Bakmamız Gerekenden İki Kat Fazla Hastaya Hizmet Veriyoruz

Opr. Dr. İlker Kızıloğlu

Opr. Dr. İlker Kızıloğlu



16 Ekim 2018, 10:07

Bakmamız Gerekenden İki Kat Fazla Hastaya Hizmet Veriyoruz

İzmir’in Çiğli İlçesi’nde Mayıs 2016 yılında hizmete giren Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. İlker Kızıloğlu ile geçen sürede verilen hizmetleri konuştuk.

İzmir’in kuzey bölgesinde yarım asra yakın hizmet veren Karşıyaka Devlet Hastanesi ve Çiğli Devlet Hastanesinin toplam 272 yatak sayısı ve eskimiş binaları ile bölgede istenilen düzeyde hizmet verememesi üzerine bölgeye Mayıs 2016’da açılışı yapılan Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi inşa edildi. Kamu hastanelerinin alışılagelmiş görüntülerini geride bırakan Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi tek ve çift kişilik banyolu, TV ve internet bağlantılı, refakatçi koltuklu, geniş ve ferah odaları ile hastalarına hizmet veriyor. Hastane verdiği hizmetle Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Kâtip Çelebi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi diğer büyük hastanelerinde iş yükünü hafifletti. İzmir’in kuzey ilçelerinden gelen hastalar şehir içindeki hastanelere gitmeden Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde yüksek standartlarda hizmet almaktalar.

Dijital hastane olarak hizmete giren ve nerdeyse üç yılı geride bırakan kurumda bu süre içinde neler değişti, eksikleri var mı, hasta talebi ne oranda, talepler karşılayabiliyor mu, hastalar verilen hizmetten memnun mu, hastaların en fazla şikâyet ettiği konular ve bunların çözümü neler? Habergündemim bu ve benzeri soruları kurumun başhekimi İlker Kızıloğlu’na sordu.

Bilal Dursun Yilmaz: Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

İlker Kızıloğlu: 1973 Erzurum doğumluyum, ilkokul, Ortaokul, Lise, Üniversite ve Uzmanlık hayatımı hepsini İzmir’de gerçekleştirdim. İlkokulda Aydoğdu İlkokulu Ortaokulda Karşıyaka Gazi Lisesi, Lisem İzmir Atatürk Lisesi, Üniversitem 9 Eylül, uzmanlığımı da Yeşilyurt Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesinden aldım. Bütün öğretim hayatımı İzmir’de geçirdim. Evliyim 2 çocuğum var.

Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinden biraz bahseder misiniz? (hasta kapasitesi, günlük hasta kabulü, acile gelen hasta sayısı, yataklı servis vb.)

Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi fiziki şartları itibariyle 80 bin metrekare kapalı alan, 79 bin metrekare açık alan içinde 16 bin metrekare taban üzerine inşa edilmiştir. Bu kadar büyük fiziki şartlara sahip olmanın elbette avantajları ve dezavantajları var. Hastanemiz bölge hastanesi olması dolayısıyla yakın çevreden çok yoğun bir hasta teveccühü var. Kurumumuzda günlük poliklinik hizmet sayısı 11 binlere kadar çıkmaktadır. Acil servisimiz ise günde ortalama 1500 civarında acil hasta kabul etmektedir. Hastanemiz 517 yatak kapasitesine sahip, doluluk oran %90’ı bulmaktadır. Her gün yaklaşık 500 yatağımızın dolu olduğunu söyleyebiliyoruz. Özellikle erişkin yoğun bakımımız % 99,4 (yüzde doksan dokuz nokta dört) yoğunluk oranıyla hizmet vermekte. Kurumumuzda günlük yaklaşık 120 ile 140 arasında ameliyat yapılmaktadır. Hastanemizde 16 ameliyathanenin 16’sınında aktif çalıştığı A2 Grubu bir hastaneyiz. Yerleşkemiz bu altyapıya göre planlanmamış olup bugün itibariyle planlananın çok ötesinde hastaya hizmet vermektedir. Hastanemize hasta başvurularındaki yoğunluğun bazı sebeplerini söylemek gerekirse birincisi Karşıyaka Devlet Hastanesi ve Çiğli Devlet Hastanesi’nin birleşimi olarak planlanmış olması, ikincisi bölge hastanesi olarak planlanmış olması ki bundan dolayı çok yoğun bir başvuru oluyor. Bir de kolaylık olarak tabii İZBAN durağının da hastaneye yakın olması nedeniyle hasta ulaşımının da çok kolay olması ve 500 araçlık hasta otoparkının da bulunması planlanandan daha çok hasta başvurusuna sebep olmaktadır. Böylesi bir yoğunluk bazı krizlerin çıkmasına da sebep olmaktadır. Mesela resmi tatil günleri acil servise başvuru sayıları 2000’lerin üzerine çıkıyor. Özellikle pazartesi günleri 10.000’lerin üzerinde poliklinik başvurusu oluyor bu gerçekten bir kriz. Bunu tabii yönetmek gerekiyor. Bakanlığın verdiği MHRS standardını kabul ederek bir hesap yaparsak mevcut hekim kadromuzla normal olarak günde 4000-4500 hasta bakmamız gerekir ki biz şuan bunun çok üstünde hasta kabul etmekteyiz.

