba muhabbeti yaparlardı.  Bunları konuşmak için  toplanırlardı. Geçenlerde bir öğretmen arkadaşa sordum. "Durum nasıl"diye. Bana "değişen bir şeyin olmadığını, şimdi de ev ve borsa muhabbetinin hayatın merkezine oturduğunu" söyledi. 

Gençlerin büyük ekseriyetine bakıyorum: hayatın merkezine futbol oturmuş. Sohbetler, espiriler hep onunla ilgi.
Büyük çoğunluk da cep telefonu marifetiyle sosyal medya denilen insanı asosyal yapan bir ağa takılmışlar, çırpınıyorlar.  Her yeni çıkan  modanın ya uygulayıcısı ya da takipçisi olmuş durumdalar. Birbirleriyle konuşmaları hep bunun üzerine. 

Kimisi ev eşyasını, kimisi arabayı, kimisi parayı hayatın merkezine almış.  Bunlar yatıp bunlarla kalkıyoruz.  Kimisi de nefsini, kimisi çocuğunu kutsallaştırıyor. Meğerse, putperestlik sona ermemiş. Allah’ı sever gibi sevdiğimiz şeyler ne de çokmuş!

Ben mümin olduğumu söylüyorum. Günlük hayatımda beni yönlendiren şey inandığım Allah, O’nun Mukaddes Kitabı Kur’an ve onun uygulayıcısı Hz. Muhammed ise ben gerçekten Allah’a kulluk yapan bir insanım demektir. Ama günlük hayatımı  para, mal, mülk, araba, altın, döviz, nefsim, kadın, çocuk, eşya gibi şeyler yönlendiriyorsa o zaman kimlere, nelere taptığımı düşünmeliyim.

Mutlu değiliz. Çünkü geçici dünya hayatına dair nesneleri putlar haline getirmişiz. Kıblemizi şaşırmışız. Ayaklarımız camilere değil, başka yerlere götürüyor bizleri. Kalbimiz, bizi  ayrılık acısıyla inleten faniliklerin peşinde koşuyor çünkü. Gözümüz zahiri güzelliklerin geçici olduğunu idrak edemiyor. Kulaklarımız hak sözleri duymaya duymaya paslanmış. 
Mutlu olmak istemeyen yoktur.  FORMÜL BASİT aslında: 
ALLAH SEVGİSİNİ HAYATIMIZIN MERKEZİNE ALMAK, 
ALLAH’ı HER ŞEYDEN DAHA FAZLA SEVMEK ve SEVGİLERİMİZİN ALLAH İÇİN OLMASINA DİKKAT ETMEK. 
O zaman içimizdeki putların tepetakla olduğunun  mutluluk verici sesleri gelir kalbimizin kulağına.  

Dr. Atilla YARGICI

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.