Göreve geldiğinizde neleri hedeflemiştiniz ne kadarını gerçekleştirdiniz?

Kurucu başhekimimiz Nazif hocamızı rahmetle anıyorum. Pek çok sağlık hizmetine imza atmış çok değerli bir başhekimimizdi. Onunla yolum 9 Eylül Üniversitesinde okurken kesişmişti. Benim asistanımdı. Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimimdi aynı zamanda da klinik şefimdi. O rahmetli olduktan 6 ay sonrada ben bu kuruma onun bıraktığı bayrağı devralmaya geldim. Nazif Bey rahmetli burası kurulurken çok büyük özverilerde bulunmuş. Ben Çiğli Bölge Eğitim Hastanesine geldiğimde kurumun A2 konumuna yani Bölge Hastanesi konumuna geçiş süreci devam ediyordu. Binanın alt yapı ve fiziksel sorunları devam ediyordu. İşletim sistemi henüz kurulmamış bir haldeydi. Bizim ilk amacımız bir an önce verilen hizmetin düzeltilmesi ve kurumun planlandığı şekilde işler hale geçirilerek yapısal eksiklerin tamamlanmasıydı. Misyon ve vizyonumuzu çizerken de kendimize, üniversite veya eğitim araştırma hastanesi olma rolünü biçtik. Bu yolda da adımlar attık ve önemli bir yerlere geldik.

Bu konudan biraz bahseder misiniz? Herhangi bir üniversiteyle afiliasyon protokolünüz oldu mu? Eğitim araştırma hastanesi olma konusunda hangi aşamadasınız?

Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi A2 grubunda bir hastane grubu Türkiye’de de birçok bölge eğitim hastanesi var. Bu hastane grubu ikinci basamağın üstünde, üçüncü basamağın altında hizmet vermektedir. Bu gurubun eğitim araştırma hastanelerinden farkı akademik kadrolarının olmamasıdır. A2 grubu hastanesi olarak asistan yetiştirmeye, asistan almaya ve eğitim vermeye yetkimiz yok. Aradaki temel fark budur. Bizim kurum yöneticisi olarak herhangi bir üniversiteyle protokol imzalama gibi bir konumumuz olamaz. Eğer böyle bir afiliasyon protokolü yapılacaksa bunu Sağlık Bakanlığı’nın temsilcisi olan İl Sağlık Müdürlüğü gerçekleştirir. Fakat biz afiliye olma aşamasında olan ve bizimle afiliye olmasını isteyen birçok üniversitenin olduğunu biliyoruz. Bunların resmi başvuruları da zaten İl Sağlık Müdürlüğü’ne olmuştur. İl Sağlık Müdürlüğü bunları değerlendirip gerekli incelemeyi yapıp Sağlık Bakanlığı’na da durumu bildirmiştir. Bundan sonraki süreç Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecektir. Aynı zamanda bizim hastanemiz bu afiliasyon (Sağlık Bakanlığı ve Üniversite hastanelerinin ortak kullanımını sağlayan anlaşma) süreci devam ederken bazı kliniklerin eğitim araştırma olması için geçen ay Sağlık Bakanlığımıza başvurdu. Bu süreç de ayrı bir koldan devam etmektedir.

Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi teknik ve fiziki olarak üniversite hastanesi olması konusunda yeterli donanıma sahip mi?

Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi bir üniversite hastanesi olmak için fiziki donanımı ve altyapısı açısından çok yeterlidir. Bizim 400 yatak kapasitemiz var ve yüzde yüzü nitelikli oda kapsamındadır, bu çok önemlidir. Türkiye’de çok az sayıda yüzde yüz odası nitelikli olan hastane vardır. 112 tane yoğun bakımlı yatağı olarak yani hastanenin yaklaşık %25’nin yoğun bakım oranı olduğu çok az hastane vardır. Bu anlamda hastanemiz üniversite olmak için gerekli tüm fizik yapı ve donanıma sahiptir.

Pek çok meslek ve sektörde ekip çalışması esas olup bu konuda teşvik ve özendirici çalışmalardan bahsetmek mümkün sağlık çalışanı olarak takım ruhunu destekleyen ve teşvik eden bir yönetici olduğunuzu düşünüyor musunuz? Bu konuda şahsi fikirleriniz nelerdir? Mesela kurumunuzun herhangi bir biriminde bir durum ve tespit için o birimin amirinin bilgisine mi doğrudan duruma muhatap olan çalışana mı danışırsınız?

Açıkçası ekip çalışmasını çok önemsiyoruz. Yönetime geldiğimden beri ekibimle sürekli bu kurguyu vurguluyoruz. Sağlıklı iletişim konulu dersleri anlatırken de hep aynı şeyi söylüyoruz. Biz bir futbol takımıyız gol atan kadar kaleci de libero da önemli bir takımda. Eğer 11 kişi varsa 11’ide ayrı ayrı önemli hiçbir kimse bir diğerinden yaptığı iş modelinde ne daha az önemli ne daha fazla önemli bu anlamda ekip çalışmasını çok önemsiyoruz. Özellikle bizim gibi birçok meslek grubunun aynı alanda çalıştığı bir iş koluysanız, ekip çalışmasının haricinde zaten düşünülemez. Özellikle acil servis gibi bir alanda hizmet veriyorsanız doktoru, hemşiresi, sağlık teknisyeni, sağlık memuru, ATT’si, parametriği, laboratuvar teknisyeni, temizlik personeli, güvenlik personeli, hasta karşılama personeli, hasta taşıma personeli gibi birçok meslek grubunun tek ortak amacının hastaya hizmet olduğu bir iş kolunda beraber hareket etmezsek sağlıklı hizmet veremeyiz. Ekip çalışmasını önemsiyoruz ve bunu geliştirmek için de birçok faaliyette bulunuyoruz. Hastanemizde sosyal alanların oluşturulmasından tutun da bu anlamda iletişimi arttırıcı toplantılar yapmak gibi birçok teşvik edici tedbirler alıyoruz.

Sorduğunuz sorunun ikinci kısmına şöyle cevap verebilirim. Bir yerde bir şey olduğunda personele mi yöneticiye mi danışırsınız dediğinizde ben her ikisine de danışırım. Çünkü iki farklı pencereden de görmek gerekiyor. Bir yönetici gözüyle acaba ne oldu neyi nasıl değerlendirdi bir de gerçekten eğer sahneye inmezseniz insana dokunmazsanız gerçeği bilemezsiniz. Bir de çalışanı dinleyip, muhatap olan ile konuşarak acaba gerçekten çalışan ne düşünüyor ne hissediyor bunu anlamak için iki tarafı birden dinlemeyi hep kendime düstur edinmeye çalışıyorum.

Daha Konforlu Bir Hizmet İçim 182’den Randevu Alınız

Yöneticisi olduğunuz hastanede hastalardan en fazla şikâyet aldığınız konu veya konular nelerdir? Hastaların ve çalışanların kolay ulaşabildiği bir yönetici misiniz?

Cevaba sondan başlayayım. Hastaların ve çalışanların çok kolay ulaşabildiği bir yöneticiyim. Kapım her zaman açık, kapım kapalı olduğunda da inanınki içerde bir görüşme vardır. Ya da bir hasta yakını vardır ya da bir çalışanımla görüşüyor oluyorumdur. Bu anlamda çok kolay ulaşılabilen bir yönetici olduğumu düşünmekteyim. Birçok şikâyet kanalımız var. Aslında salt şikâyet demeyeyim gerek hastaların gerek çalışanların memnuniyet ve şikâyetlerini iletilebilecekleri birçok kanalımız bulunmaktadır. Gerek kurum içindeki dilek ve şikâyet kutuları, web sitemizdeki “bize ulaşım” bölümü, BİMER, CİMER ve alo 184 Sağlık Bakanlığı SABİM’den tutun da direkt bana ulaşanlar ya da benim yönetim kuruluma ulaşanlar gibi pek çok kanaldan insanlar dilek, temenni ve şikâyetlerini çok kolay ulaştırabilmekteler. Tüm bu kanallardan gelen şikâyetleri topladığımızda bize ulaşan şikâyet yüzdesinin en başında hastaların poliklinik sırası alamaması olduğunu görüyoruz. Özellikle Romanoloji gibi Endokrin gibi bazı özel branşlar başta olmak üzere bazı polikliniklere vatandaşların sıra bulamaması en fazla şikâyet konusu. Bu konuda biz de bir şey yapamıyoruz. Özellikle sözünü ettiğim branşlarda İzmir’de hekim sayısı çok az, bizim hastanede de bu alanların bazılarında tek hekim bulunuyor başvuru sayısının çok fazla olması nedeniyle sıra almanın çok güç olduğu şikâyetleri var biz bu konuda hastalarımıza hep şunu söyledik, söylüyoruz “lütfen Sağlık Bakanlığımızın kurduğu sıra almayı kolaylaştıran MHRS sistemi alo 182 üzerinde sıra almaya çalışın” böylesinin hastalarımız için daha kolay, daha ulaşılabilir ve daha konforlu bir hizmet olacağını her platformda ve her alanda dile getiriyoruz. Lakin eskiden beri gelip kapıda sıra almak gibi alışkanlıklar olduğu ve vatandaşlarımız bu alışkanlıklarından vazgeçmediği sürece şikâyetlerinde sonu gelemeyecektir. Ne yapabilirsiniz ki bir hekimin günlük hasta bakabilme kapasitesi belli o yüzden de en çok gelen şikâyet bu sıra alamama konusu…

Sağlıkta Şiddet Haberleri Şiddeti Kanıksatıyor

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırı ve tacizlerle ilgili basına yansıyan haberlerin olumlu etkisi olduğunu düşünüyor musunuz? Bu tür haberler ve kamu spotları hasta ve yakınlarını sağlık çalışanlarına karşı kışkırtıyor mu yoksa öğretici ve engelleyici mi oluyor?

Bir kere çok üzgün olduğumuz bir günde bunu sordunuz. Dün (2 Ekim) akşam itibariyle psikiyatri hekimi hastası tarafından silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi başta ailesini olmak üzere tüm sağlık camiasını yasa boğdu. Detaylı konuşmak gerekirse bu tür haberlerin sağlıkta şiddeti önlemeye katkısı olduğunu düşünmüyorum. Aksine sağlıkta şiddetin kanıksanmasına ve bunun normalize edilmesine araç olduğunu düşünüyorum. Eğer bu tür haberler bilgilendirme ve bilgi edinme hakkı olarak düşünülüyorsa devamının da getirilmesi gerekiyor. Bir basın kuruluşu “evet böyle bir olay oldu ve biz bu durumdan halkı bilgilendirmekle görevliyiz” diyorsa bunun arkasına düşmeli ve böylesi bir haberin tüm süreçlerini takip etmeli. “Bir sağlık çalışanına fiziki ya da sözlü şiddet uygulandı” deyip haber yapıyorsanız 3 (üç) ay sonra mahkeme sonucunu “bu kişi ceza aldı cezası ve cezası ertelenmedi” denmelidir. Yoksa sadece fiziki şiddet, sözlü şiddet uygulanması olarak sunulan haberler belli bir süre sonra toplumda bunun normalize edilmesi ve bunun kanıksanması gibi patolojiler yarattığını düşünüyorum.

Başka eklemek istediğiniz şeyler var mıydı?

Birkaç tane özel şey söyleyebilirim. Bunlardan bir tanesi gerçekten bu sağlıkta şiddetin sona ermesinin ve bu konuda atılması gereken tüm adımların atılmasını halkımız ve devletimiz el ele vererek yapmasını istiyorum. İkincisi birçok meslek grubu kendi içinde personeline öncelik tanırken sağlık çalışanlarının kendisine bu önceliğin tanınmamasının ya da tanınması çalışmalarının bakanlığımız tarafından yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü çok ciddi bir hak ve aynı zamanda bir güç ve zaman kaybı oluşturduğunu düşünüyorum. Üçüncüsü ve en önemlisi de tüm sağlık çalışanlarının senelerdir alması gereken yıpranma payının alınması ve bunun daha da geliştirilmesi konusunda ki temennilerimdir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.